Trabzon Türk Ocağı Resmi Sayfası ...... .................. Trabzon Türk Ocağı Resmi Sayfası

Increase font size  Decrease font size  Default font size  Skip to content
Trabzon Türk Ocağı İnternet Sayfasına Hoş Geldiniz
Anasayfa
Torunlarımız bu günlerden utanacak PDF Yazdır E-posta
Yazar Mithat Kerim ARSLAN   
Sunday, 20 December 2009
Günümüzün en önemli konularından birisi terörün kökünün kazınması ise diğeri de demokrasi ve yöneticilerin ciddiyetidir.
DTP hukukun gereği olarak kapatıldığına göre yapılacak iş süratle terörün üzerine gitmek onun dağ kadrolarını ve ekonomik destekçilerini yine hukuk içinde ortadan kaldırmaktır. Devlet ciddiyetle bu noktaya yoğunlaşmalı ve gereğini yapmalıdır. Bu onun vazgeçilmez görevidir.
Türkiye Kamu-Sen, Kasım ayı için tek kişinin yoksulluk sınırını bin 442 TL, 4 kişilik ailenin asgari geçim sınırını ise 2 bin 882 TL olarak hesapladı.
Şimdi sormak gerekir: Ülkemizde yaşayabilmek için kaç kişi ve kaç aile bu imkânlara sahiptir? Yeni türeyen yüzlerce, binlerce yeniyetme zenginler hariç…! İktidarın görevi muhalefete lâf yetiştirmek veya gerginlik ortamı oluşturmak değil, başını iki elinin arasına alarak bu hususlarda nerede noksan yaptığını düşünmektir. Halkın büyük çoğunluğu işsiz ve aç durumdadır. Bu sıkıntılara çözüm bulmadan her gördüğü mikrofona uzanıp bağırıp çağırmak aklı başında bir yönetimin harcı olamaz.
Kürt açılımı denildi, iş bölücülüğe kaydı, vazgeçildi. Demokratik çözüm denildi, aynı kapıya çıkacağı(!) görüldü, vazgeçildi. Milli birlik ve beraberlik projesi denildi, içi boş çıktı, üstelik muhatapları tarafından reddedildi. Artık AÇILIM vs gibi boş ve yanlış ifadelerin devri geçmiştir.
Baktılar ki içeride işleri yürütemiyoruz, görüntüyü yurt dışından kurtaralım dediler; daha sözleri bitmeden reddedildiler. Neymiş efendim? İsrail-Suriye, ABD-İran arasında, İsrail-Filistin arasında arabulucu olacaklarmış! Arap Birliği toplantısı yapıldı, toplantıya bile çağırılmadılar, üstüne üstlük “Bizim işlerimize kimse dışarıdan karışamaz” cevabını aldılar. İsrail Türkiye’nin değil, Fransa’nın arabuluculuğunu istiyor.
Bu defa içeriye döndüler, biz “Yeni Osmanlı”yız dediler. Osmanlı değil, “Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi”nin uygulandığını, kendilerinin de bu projede görevli eleman olduklarını unutmuş gibi davrandılar. Kimse yutmadı tabii! Şöyle bir düşünelim: içeride milletini doyuramayan bir yönetimi dışarıda kim dinler ki? Bu da yetmez, sen önce kendi ülkende demokrat ol derler! Demokrasi slogan işi değildir. İşe önce TBMM’de başlanmalıdır. Yönetici kendini tek hâkim olarak görüyor ve alınan bütün kararlar bir kişinin iradesiyle alınıyorsa, milletvekilleri sadece el kaldırıyorsa, onların bile gelecekleri sadece genel başkana bağlıysa, milletvekillerinin dokunulmazlığı sayesinde suç işleme hakları var ama yönetimin kararlarına karşı hiç söz hakları yoksa demokrasi nerede ve nasıl işliyor konusunda ciddi bir sıkıntı var demektir. Yeni Osmanlıcılık tek kişilik saltanat mı? Zamanı geçmiş bir rejime bel bağlamak doğru olur mu?
Yönetimin kararlarına karşı ağzını açmak isteyen milletvekilleri hemen çizildi ama kanun önünde dokunulmazlıkları halen duruyor.
Batıda sosyal demokrat var, Hristiyan demokrat var, bizimkiler üç yıl önce biz de muhafazakâr demokratız dediler, içini dolduramayınca ondan da vazgeçtiler. Yani ülkeyi yönetim felsefesi belirsiz durumdadır. Cumhuriyetin kuruluş felsefesi ile uyumlu olamadıkları da düşünülürse,…vah(!) milletin haline demeyelim de umutla neyi bekleyelim?
Dönemi geçmiş bir yönetim ülkeyi düzlüğe çıkartamıyor.
 
< Önceki   Sonraki >
Copyright © 2010 Trabzon Türk Ocağı Resmi Sayfası.  Tasarım: ifteri.com . Our site is valid CSS Our site is valid XHTML 1.0 Transitional