Mithat Kerim ARSLAN |
Mehmet BİLGİN |
| Tarih-Dil - Edebiyat Sempozyumu Dil Kİtabı |
| Tarih-Dil- Edebiyat Sempozyumu Tarih Kİtabı |
| Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türk Kültür Mirası |
| Uluslararası Kültür ve Tarih Sempozyumu |
| Trabzon Tarihi Sempozyumu |
| Türk Ocakları Genel Merkezi |
| Aydınlar Ocağı Vakfı |
| Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı |
| Ortadoğu Gazetesi |
| Yeni Volkan Gazetesi |
| Karadeniz Gazetesi |
| Irak Türkmen Cephesi |
| Trabzon Resimleri |
| Şehitlikte Tören |
| Eski Trabzon Resimleri |
| Karabağ |
Tarih-Dil- Edebiyat Sempozyumu Tarih Kİtabı
Trabzon Muhâfaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti İle Vilâyât-i Şarkıyye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyet | Trabzon Muhâfaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti İle Vilâyât-i Şarkıyye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyet |
|
|
|
| Yazar Günay ÇAĞLAR | |
| Friday, 29 February 2008 | |
|
Trabzon Muhâfaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti İle Vilâyât-i Şarkıyye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti Erzurum Şubesi’nin İlişkileri
30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasıyla birlikte, İtilaf Devletle-ri açısından Doğu Sorunu artık çözümlenmiş gözüküyordu. Öyleki, Mondros’ta dikte ettirilen belge sadece bir mütakere olmasına rağmen, bu belgenin hedefi fiili olarak Osmanlı İmparatorluğu’nun tasfiyesi ve Anadolu’nun çeşitli nüfuz bölgelerine ayrılması idi. Bu durum karşısında yediden yetmişe, bütün Türk Milleti bir çözüm arayışına düşmüştü. İstanbul’da 29 Kasım 1918’de değişik adlar altındaki elli bir dernek Millî Kongre adı altında toplanmışlardı. Millî Kongre, beyannamesinde amacını özetle şu şekilde açıklamıştı: “Millî Kongre’nin amacı, devlet ve milletin geçirdiği bu en müşkül ve tarihi anlarda, vatanın yüksek menfaatlerini ve hukukunu müdafaa etmek üzere faaliyete geçen Kuvay-ı Milliye’nin müşterek gayeye doğru sevk ve idaresini sağlamak için bütün müessese, cemiyet ve fıkraları bir araya getirmektir.” Kuvay-ı Milliye tabirini kullanan ilk siyasî teşekkül olan Millî Kongre’nin men-suplarının çoğu sonradan Anadolu harekâtına katılmışlardır. Birinci Dünya Harbi boyunca İtilaf Devletleri’nin yapmış oldukları Anadolu’yu taksim planları, Mondros Mütakeresi ve haksız uygulamaları karşısında, birinci derecede tehdit altında olan bölgelerde ise, bölgesel karakterli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri kurulmuştur. Trakya, İzmir, Doğu ve Doğu Karadeniz’in aydınları nitelikleri birbirlerine çok benzeyen Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’nin teşkilatlanmalarını sağlamışlardır. Bu cemiyetleri kuruluş tarihleri itibariyle şu şekilde sıralayabiliriz: -Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Heyet-i Osmaniyesi (2 Aralık 1918, Edirne) -Vilâyat-ı Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti (2 Aralık 1918, İstanbul) -Kilikyalılar Cemiyeti (2 Aralık, İstanbul) -İzmir Müdafaa-i Hukuk-ı Osmaniye Cemiyeti (2 Aralık 1918, İzmir) -Trabzon Muhâfaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti (12 Şubat 1919, Trabzon) Adlarını verdiğimiz bu cemiyetlerin tek gayesi, bölgelerinin tarih, coğrafya ve de-mografik yapı bakımından Türkler’e ait olduğunu ispat etmek ve Osmanlı’dan ayrılmamasını sağlamaktı. Bütün bunları bilimsel çalışmalarla yapmayı amaçlayan cemiyetler, her türlü ayrımcılığın üstünde faaliyette bulunmayı hedeflemekteydiler. Bu cemiyetleri kuran aydınlar Mondros Mütarekesi’nin haksız uygulamaları karşısında Müdafaa-i Hukuk’un kuvvete dayanması gerçeğini görmüşlerdir. İtilaf Devletleri’nin desteğini alan Rum ve Ermeniler’in Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerine ilişkin siyasî projelerine karşın gelişen mukavemet, bu bölgelerin Türk-İslam ahalisinin çok kısa sürede mahallî siyasî teşkilatlanmalarını gerçekleştirmiştir. Gerek Doğu Karadeniz Bölgesi’nde ve gerekse Doğu Anadolu’da siyasî teşkilat-lanmanın arkasında ittihatçı katkısı büyük ölçüde yer tutmaktadır. Mütakere’nin uygulanmasından önce, Enver Paşa’nın talimatını bölgeye iletmek amacıyla, Teşkilat-ı Mahsusa’nın adamlarından Yenibahçeli Nail Bey Batum’a, İttihatçılar’dan Filibeli Hilmi Erzurum’a, tüccardan Cafer Bey Trabzon’a kurye olarak gönderilmişlerdi. Kuryeler, Erzurum’da Albay Halit, Albay Rüştü ve Albayrak Gazetesi Müdürü Süleyman Necati Beyler’e Enver Paşa’nın talimatını iletmişlerdi. Böylece, Erzurum, Trabzon ve Kars ileri gelenlerinden oluşturulan bir heyet Arda-han Kongresi’ne katılmıştı. Bu Kongre’de Trabzon’da İstikbal ve İkbal adıyla çıkan, Batum’da Sâdây-ı Millet ve Erzurum’da Albayrak adlarıyla çıkacak olan gazetelerin millî uyanış ve millî savunma yolunda yayın yapmaları kararlaştırılmıştı. İlk önce Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin kuruluşunu gerektiren ortam ve Erzurum Kongresi öncesine kadarki faaliyetleri hakkında kısaca bilgi vermek istiyoruz. Trabzon ve yöresi İtilaf Devletleri’nin Türkiye’yi tasfiye teşebbüslerine karşı ilk mukavemet hareketlerinin başladığı bölgelerimizdendir. Bunda, bölge insanına bağım-sızlık ve hürriyetin ne kadar değerli olduğunu öğreten iki yıllık Rus işgalinin büyük etkisi olmuştur. 1919 başlarında Rusya’dan Samsun’a kadar uzanan sınırlar içerisinde; Rize, Gü-müşhane, Giresun ve Ordu illeri ile Trabzon Vilayeti’nden oluşan Doğu Karadeniz bölgesi hem içten hem de dıştan büyük tehlike içinde bulunuyordu. Mondros Mütarekesi’nin imzalanması sonrasında bölgede bir Pontus Rum Devleti kurmak için faaliyete geçildiği gibi, Barış Konferansı’nda Ermeniler’in de Trabzon üzerindeki emelleri açığa çıkmıştı. İtilaf Devletleri’nin gemileriyle Trabzon limanına getirilen Rum ve Ermeni çetecileri, yerli azınlıkların desteğiyle, Türk-İslam ahalinin mal ve canına kastetmeğe başlamışlardı. “Fakat, Trabzon’un uyanık halkı, vatansever aydınları Pontus yılanının başkaldırmasına meydan vermemek, muhtemel felâketi daha başlangıçta önlemek için birlik gösteriyorlardı.” O tarihlerde, Trabzon Vilayeti’ne yönelik tehditler sadece Rum ve Ermeni emelleri olmayıp, bu bölge için başka bir tehlike de Rus işgal döneminin ürünü olan Gürcülük cereyanı idi. Tüm bu tehdit ve tehlikelere karşı, yörede Türk halkının müdafaa-i huku-kunu sağlayacak bir gazete veya bir cemiyet yoktu. Mütareke sonrasında artan Rum çetelerinin faaliyetleri karşısında, Mondros Mütarekesi hükümleri gereğince, Ardahan-Oltu bölgesinden geri çekilen 3’ncü Kafkas Tümeni Trabzon’u korumakla görevlendi-rilmişti. Trabzon halkının mütareke sonrasında millî savunma yolunda attıkları ilk önemli adım 10 Aralık 1918’de İstikbâl Gazetesi’ni çıkarmaları olmuştur. Faik Ahmet (Barutçu) arkadaşı Mehmet Salih (Ongan)’le işbirliği yaparak, bu gazeteyi kurmuştur. Bu Gazete Trabzon’da Millî Mücadele’nin güçlü sesi olmuştur. O günlerde, Trabzon ve çevresinde, ayrıca İstanbul’da, bölge halkının haklarını savunmak amacıyla bazı cemiyetler kurulmuştur. Doğu Karadeniz bölgesindeki Türk ahalinin Mütareke sonrası geliştirdikleri mahallî siyasî faaliyetler 1919 Şubatı’nda farklı bir aşamaya ulaşmıştır. 10 Şubat 1919’da Trabzon’da Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti kurulmuştur. 14 Şubat’ta Cemiyet’in tüzüğü Hükümet’e verilmiş ve 15 Şubat’ta da İstikbal Gazetesi’nde Cemiyet’in kuruluşu ilân edilmiştir. Bu Cemiyetin kuruluşunda İstikbâl Gazetesi’nin rolü büyüktür. Aynı zamanda, yöredeki aydınların ileri görüşlülüğü kadar, şehirdeki sivil-asker resmî görevlilerin teşviklerinin de Cemiyet’in kuruluşunda büyük etkisi olmuştur. İlk kongresini 23 Şubat 1919’da gerçekleştiren Cemiyet, Trabzon Müftüsü İmameddin Efendi’nin başkanlığında toplanmıştır. Seçimler sonucunda Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti Başkanlığı’na Barutçuzâde Hacı Ahmed Efendi getirilmiş, on bir kişilik merkez kurulu ile dokuz kişilik yönetim kurulu seçilmiştir. Kongre’nin yaptığı toplantıda ilk önce Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin tüzüğü kabul edilmiştir. Sekiz toplantı yapan Kongre’nin aldığı kararlar özetle şunlardır: 1- Cemiyet’in Tüzüğünde belirtilen amaçlara ulaşılması için bir bütçenin düzenlenmesi karara bağlanmıştır. 2- Trabzon Vilayeti’nin Osmanlı Devleti’ne bağlılığını, toprak üzerindeki millî hakları ve meşru emelleri destekleyen tarihî, sosyal ve ekonomik belgelerin top-lanması kararı alınmıştır. 3- Diplomatik faaliyetlerde bulunmak üzere Avrupa’ya bir heyet gönde-rilmesi ve gönderilecek bu heyetin tespiti için görüş alış verişinde bulunmak üzere ayrı bir heyetin de İstanbul’a gönderilmesi kararlaştırılmıştır. 4- Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin amaç ve düşünce-lerini yazma görevi Faik Ahmet Barutçu’nun başyazarlığını yaptığı İstikbal Gazetesi’ne verilmiştir. Cemiyet Kongre’nin aldığı bu kararları bir beyanname ile yayınlamıştır. Avru-pa’ya gönderilecek heyet için Harbiye Nezareti’ne başvurulmuş ve bu heyeti tespit edecek Trabzon heyeti İstanbul’a gönderilmiştir. İzmir’in işgal edilmesi üzerine, Cemi-yet Avrupa’ya heyet gönderme fikrinden vazgeçmiştir. Birinci Trabzon Kongresi’nin kararları incelendiğinde, Trabzon Muhafaza-i Hu-kuk-ı Milliye Cemiyeti’nin başlangıçta Müdafaa-i Hukuku yayın yoluyla yapmayı amaçladığı görülmektedir. Cemiyet, Doğu Karadeniz’de kısa bir sürede yaygınlaşmış, bütün bölgenin birleşti-ği bir teşkilat haline gelmiştir. Bu Cemiyet, bölgenin Türk-İslam ahalisinin, Rum ve Ermeni emellerine mukavemetlerinin odak noktası olmuştur. Cemiyet’in kurulmasından kısa bir süre sonra Rize, Gümüşhane, Giresun ve Ordu’da şubeleri açılmıştır. 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgal edilmesi üzerine, ikinci kongresini toplayan Ce-miyet, bu kongrede, Müdafaa-i Hukuk’un yayın yoluyla sağlanması amacını aşarak, içinde silâhlı mücadelenin de bulunduğu daha etkin bir mücadelenin yapılması gerektiği kararını vermiştir. İzmir’in işgali toprakları her an böyle bir işgal tehlikesiyle karşı karşıya bulunan Doğu Karadeniz’i çok fazla etkilemiş, yöre halkının İzmir’in işgalini mitingler düzen-lemek ve protesto telgrafları göndermek suretiyle gösterdiği tepkiye, bölge ile ilgili olarak kurulmuş olan cemiyetler de katılmıştır. 22 Mayıs 1919 tarihinde toplanan İkinci Trabzon Kongresi, aşağıdaki kararları almıştır: 1-Azınlıkların işgaline karşı silahla karşı konulması 2-Silahla karşı koymaya hazırlık olmak üzere asker toplanması 3-Vilayet-i Sitte ile birlikte çalışmak üzere her vilayetten gönderilecek delegelerin katılmasıyla bütün Şarkî Anadolu’yu kapsayacak bir kongrenin toplanması. Cemiyet, silâhlı mücadeleye yönelik olarak Trabzon limanının kayıkçılarını silâh-landırmıştır. Şark Vilayetleri’nin tümünü kapsayan bir kongrenin toplanabilmesi için de, Kongre Heyeti ile Vilâyât-i Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin Erzu-rum şubesi, temasa geçmişlerdir. Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti Van, Diyarbakır, Bitlis, Mamüretülaziz ve Sivas Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri ile de bağlantı kurmuştur. Bilindiği gibi, IX. Ordu Kıtaat-ı Müfettişliği’ne tayin edilen Mustafa Kemal Paşa, 16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan ayrılarak, 19 Mayıs 1919’da Samsun’da karaya ayak basıp, Türk milletinin kurtuluşunun müjdecisi olmuştur. Mustafa Kemal Paşa’nın göre-vine başladığı ilk andan itibaren bölgenin geneli ile ilgili aldığı asayiş raporları pek yüz güldürücü değildi. Fakat, Trabzon Vilayeti halkının birlik ve beraberliği sonucu sağla-nabilen Trabzon’daki asayiş durumu, Mustafa Kemal Paşa’yı rahatlatmıştı. Şimdi de, Vilâyât-i Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti Erzurum şubesi-nin kuruluşunu gerektiren ortam ve Erzurum Kongresi’nin açılışına kadarki faaliyetleri üzerinde durmak istiyoruz. 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi sonucunda imzalanan Berlin Antlaşması ile Kars, Ardahan ve Batum Rusya’ya terkedilince, Erzurum bir hudut kalesi durumuna gelmişti. Böylece, Birinci Dünya Savaşı’nda Erzurum, Rus ordularının ilk hedefi olmuş, Türk Ordusu’nun Sarıkamış yenilgisinden sonra 16 Şubat 1916’da Rus işgali altına girmişti. Halk, Ruslar’la birlikte gelen Ermeniler’in katliâmından kurtulmak için ordu ile beraber Anadolu içlerine göç etmeye başlamıştı. Erzurum, Trabzon gibi, 12 Mart 1918’de kurtarıldığı tarihe kadar çok büyük acılar yaşamıştı. Şehir kurtarıldığında ise bir harabe halinde idi. Erzurum’u tamamen tahrip eden Ermeniler, çekiliş esnasında 2500’den fazla Müslüman’ı öldürmüşler, halkı büyük bir sefaletle karşı karşıya bırakmışlardı. Fakat, Erzurum’un asıl mücadelesi Mondros Mütarekesi’nden sonra başlayacaktı. Mütareke’de Trabzon’u Pontusçu Rumlar’a bağışlayan İtilâf Devletleri, Vilâyat-i Sitte adı altında Erzurum, Van, Bitlis, Harput, Diyarbakır ve Sivas Vilayetleri’ni de Büyük Ermenistan’a vadetmişti. İki yıl boyunca Rus esaretinde kalan, bu süre içinde ve Ruslar çekilirken, silahlı Ermeniler tarafından yapılan mezalimle karşı karşıya kalan Erzurum halkı, aynen Trabzonlular gibi, bağımsızlık ve hürriyetin ne anlama geldiğini çok iyi biliyordu. O nedenle, Vilâyât-i Şarkıye’nin geleceğini İstanbul’dan verilen talimatlar belirleyemezdi. Durum çok ciddiydi. Erzurum Vilâyeti’nin aydınları Vilâyât-i Şarkıye’de millî uyanış ve birliği sağlamaya çalışıyorlardı. Mesul müdürlüğünü ve başyazarlığını Süleyman Necati Bey’in yaptığı Albayrak Gazetesi, sadece Erzurum’un değil, bütün Vilâyât-i Şarkıyye’nin hak arayan sesi olmuştur. İkinci Ardahan Kongresi’nde alınan kararlar gereğince, Elviye-i Selase’de Ermeniler’in yaptıkları katliamı gündeme getirerek, oradaki Türkler’in hakkını da savunup, büyüyen tehlikelere dikkat çekiyordu. Mütareke’nin 24. maddesinin yöre insanında uyandırdığı rahatsızlık dolayısıyla, Erzurumlu Hoca Raif Efendi, İstanbul’a giderek bu konu ile ilgili bazı görüşmelerde bulunmuştur. Diyarbakırlı Süleyman Nazif’in çalışmaları sonucunda, 2 Aralık 1918’de Hoca Raif Efendi’nin de içinde bulunduğu bir grup aydın Vilâyât-i Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’ni kurmuşlardır. Cemiyet birkaç gün süren toplantılar sonunda, şu konuların müdafaasına karar vermiştir: 1- Doğu vilâyetleri tarihî bakımdan Müslüman Türk memleketidir. Bu bölgede Ermeniler öteden beri küçük bir azınlıktır. 2- Elli yıldan beri Ermeniler bu bölgede çeşitli siyasî öldürmeler ve komitacılıkla Müslümanlar’ı kendilerini müdafaa zorunda bırakmışlardır. İlk teşebbüs onlardan gelmiştir. İşte bu esaslar dairesinde davamızı bütün cihana karşı savunmak için Fransızca, “Le Pays” ve Türkçe “Hadisât” gazetelerinin çıkarılması. Bunlar için her türlü imkânın sağlanmasını Süleyman Nazif Bey üzerine almıştır. Bu hususlar Cemiyet’in nizamnamesinde de yer almış, ayrıca cemiyet merkezinin İstanbul olduğu, ve idare heyetinin kimlerden meydana geleceğine de nizamnamede yer verilmiştir. Cemiyet ilk kongresini 13 Aralık 1918’de yapmıştır. Kongrede 12 kişilik bir idare heyeti oluşturulmuş, idare heyeti başkanlığına eski Beyrut Valisi Diyarbakırlı İsmail Hakkı Bey, umumî katipliğe de Van mebusu Vasıf Bey seçilmiştir. Kongrede alınan kararlar şunlardır: 1- Avrupa’ya heyetler göndererek, hukukun müdafaasının sağlanması. 2- İstanbul’da Fransızca bir gazete kurarak, Cemiyet’in amaçlarının bütün dünyaya ulaştırılması. 3- Ermeni çetelerince yapılmış olan cinayetlerin açıklanması. Kısa bir süre içinde doğu vilâyetlerinde Cemiyet’in şubeleri açılmaya başlamış-tır.Vilâyât-i Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti üyesi bulunan Dursunbeyzâde Cevat Bey, Cemiyet’in merkezinden, onun Erzurum şubesini açma yetkisi alarak Erzurum’a gelmiş, burada aydınlarla yaptığı görüşmeler sonucunda, Erzurum Şubesi’nin açılmasına karar verilmiştir. 2 Mart 1919 tarihinde kuruluş için valiliğe müracaat edilmiştir. 10 Mart 1919 tarihinde valilik tarafından kurulmasına izin verilen Cemiyet’in Nizamnamesi’nde cemiyetin amacı; “Vilâyât-i Şarkıyye’de bulunan bilcümle anasırın millî ve siyasî hukukunun inkişafını temin edecek esbab-ı meşruaya teşebbüs ve vilâyât-i mezkûrenin İslâm ahalisinin tarihî ve millî hukuklarını medeniyet âlemi huzurunda müdafaa etmek, bu bölgede vakî olan cinayet ve mezalimin tahkik edilmesi için çalışmak ve hükümet nezdinde gerekli teşebbüslerde bulunmak” olarak açıklanıyordu. İlk toplantısını 6 Mart’ta yapan Cemiyet’in başkanlığına Hakkızâde Hacı Fehim Efendi, muhasipliğine emekli Binbaşı Süleyman Bey, katipliğine de Dursunbeyzâde Cevad Bey seçilmişlerdir. Daha valilikten Cemiyet’in kurulması için izin alınmadan Cemiyet, 9 Mart’ta bir beyanname yayınlamıştır. Bu beyannâmede; memleketin her tarafında bulunan camiler, kümbetler gibi dinî ve millî abidelerin bu toprakların sahiplerinin kimler olduğunu gösterdiği, Ermeni iddialarının mesnetsiz bulunduğu, tehcirden Ermeniler’in sorumlu olduğu belirtilerek, Wilson Prensipleri çerçevesinde bu gerçeklerin dünya kamuoyu önünde ispat edilmesi için Türk milletinden yardım istenilmiştir. Bu Cemiyet, Erzurum’da daha önce kurulmuş bulunan İstihlâs-ı Vatan Cemiye-ti’nin ortadan kaldırılmasını sağlayarak, Müdafaa-i Hukuk etrafında toplanılmasını da temin etmiştir. Cemiyet kurulduktan sonra faaliyetlerini bir türlü istenilen düzeye getirememiştir. Çeşitli sebeplerden kaynaklanan bu durumun giderilmesi ve faaliyetlere hız kazandırıl-ması için idare heyetinde bazı değişiklikler yapılmıştır. Cemiyet’in faaliyetleri Küçük Kâzım Bey’in çalışmaları ile hız kazanmıştır. 2 Nisan 1919’da yapılan bir toplantı sonucunda bir vilayet kongresi yapılmasına karar verilmiştir. 13 Mart 1919’da XV. Kolordu Komutanlığı’na tayin edilmiş olan, Kâzım Karabekir Paşa’nın 3 Mayıs 1919’da Erzurum’a gelmesi bölgenin geleceği açısından çok önemli olmuştur. Karabekir Paşa’nın Erzurum’a gelmesi üzerine Cemiyet temsilcileri Paşa’yı ziyaret ederek, Cemiyet’in kuruluş gayesini ve planlarını an-latmışlar, Paşa da onlara yardımcı olacağına söz vermiştir. O günlerde, doğu vilayetlerini, birbirine daha çok yakınlaştıracak bir olay yaşan-mıştır. 15 Mayıs 1919’da İzmir Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir. Türkiye’yi bir bütün olarak değerlendiren Erzurumlular, Erzurum işgale uğramışçasına büyük tepkiler göstermişlerdir. Erzurum Vilâyât-ı Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti ve Cemiyet’in kazalardaki şubeleri İzmir’in işgalini şiddetle protesto etmişlerdir. Erzu-rum’un İzmir’in işgali ve Yunanlılar’ın yaptıkları mezalimle ilgili protestoları TBMM’nin açılışına kadar devam edecektir. Yukarıda belirtildiği gibi, Erzurum’da bir vilayet kongresinin toplanması 2 Nisan 1919’da kararlaştırılmıştı. Bu kararın alınmasından sonra hazırlanan teşkilat nizamnâmesine göre;Vilâyât-i Şarkıye Kongresi’nin yapılacağından ilk defa burada söz edilmiş, ayrıca müdafaa-i hukuk’un ancak silahla sağlanabileceğine de karar verilmiştir. Uzun görüşmeler sonucunda, 29 Nisan’da bir miting düzenlenerek, halka bilgi verilmiş ve Şark Vilayetleri’ne kongreye davet telgrafları çekilmiştir. İkinci Trabzon Kongresi’nin toplantıları devam ederken, 30 Mayıs’ta Erzurum Vilâyât-i Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti tarafından bir telgraf gönderile-rek, Erzurum ve ya diğer bir vilayette toplanacak olan kongreye Trabzon da davet edilmiştir. Genel Kongre’nin Erzurum’da yapılmasının uygun görülmesinin çeşitli sebepleri vardır. Bunlar arasında; Erzurum’un XV. Kolordu’nun merkezi olması, İtilâf Devletle-ri’nin kontrol faaliyetlerinden uzakta bulunması sayılabilir. Bu düşüncede bulunan Vilâyât-ı Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin Erzurum Şubesi, bu konuda diğer vilayetlerin de görüşlerini almak istemiştir. Sivas, Diyarbekir, Mamuretilaziz, Bitlis, Van, Erzincan Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti şubelerine bir telgraf metni, Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’ne ise başka bir telgraf gönderilmiştir. Trabzon’a gönderilen telgrafta şöyle denilmekte idi: “Trabzon Muhâfaza-i Hukuk-ı Milliye Cem’iyyeti’ne (Erzurum’dan, Telgraf) 30.5.335 Irkî, dînî târihî-vahdet ile berâber, mukadderâtı müşterek olan Trabzon ve Vilâyât-i Şarkıyye’nin, tevhîd-i mesâ’i etmesi lâzımgelen ân-i târîhî, hulûl etmiştir. Trabzon, vilâyetlerimizin nefes-borusu ve gözü; ve buralar da, Trabzon’un bel ke-miğidir. Trabzon’un, bizsiz, dâhilî vilâyetlerimizin de, Trabzon’suz yaşaması imkânsız-dır. Bugün mukaddes vatanımıza gözdiken muhterisler, maksatlarına doğru mühim adımlar atmaktadırlar. Aramızda husûle gelecek bir ittihâdi sa’y ve emelin, bütün o ihtirâslara tekabül edeceği kanâ’atini beslediğimizden; muhterem ve hamiyyetmend Trabzonlu kardaşlarımıza, desti uhuvvet ve mu’âveneti uzatmağa; ve, hem-mukadderât olan diğer (Sivas, Diyarbekir, Ma’mûretil’aziz, Bitlis, Van gibi) beş vîlayet ile berâber tevhîd-i mesâî etmek; ve ahvâl karşısında, aynî vaz’iyette bulunmak; ve Vilâyât-i Şarkıyye Müdâfaa-i Hukuk-ı Milliyye Cem’iyyeti’nin Dersa’âdet’teki merkezinin muvâfakati takdîrinde, Erzurum’da veyahud dîğer mutavassıt bir vilâyette İn’ikad edecek olan Kongre’ye, sizin de iştirakinizi teklif ediyoruz. Bu husûstaki fikir ve nazarlarınızın serî’an bildirilmesini, ehemmiyetle temennî eyleriz. Hukuk-ı sarîhamızın, yâr ve ağyâr nazarında tecellîsi, bu tevhîd-i mesâinin ilk semeresi olacağı husûsuna, kanâatimiz berkemâldir.” Yukarıdaki telgrafta, Trabzon için, “Anadolu vilayetlerinin nefes borusu ve gözü” ifadesinin kullanılışı çok yerinde bir benzetme olmuştur. Akdeniz ve Ege’nin tümünün, Karadeniz’in Samsun’a kadarki kıyı şeridinin de yer yer işgal altında olduğu düşünülürse, Doğu Karadeniz kıyılarının ne kadar önemli olduğu anlaşılır. Doğu Karadeniz’in iç kısımlarla bağlantılı tek limanı Trabzon olduğu gibi, aynı zamanda güvenlik ve müdafaa-i hukuk teşkilatı bakımından da emin bir yerdi. Kısacası, Trabzon Doğu Anadolu’nun dışa açılan kapısı durumundaydı. Toplantı halinde bulunan Trabzon Kongresi aynı gün Erzurum Vilâyât-i Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’ne tarihî cevabını verdi. Bu cevap, Erzurum’dan yazılan telgrafı almadan önce Kongre kararıyla Erzurum’a yazılan telgraftı. Trabzon ve Erzurum’da alınan bu karar, aynı zamanda ifâde edilmiştir. Bu telgrafta şöyle deniliyordu: “Vilâyât-i Şarkıyye Müdâfa’a-i Hukuk-ı Milliye Cem’iyyeti Erzurum TELGRAFNÂME MAHRECİ: Trabzon NUMROSU: 3149, KELÎMESİ: 186 (Yazılış) TÂRÎHİ: 30/5/1335(1919) (Erzurum’da alındığı) TÂRÎH: 30/5(1335/1919) Sâat: 2 sonrada (yanî, 14’te) Vilâyetimiz’de İn’ikaad ve birkaç günden beri, (Rize, Trabzon/Merkez, Gümüşha-ne, Giresun ve Ordu Sancakları ile Kazâlar’ından oluşan) bilcümle mülhakaat murah-haslarımızdan mürekkeb olarak ictimâ’ eden Kongre’de âtî-i muzlim bulutlarına karşı, tedâbîr-i lâzıme ve ihtiyâtkârânede bulunmak; ve merkezi Erzurum Vilâyeti’nde olmak üzere, Erzurum Vilâyât-i Şarkıyye murahhasları’ndan mürekkeb mu’azzam bir kongre-nin, kısa bir müddet zarfında ‘akdini, müttefikan taht-ı karâra almıştır. Erzurum’un, vasatta ve öteden beri, ma’rûzi mehâlik olması ve (R. 1294/1878’den sonra) serhadde bulunması hasebiyle; vilâyât-i mezkûre arasnda, an’anevî ve târîhî mevkı’i vardır. İctimâ’ın orada vukuu’unu ve maksad-i millîye vusûl için, sür’ati husûlünü, şiddetle ârzû eylemekteyiz. Keyfiyyet’ten: Sivas, Diyârbekir, Van, Bitlis, Ma’mûretil’aziz Vilâyetleri’ni de, haberdâr eyledik. İ’zâm kılınacak murahhaslar’ı, milleti bihakkın temsîl etmeleri için; her kazânın lâakal bir murahhası bulunması esâsını kabûl ettikleri; orada teşekkül edecek Kongre yevmi İctimâ’ı müsta’cel telgrafla bildirildiği gün, Vilâyetimiz, murahhaslarını i’zâm eylemek de, te’ahhur etmiyecektir. Vilâyât-i sâire ile ve bilmuhâbere, bu husûsun te’mîni, fa’aliyeti ma’lûme-lerinden muntazardır. Cenâbi-Hakk’ın inâyetine ve yekdîgerine sûveri ‘adîde ile merbûtiyetlerini her zamân izhâr eden Anadolulular’ın ‘azm ü sebâtına müsteniden, hareket(imiz’in), münteci muvaffakiyet olacağına, emniyyetimiz berkemâldir. Trabzon’da Muhâfaza-i Hukuk-ı Milliyye Cem’iyyeti Kongre Hey’eti” Bu telgrafın metnini incelediğimizde, Trabzonlular’ın her türlü şahsi düşünce ve duygudan uzak bir şekilde ülke menfaatlerinin gerektirdiği bir davranış biçimiyle Erzu-rum’un konumu, tarihi fonksiyonu ve şartları gereği, Millî Mücadele’nin perdesini açma hakkının Erzurumlular’a ait olmasını kabullenmede tereddüt göstermedikleri görülmektedir. Vilâyât-i Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti için çok anlamlı olan bu destek, Erzurum’da “Kemal-i hürmetle” karşılanmıştı. Bunu Erzurum’dan Trabzon’a gönderilen 31 Mayıs günlü telgrafta açıkça görmekteyiz. “Trabzon Muhâfaza-i Hukuk-ı Milliye Cem’iyyeti Riyâseti’ne Erzurum, 31/5/1335 Teklîfiniz, burada kemâl-i hürmetle karşılandı. Artık, mukadderâtımız gibi, âmâl ve mesâ’imiz de birdir. Vilâyât-i Şarkıyye’deki hukuk-ı mukaddese-i İslâmiyye’nin müdâfa’a ve muhâfazası vazîfe-i târîhiyye ve milliyyesi: kan, târîh ve dîn iştirâkiyle, yekvücûd olan Türk ve Kürd’e teveccüh etmiş olduğundan; teklîf-i ‘âlîleri’ne, tamâmen iştirâk eylemiş olduğumuzdan bahisle; iş’ârât-i birâderânelerinin, ehemmiyetle nazar-i dikkate alınmasını te’kîden, Vilâyâti Şarkıyye’ye yazıldı. Umûmî Kongre esâsâtını, hâzırlamağa başladık. Diğer vilâyetlerden cevâb vürûdunu müte’âkıb, ictimâın akdi için arz-ı keyfiyyet edilecektir. Âtî’den emîn olarak, samîmî ihtirâmlarımızı, teşekkürâtımıza terdîf eyleriz. Erzurum Vilâyât-i Şarkıyye Hukuk-ı Milliyye Cem’iyyeti” Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti, Erzurum’da toplanacak büyük kongreye katılacak temsilcilerinin seçiminde her kazanın en az bir temsilcisi bulunması esasını kabul ederek, hemen hazırlıklara başlamıştır. Erzurum’da da Vilayet Kongresi, bütün sancak ve kazalardan gelen temsilcilerin katılmasıyla 17 Haziran’da toplanmış ve 21 Haziran 1919’da sona ermiştir. Vilâyet Kongresi’nde alınan yeni kararlar doğrultusunda, teşkilatın genişletilmesi çalışmalarına devam edilmiş ve Erzurum Kongresi için hazırlıklara devam edilmiştir. Bilindiği gibi, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmış olan Mustafa Kemal Paşa’nın tek amacı vardı. “Hakimiyet-i milliyeye müstenit, bilâ kaydû şart yeni bir Türk Devleti tesis etmekti.” Paşa, Samsun’a çıkar çıkmaz bu amacını tatbike başlamıştır. Planını tatbike başlangıç noktası olarak seçtiği Erzurum’a bir an önce varmak arzusunda olan Paşa, bir müddet beklemek zorunda kalmıştır. Paşa’nın Erzurum’u seçmesinin sebep-leri arasında Kâzım Karabekir Paşa’nın XV. Kolordu Kumandanı bulunması, halkın teşkilatlanmış olması da sayılabilir. Mustafa Kemal Paşa’nın asıl maksadını anlayan İngilizler, Hükümet’e baskı yaparak O’nun İstanbul’a çağrılmasını istemişlerdir. Artık Anadolu ve Rumeli’deki millî teşkilatların birleştirilmesi zamanının geldiğine inanan Mustafa Kemal Paşa, Sivas’ta genel bir Kongre toplamak fikrini uygulamaya sokmuş, 21/22 Haziran 1919’da Ali Fuat Paşa, Rafet Paşa ve Rauf Bey ile birlikte Amasya Tamimi’ni hazırlamışlardır. Bu tamimde Millî Mücadele’nin hedefleri belir-lenmiş, 10 Temmuz’da Erzurum’da bir kongre toplanacağı, Sivas’a da kongre için temsilcilerin gönderilmesi istenilmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın 3 Temmuz’da Erzurum’a gelmesiyle, Vilâyât-ı Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin Erzurum şubesinin faaliyetleri hızlanmış ve Kongre çalışmaları etrafında yoğunlaşmıştır. Esasen, Mustafa Kemal Paşa Erzurum’a gelmeden önce de Cemiyet’in Erzurum Şubesi’ne büyük katkılarda bulunmuştur. Örneğin; Posta ve Telgraf Müdüriyeti’nce, Cemiyet’in gönderdiği telgrafların yazılmadığını öğrenen Mustafa Kemal Paşa, bu hususta gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamıştır. Sonuçta, Posta ve Telgraf Müdüriye-ti’nce verilen emir geri alınarak, Cemiyet’in telgrafları yazılmıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın bazen de Cemiyet’e rehberlik ettiği görülmektedir. Onun 4 Haziran 1919’da Cemiyet’e gönderdiği telgraf buna bir örnektir: “Millî cemiyetlerden Avrupa’ya gidecek heyetin programını talep hakkındaki teşebbüsata dair hususatı Trabzon Vilayeti’ne bildir. Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemi-yeti’nin Trabzon’daki Millî Cemiyetler’e bu babdaki teşebbüsatını ihbar vaatlerini aynı zamanda Şarkî Anadolu Vilâyâtı’ndaki cemiyetleri aynı vazife-i vataniyeye davet eylemleri münasip olur.” Hükümet’in İstanbul’a dönmesi yolundaki baskıları sonucunda, 8 Temmuz’da askerlikten istifa etmek zorunda kalan Mustafa Kemal Paşa, Vilâyât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti Erzurum Şubesi İdare Heyeti’nce Cemiyet’in heyet-i faalisine kabul edilmiştir. 10 Temmuz’da da Mustafa Kemal Paşa heyetin başkanlığına, Rauf Bey ise ikinci başkanlığa seçilmişlerdir. Kongre hazırlıklarıyla görevli Hey’et-i Fa’ale ilk toplantısını 10 Temmuz’da yap-mıştır. Bilindiği gibi, Kongre’nin toplantı tarihi olarak 10 Temmuz tespit edilmiş, fakat temsilcilerin zamanında Erzurum’da toplanamamaları yüzünden Kongre tarihi 23 Temmuz’a ertelenmiştir. Erzurum Kongresi’ne katılacak olan Trabzon temsilcilerinin Erzurum’a gönderil-mesi hazırlıkları ile meşgul olan Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti bu arada, Erzurum Vilâyât-i Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’ne gönderdiği 25 Haziran tarihli bir telgrafla Kongre’ye Trabzon Vilayeti adına katılacak olan 20 kişinin barınmaları için uygun bir yerin hazırlanması ve yemeklerini yiyecekleri lokan-tanın ayarlanmasını istemiştir. Cemiyet, 2 Temmuz 1919’da da Ramazan Bayramı dolayısıyla, Erzurum Vilâyât-i Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti Başkanlı-ğı’na bir kutlama telgrafı göndermiştir. 10 Temmuz’da toplanması kararlaştırılan Erzurum Kongresi’ne katılacak olan, Trabzon Vilayeti temsilcileri 5 Temmuz 1919’da Trabzon’dan törenle Erzurum’a uğur-lanmışlardır. Maçka’dan Erzurum Cemiyet Başkanlığı’na 5 Temmuz 1919 tarihli telgrafa ek olarak gönderilen 6 Temmuz 1919 tarihli telgrafla da Trabzon Vilayeti temsilcilerinin o gün Maçka’dan hareket ettikleri bildirilmiştir. Erzurum Cemiyeti Başkanı Râif Hoca’nın 10 Temmuz 1919 tarihli telgrafından anlaşıldığı gibi, Trabzon ile Erzincan, Suşehri, Tercan temsilcileri 11 Temmuz 1919’da Erzurumlular’ca, şehrin dışında Ilıca mevkiinde karşılanmışlardır. Konuklarla birlikte şehre dönülürken yolda mola verilmiş ve çay içilmiştir. Tekrar yola çıkılmak üzere iken, Atatürk’ün Trabzon temsilcilerine hoş geldiniz demek üzere geldiği görülmüştür. Ata-türk’ün kısa bir konuşma yapmasının ardından, Trabzon temsilcisi Servet Hacısalihoğlu da kısa bir konuşmayla teşekkür etmiştir. Daha sonra hep birlikte şehre dönülmüştür . Kongre hazırlıklarının yoğun olarak sürdüğü bu günlerde, Mustafa Kemal Paşa ve Rauf Bey’in Kongre’ye katılabilmeleri için Erzurum Vilâyât-i Şarkıye Müdafaa-i Hu-kuk-ı Milliye Cemiyeti üyelerinden Cevat ve Kâzım Beyler Kongre’nin Erzurum tem-silciliğinden istifa ederek, yerlerini Mustafa Kemal Paşa ile Rauf Bey’e bırakmışlardır. Erzurum’da kendilerine hazırlanan Hacı Dede Ağa’nın büyük konağında kalan Trabzon temsilcileri, Kongre’nin açılışına kadar, kendi aralarında bazı sorunları tar-tışmışlardır. Tartıştıkları en önemli konu Kongre başkanlığına kimin seçileceği konusu idi. Sonuçta, Kongre başkanının Erzurum temsilcileri tarafından belirlenmesini, baş-kan vekilliğine de bir Trabzon temsilcisinin getirilmesini kararlaştırmışlardır. Erzurum temsilcileri ile XV. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa, Kongre başkanlığına Mustafa Kemal Paşa’nın getirilmesinden yana idiler. Trabzon temsilcilerinin bir kısmı, kongre başkanlığına bir askerin getirilmesinin yabancı devletler tarafından hoş karşı-lanmayacağını belirtmişseler de, Trabzon temsilcilerinin diğer kısmı, Mustafa Kemal Paşa’nın kongre başkanlığını desteklemişlerdir. Kongre için Erzurum’a gelen diğer illerin mümessillerinden gizli olarak, yalnız Er-zurum ve Trabzon Vilâyetleri mümessilleri arasından seçilen birer kişi 17 Temmuz ve 19 Temmuz günleri bir araya gelip, 7 maddelik, Kongre’nin açılış günü ve sonrasının programını hazırlamışlardır. Erzurum’dan Cemiyet Başkanı M. Râif Dinç ve Trab-zon’dan Eyübzûde İzzet Beyler’in hazırlamış oldukları bu programın metni aşağıda verilmiştir: “17 Temmuz 335 1-(21 Temmuz) Pazartesi gününe kadar Diyârbekir, Ma’mûretilazîz Vilâyetle-ri’nden muvâfakat cevâbı alınır ve ekseriyyet husûl bulursa, Kongre küşâd edilecek. Cevâb gelmediği takdîrde, (24 Temmuz) Perşembe gününe te’hîrile; Perşembe günü, behemehâl açılacaktır. 2-Du’â’yı müte’âkıb Kongre, bir a’zây-i müsin tarafından, küşâd edildi şeklinde, açılacak. Ve murahhaslardan başkasının, çıkması, ricâ edilecek. 3-Her vilâyetin mümessillerinden birer zât alınarak; yedi kişiden mürekkeb, bir İ’timâdnâme Tedkîk Encümeni Teşkîl edilecektir. 4-Kongre’nin küşâdında Erzurum Müftîsi (Solakzâde M. Sâdık SOLAKBAY), mûmâileyh kabûl etmediği takdîrde, Şiran Müftîsi Hasan (Fahri POLAT) Efendi, bir du’a okuyacaktır. (19 Temmuz 335): 5-Re’ylerin ne sûretle, vâcibülittibâ’ olması mes’elesi. 6-Mustafâ Kemâl ve Kâzım (KARABEKİR) Paşalar’la, zîrdeki mevâddın tesbîti için, bir Hey’et’in, müşêrünileyhüm nezdine gönderilmesi: a)İ’âşe, para, mühimmât; b)Şekl-i idâre ordu ve Kuvây-i Milliyye, bir-kütle hâlinde çalıştığı takdîrde- mercî’i’nin ta’yîni; c)İstikbâl derpîş edilerek, şimdiden her türlü mevâddın, (“Erzurum Kongresi”ne katılan: Trabzon, Sivas, Erzurum, Ma’mûretilazîz, Bitlis, Diyârbekir ve Hakkâri’yi de içine alan Van’dan oluşan) Vilâyât-i Seb’a’ya idhâli; ç)Zâbitân’ın tasfiyesi; d)Sevâhil’in, Rumlar ve Ermeniler hesâbına, Düvel-i İ’tilâfiyye tarafından ânî sûretde vukuu bulacak işgaline karşı; Sevâhil Hıfzı’nın alacağı vaz’iyyet; ve bunun zahîrî olan Kuvây-i Milliyye’nin hatt ü hareketi; e)(Nisan 1918’de, “Kırkyıllık” esâretten kurtulup, resmen anavatana katılmışken, Mondros Mütârekesi ile millî hudûdlar dışında bırakılan: Kars-Ardahan Oltu dahil-Batum/ Artvin dahil) Elviye-i Selâse (Üç-Sancak) ve Nahçıvan’da (İngilizler’in Nisan 1919 dan beri işgal ettirdiği Ermeniler’in yerli Türkler’e karşı yapmakta devam ettikleri) katli’âmlara (soykırımlarına) karşı, tedâbir ittihâzı 7-Kongre’de, her vilâyetin ahvâl-i husûsiyyesi nazari i’tibâra alınarak, bir nizâmnâme yapılması.” Kongre hazırlıkları devam ederken, Erzurum, Trabzon ve Sivas temsilcileri arasın-da bir takım sorunlar yaşanmıştır. Açıklandığı gibi, Trabzonlu temsilcilerle ilk sorun Mustafa Kemal Paşa’nın Kongre başkanlığı dolayısıyla yaşanmıştı. İkinci sorun ise, Erzurum temsilcilerinin kongreyi Vilâyât-i Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiye-ti’nin merkezi adına açmak istemeleri üzerine yaşanmıştır. Trabzon temsilcileri buna şiddetle itiraz ederek, kendilerinin İstanbul’daki Cemiyet’le bir ilgilerinin olmadığını belirtip, eğer Kongre bu düşünce ile açılacak olursa, Erzurum’u terk edeceklerini bil-dirmişlerdir. Bundan dolayı, Erzurum Vilâyât-i Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti İstanbul merkezine 21 Temmuz’da bir telgraf göndererek, kongrenin başka vilayetlerin de katılmasıyla genel bir nitelik kazandığını bildirmiştir. Bu telgrafa bir cevap gelmemesi üzerine, Erzurum Kongresi bağımsız bir niteliğe kavuşmuştur. Sivas temsilcileri ile yaşanan sorun ise, Trabzon ve Erzurum Vilayetleri temsilcile-rinin kendi aralarında gizli olarak görüşmelerinden kaynaklanıyordu. Sivas temsilcileri bu toplantılardan haberdar olunca, Erzurum Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti başkanlığına gönderdikleri bir yazı ile bu durumu protesto etmişlerdir. 23 Temmuz 1919’da açılan Erzurum Kongresi’nin başkanlığına Mustafa Kemal Paşa seçilmiştir. Kongre başvekilliklerinden birine Trabzon temsilcisi İzzet Eyüboğlu ve iki divan kâtipliğinden birine de Trabzon temsilcisi Abdullah Hasip Ataman getiril-mişlerdir. Hummalı bir çalışma faaliyeti içine girmiş olan Kongre’nin hedefi, her türlü iç ve dış tehlikeye karşı ortak hareket edilmesi ve bir birlik oluşturulması idi. Kongre’nin 3 Ağustos günlü toplantısında Sürmene temsilcisi Ömer Fevzi Bey ve arkadaşlarının 22 maddelik bir program taslağı reddedilmiştir. Kongreye sunulan taslak, adem-i merkeziyet havası taşıdığından, Ömer Fevzi Bey bu hareketinden dolayı, itibarını kaybetmiştir. 7 Ağustos’a kadar süren Doğu Vilayetleri Kongresi, kongre bitiminde bir beyan-name ile nizamnâme yayınlamıştır. Çok zor şartlar altında dağıtılması sağlanan “Şarkî Anadolu Vilâyât-ı Erzurum Kongresi Beyannâmesi” on maddeden oluşmaktaydı. Söz konusu beyannamenin giriş bölümünde, Aydın Vilâyeti’nde Yunanlılar’ın, Kafkasya’da Ermeniler’in, Karadeniz kıyılarında Rumlar’ın Müslüman ahaliye yaptığı mezalimden dolayı, milleti parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya gören Doğu Anadolu halkının kurduğu cemiyetler aracılığı ile Erzurum Kongresi’nin toplandığı anlatılıyordu. Kongre bitiminde, Vilâyât-i Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin doğu illerindeki şubeleri ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin bütün şubeleri birleştirilerek, merkezi Erzurum’da olmak üzere, Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuştur. Cemiyet’in Heyet-i Temsiliye adlı yönetim kadrosu 9 kişiden oluşturulmuştur. Heyet-i Temsiliye’nin iki üyesi Trabzon temsilcilerinden İzzet Eyü-boğlu ile Servet Hacısalihoğlu idi. Kongre’den sonra, temsilciler önce Atatürk’ü ziyaret ederek başarı dilemişler, son-ra vedalaşıp yola çıkmışlardır. Erzurum Kongresi’nde alınan kararların birinci maddesinde, Trabzon vilâyeti ve Canik sancağı ile Doğu vilâyetlerinin herhangi bir sebeple birbirlerinden ayrılmasına imkan olmayacak şekilde bir bütün oluşturdukları belirtiliyordu. İkinci maddede ise, Rum ve Ermeniler’in gizli ve açık her türlü faaliyetleri karşısında birlikte hareket ede-ceklerinin kabul edildiği ilân ediliyordu. Kongre kararlarında, Paris Barış Konferan-sı’nda savunulan bölge ile ilgili Rum ve Ermeni emellerine karşı çıkılacağı ve her türlü vasıtayla karşılık verileceği belirtiliyordu. Bu arada, Rum ve Ermeni unsurun kanuni hakları ile mal, can ve ırzlarının korunması hukukî, dinî ve millî geleneklerin bir gereği olarak kabul ediliyordu. Erzurum Kongresi bölgesel karakterde olmasına rağmen, yurdun bütününü ilgilen-diren önemli kararlar almıştır. Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurulma-sıyla, Doğu Anadolu’da bir birlik oluşturulmuş, harekât tek elden idare edilmeye baş-lanmıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın başında bulunduğu Heyet-i Temsiliye Millî Mücadele’nin idare merkezi konumundadır. Sivas Kongresi’nin bitimine kadar da bu konumunu, sürdürecektir. Erzurum Kongresi’nde alınan kararlar, Millî Mücadele’nin programını oluşturmuş ve bu kararlar uygulanma olanağına kavuşmuşlardır. SONUÇ Millî Mücadele tarihinde çok önemli bir yere sahip olan Erzurum Kongresi’nin ta-sarlanma ve toplanmasında Vilâyât-i Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin Erzurum şubesi ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nin rolleri çok büyük olmuştur. Trabzon merkez olmak üzere Doğu Karadeniz’de bir Pontus Rum Devleti’nin ku-rulması faaliyetlerini engellemek amacıyla kurulan Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti, Doğu Karadeniz’de Millî Mücadele’nin temellerinin atılmasında büyük rol oynamıştır. Vilâyât-i Şarkıye’de bir Ermenistan’ın kurulması faaliyetlerinin önüne geçmek üzere kurulan Vilâyât-i Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti ve bu Cemiyet’in Erzurum Şubesi de Vilâyât-ı Şarkıye’de Millî Mücadele’nin teşkilatlanmasında büyük adımlar atmıştır. Her iki Cemiyet’in Rum ve Ermeni tehlikesine karşı ortak hareket etmek a-macıyla, Şark Vilayetleri adına Erzurum Kongresi’nin toplanmasına öncülük etmeleri, onları Millî Mücadele tarihinde çok üstün ve ayrıcalıklı bir konuma getirmektedir. Çünkü, Millî Mücadele’nin gerçekçi bir ifadesi olan Misâk-ı Millî ilk olarak Erzurum Kongresi kararlarında belirlenmiştir. Mustafa Kemal Paşa liderliğinde gerçekleştirilen Millî Mücadele’nin kısa adı olan Misâk-ı Millî’nin belirlenmesini sağlayan Erzurum Kongresi’nin gerçekleştirilmesinde öncülük yapan Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti ile Vilâyât-i Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti Erzurum Şubesi bu hizmetleri dolayısıyla, Millî Mücadele tarihinde çok özel bir konuma ulaşmış olmayı fazlasıyla hak etmişlerdir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|