|
Yaklaşan Etkinlik: 3 Mayıs Türkçülük Günü
|
Mithat Kerim ARSLAN |
Mehmet BİLGİN |
| Tarih-Dil - Edebiyat Sempozyumu Dil Kİtabı |
| Tarih-Dil- Edebiyat Sempozyumu Tarih Kİtabı |
| Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türk Kültür Mirası |
| Uluslararası Kültür ve Tarih Sempozyumu |
| Trabzon Tarihi Sempozyumu |
| Türk Ocakları Genel Merkezi |
| Aydınlar Ocağı Vakfı |
| Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı |
| Ortadoğu Gazetesi |
| Karadeniz Gazetesi |
| Irak Türkmen Cephesi |
| Trabzon Resimleri |
| Şehitlikte Tören |
| Eski Trabzon Resimleri |
| Karabağ |
Köşe Yazıları
Türk Devleti meçhule mi sürükleniyor? | Türk Devleti meçhule mi sürükleniyor? |
|
|
|
| Yazar Mithat Kerim ARSLAN | |
| Sunday, 20 December 2009 | |
|
Neresinden bakarsanız bakın bu sorunun belirli bir cevabı yok! Bugün yaşadığımız her türlü çıkmazın ve ümitsizliğin anahtar kelimesi olan demokrasi anlamını kaybetmiş durumdadır.
Temel hak olan düşünme ve konuşma hürriyeti tehlikededir, milletin aleyhinde işlemektedir. Can dostunuzla konuştuğunuz her söz aleyhinize bir delil olarak kullanılabilir. Mahkemeler siyasetin keyfi uygulamalarının oyuncağı haline getirilmiş, ülkede hukukun üstünlüğü kavramı anlamını yitirmiştir. Ülkede yerine ve failine göre birkaç çeşit hukuk ortaya çıkmış! Bu durumda halkın güvenliği için geriye bir şey kalmaz. Ve bu sistem de böyle gidemez! Hakim dokunulmazlığı bile kalmamış! Açılım dediler, aylardan beri bunu açıklayacak tek bir satır anlamlı söz etmediler. Milletin egemenliğinin temsil yerinde, TBMM’de anlatmak için kürsüye çıktılar, hiçbir bilgi vermediler, sadece muhalefete hakaret ettiler! Yüzlerce soru boşlukta kaldı. Kürt açılımı dediler, olmadı ismini değiştirdiler, “milli birlik ve kardeşlik açılımı” yaptılar. Satır aralarında söyledikleri PKK’nın isteklerinden başka bir şey olmadı. Belli ki uygulamak istenen Kürtçülük açılımından başka bir şey değil. Her şeyiyle ayrılığa dayanan hareket nasıl olur da milli birlik ve kardeşlik adını alır? MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli bu durumda haklı olarak Meclis kürsüsünden soruyor: - Aylardan beri görüşmek, konuşmak istiyordunuz. İşte buradayız, plan ve programınızı anlatın. - Bugün burada hangi konularda uzlaşacağız? - Devletimizi nasıl parçalayacağımızı mı? - Topraklarımızın nasıl taksim edileceğini mi? - Şehitlerimize nasıl ihanet edeceğimizi mi? - Nasıl bölüneceğimizi mi? - Kardeşliğimizi nasıl parçalayacağımızı mı? - Hangi konuda uzlaşacağımızı açık söyleyin diyor? Bu soruların hiçbirine cevap verilmiyor. Varsa yoksa muhalefete hayali suçlamalar yapılıyor. CHP lideri Sayın Deniz Baykal da haklı olarak şunu söylüyor: “Anaların gözyaşını dindireceğiz dediler ancak, Habur sınır kapısında yaptıkları hukuk katliamı ile anaların ve babaların yüreğini kanattılar.” Hükümetin görevi programını ortaya koymak ve bilgi vermektir. Muhalefetin görevi de eleştirmek ve ilave teklif vermektir. Bu yol kapatılıyor. Çünkü muhalefet kendisine yapılan hayali suçlamalara cevap vermekle uğraştırılıyor. Millet ise kaderini bütünüyle değiştirecek bu açılım planı hakkında hiçbir bilgi sahibi olamıyor. Bunun neresinde demokrasi var? Hani demokrasi açıklıklar rejimiydi? Hani haklın istediği olurdu? Ciddi bir referandum yapılsa hiç şüphe yok ki milletin büyük çoğunluğu bu açılım ihanetine karşı çıkar. Hem de herkes. Üstelik parti farkı gözetmeksizin; AKP’liler de dahil. Onlar da bu belirsizlikten ciddi endişe duyuyorlar. Çünkü, vatan bir tanedir. Yapılacak yanlışlıklar hepimizi aynı şekilde yaralayacaktır. Allah korusun, parçalanmış Türkiye’de hepimiz perişan oluruz. İdareciler gaflet uykusundan uyanabilseler…! Aklı başında düşünerek; Irak, Afganistan, Filistin gibi örnekleri hatırlayıp Türk Ordusunun değerini ve onu korumak mecburiyetini anlayabilseler…! Yedi yıldan beri terörle ilgili ciddi bir çalışma yapmayanlar birden bire aşka geldiler! Ne uğruna…??? |
| Sonraki > |
|---|