Trabzon Türk Ocağı Resmi Sayfası ...... .................. Trabzon Türk Ocağı Resmi Sayfası

Increase font size  Decrease font size  Default font size  Skip to content
Trabzon Türk Ocağı İnternet Sayfasına Hoş Geldiniz
Anasayfa arrow Tarih-Dil - Edebiyat Sempozyumu Dil Kİtabı arrow Karadeniz Fıkralarının Retorik Özellikleri
Karadeniz Fıkralarının Retorik Özellikleri PDF Yazdır E-posta
Yazar Ahmet ÇOBAN*   
Wednesday, 30 January 2008

Bu tebliğde Karadeniz fıkralarının retorik özellikleri, örnekleriyle incelene­cektir. Retorik; sözü özlü, çok anlamlı, güzel ve etkili kılmanın yollarını öğreten bir bilim dalıdır. Eskiler buna “belagat” derlerdi.

Burada fıkralar hakkında uzun uzun bilgi verilmeyecek, kısa bir tanıtımla yetinilecektir. Tanım her şey değildir ama öğretim açısından önemlidir.

Doktor Temel’e sormuşlar:

-İskelet nedir?

-İnsan kılçığıdır, cevabını verir.1

 En kısa tanımıyla fıkralar; birer ağız tadı, damak zevki ve dimağ gıdasıdır. Tür olarak tanımlanırsa, kompozisyonundan içeriğine, dilinden anlatımına, içe­riğinden mesajına kadar kendine has özellikler gösteren edebi metinlerdir. Olaylardan “hisse” kapmayı hedef tutan fıkraların temelinde az-çok nükte, hiciv, mizah ve eleştiri bulunur.2



1       İlhan Durusoy, Ahmet Turan Altıner, “Kılçık”, A’dan Z’ye En İyi Temel Fıkraları Best Of Temel III (İ-M), Boyut Yayıncılık, İstanbul, s.51. (Bundan sonra BOT kısaltması kullanılacaktır.)

2       Şükrü Elçin, Halk Edebiyatına Giriş, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1981, s.623.

Fıkralarda asıl önemli taraf; umulmadık bir son ve bunun alıcıda (dinleyici/ okuyucu) uyandırdığı etkidir. Düşündürme ve bir ders verme özelliği de kurgu­suna bağlıdır. İnsanı şaşırtan, güldüren dil özellikleri; mecazların, ağırlıklı olarak da kinayelerin anlaşılmaması yahut yanlış anlaşılması en belirgin özelliğidir. Bu durumda hermönitik, yani tefsir ve yorumla çıkarılan anlam önemli rol oynar. O anlama varılıp varılamaması da gülme sebeplerinden birini oluşturur:

Temel’le Dursun gezerken hava birden bulutlanıvermiş. Temel havaya bakıp ‘Yağmur yağacak” deyince, Dursun tokatı yapıştırmış. Temel hayretle sormuş:

-Bana niye vurdun?

-Sen bana “ördek” dedin.

-Nasıl yani?

-Yağmur yağınca göl olur. Gölde ördekler yüzer. (Diğer örnek BOT, 8)

 
Karadeniz Fıkralarının Retorik Özellikleri:

 

1. Karadeniz fıkralarının birinci özelliği, Karadenizlinin karakterini yansıt­masıdır. Çünkü, “fıkralarda asli unsuru insan teşkil eder”.3 Fakat, ayrı bir tebliğ konusu olduğu için burada ele alınmayacaktır.

2. Buna bağlı olarak ikinci özelliği de “dil” konusu oluşturur. “Karadeniz in­sanının yaşamından kaynaklanan fıkralarda yerel şive ve söyleyişin de önemini burada belirtmek gerekir.” 4 Bu da ayrı bir uzmanlık alanını ilgilendirir.

3. İnsan ve dil faktörüyle gelen en önemli özellik ise, “düşünce”dir. Karade­niz fıkralarının temelinde düşünme ve ders çıkarma payı çokça görülür. “Böyle bir durumda Karadenizli saflık rolüne soyunur ve söylemek istediğini, arzusunu karşısındakine bu yolla anlatmaya çalışır. Burada amaç, verilecek mesajda sinsice bir zekiliği saklayıp üstünlüğünü ortaya koymaktır.”5 “Hamsi yemedikleri zaman lazların kafası 12’den sonra çalışmaz” diyenlere Karadenizli muzip bir şekilde gülümseyerek karşılık verir. Çünkü o sözü söyleyen gündüz 12’yi anlarken Kara­denizli gece 12’yi kasteder. Yani, kendisi gece yatıp uyurken, bir bakıma karşısın­dakini gündüz ayakta uyutmuş olur.

4. Fıkralar, hayattan kaynaklanır ve hayatı yansıtırlar. Çünkü fıkraların ko­nularını her türlü hayat hadiseleri oluşturur. Karadeniz’in sert ve soğuk iklim şartlarından, Karadenizlinin titiz mizacından ve hayatından kaynaklanan fıkralar hayli fazladır.6 Buna yaşanmış bir örnek vermek istiyorum:

Balıkçı Temel’in epeyce müşterisi vardır. Fakat çok süslü bir kadın durma­dan balıklara kusur bularak herkesi oyalar. Temel, kadına şöyle bir bakar:

-Hanımefendi, balıklar bayat değil, sizin gözleriniz çok boyalıdır, onun için renkli görüyorsunuz, der.

5. Eğiticidir.7 Fıkraların bu özelliğinden yararlanma erdemi de oldukça önemlidir.

İdama mahkum olan Temel’e son arzusunu sormuşlar:

-Ha bu baa ders olsun, demiş.

“Hangi fıkra olursa olsun, gülme olgusu yanında düşünme payı da olmalı. Böyle olmazsa fıkranın amacı olan ‘ders alma’ gibi bir sonucu kaldırıp atmış olu­ruz ki, o zaman anlatılan sadece bir “laf ebeliği”nden öteye gitmez.”8

6. Fıkralar, aynı zamanda birer eğitim aracıdır:

Temel, yurt dışından Dursun’u arar. Fakat telefonda ses çok bozuktur. Söy­leyeceğini kodlamak zorunda kalır:

-Ankara’nın a’sı.

Dursun hemen sorar:

-Ula hangi a’sı?

Bu fıkra, büyük ve küçük harflerin öğretimine başlanırken çok işe yaramaz mı?

7. Fıkralardan ders almak kadar, fıkralarla ders vermek de ayrı bir erdemdir:

Karadenizli, lokantada hamsi yerken kılçığını cebine atar. Bunu gören ya­bancı sorar:

-O kılçıkları neden cebine atıyorsun?

-Onları sonra yiyeceğim. Çünkü insanın zekasını geliştirir.

Temel onları parayla satar. Fakat adam yedikçe rahatsız olur. Karadenizliye:

-Sen beni aldattın, der.

Karadenizli sakin sakin cevap verir:

-Bak nasıl etkisini gösterdi!

8. Esprilidir. Fıkraların bu özelliği, aynı zamanda Karadenizlinin de özelliği­dir.

Kayserili,

-Durum ciddi ama ümitsiz değil, dermiş.

Temel ise,

-Turum ümitsiz ama ciddi teğul” (“Kayserili”, BOT, 28).

9. Dili ustalıklıdır. (“Şanssızluk”, TF, 25). Hemen bütün fıkralarda “dil tu­tumluluğu” vardır. Fıkraların kısa ve özlü oluşları da buna bağlıdır.

Temel, Amerika’da köşe olduktan sonra Türkiye’ye dönecektir. Karısına bir telgraf çekmek ister: “Mülkü çok iyi bir fiata sattım. Yarın uçakla dönüyorum.” Kontrol ederken “çok iyi bir fiata” kısmını siler. Sonra “uçakla”, daha sonra “ya­rın” kelimelerini çıkarır. En sonunda “Madem ki ben dönüyorum, bunlara ne gerek var?” der.

10. Bunlarda “buluş”lara da rastlanılır. Örnek biraz müptezel olmakla bir­likte buluşçuluğu yansıtmaktadır (“Konferans”, BOT, 69).

11. Kurgusu çok sağlamdır, değiştirilemez. Değiştirildiği zaman da esprisi ölür, güldürücü ve ders verici özelliği kalmaz. Genellikle tek bir olaya dayanan; ayrıntı ve uzun anlatımlardan kaçan fıkralar; giriş, gelişme ve sonuç bölümlerini iç içe bulunduran edebi metinlerdir. Girişte bir zıtlık, gelişme bölümünde bir tartışma ve değerlendirme, sonuçta bir karara varma, kompozisyonun estetiğini oluşturur.9 

Gurbetteki Karadenizlinin memlekette olup bitenleri öğrenmek için Kara­baş’tan başlaması buna çarpıcı bir örnektir. Verilen cevapta karabaşa karakaça­nın kemikleri dokunmuş, çünkü anasının mezarına taş çekerken ölmüştür. An­nesi, babasının acısına dayanamamış, kısacası baba ocağı sönmüştür. Fakat fık­ranın bitmesine bir adım daha vardır:

-Desene ocağım söndü!

-Ben gelirken hala dumanı tütüyordu.

Son cümledeki istihdam, yani cümle çapındaki çift anlamlılık çok ustalıklı, etkileyici ve düşündürücüdür.

12. Umulmadık bir sonla biter. Bu beklenmedik bitiş; fıkraların, insanı şaşır­tan ve güldüren, bazan da tuzağa düşüren bir özelliğini oluşturur.

13. Kinayeli (üstü kapalı) bir anlatımı vardır. Kinayeler, başka türlerde en çok deyimlerde, isim ve sıfat tamlamalarında bulunurken Karadeniz fıkralarında bütün metnin arkasına saklanır ve fıkranın özünü oluşturur (“Kemençe”, BOT, 52; “Kestirme”, BOT, 54; “Kurtarış”, BOT, 84; “2 Hop, 1 Buyur”, TF, 28; “Kıyım”, BOT, 58; “Mahpus”, BOT, 102; “Mesafe”, BOT, 117; “Kıtlık”, BOT, 56.).

Temel’e demişler ki:

-Bir adam sekizinci kattan düşmüş, ölmemiş.

-Şanstır, demiş.

-Aynı adam, aynı yerden yine düştü; yine ölmedi, demişler.

-Tesadüftür, demiş.

Üçüncüsünde ise,

-Alışkanlıktır, cevabını vermiş.

14. Bunlarda tariz, tecahül, tevriye, eksilti, deyimleşme gibi başka özellikler de vardır. “tecahül-i arifane” denilen san’atla ifade edilir. Mesela, Türkçe olarak “bilmezlenme” terimiyle karşıladığımız bu san’atla Karadenizli, meseleyi anla­mazdan gelerek karşısındakini yoklamak ister. (“Kim vurdu, ne bileyim”, TF, 93; “Hani reçeten”, TF, 68) Böyle fıkraların arkasında yatan derin anlam, bazan hermönötik bir çözümlemeyle bulunabilir.

15. Karadeniz fıkraları, güldürme ve düşündürme yanında, “eleştirme” özel­liğine de sahiptir. Eleştirir, bunlarla daha etkili olmaktadır. Şu örnek, kalıplaş­mışlığa tepkiyi ve yabani hayvanlara aşırı düşkünlüğü, nazik bir şekilde eleştirir:

Karadenizli, Eczacı Temel’den böcek ilacı ister:

-Keçmiş olsun, pöceğunuzun nesi vardur?

Burada en büyük rolü, istihdam sanatı oynamaktadır.

16. Mecazlıdır. Bunlarda mecazı anlamayanlar ve mecazsızlık gülmece se­bebidir  (BOT, 8) (“İspat”, BOT, 9; “Kapıduvar”, BOT, 35; “Kitap”, BOT, 62; “Karıncalanma”, BOT, 41).

17. Zaman zaman alay ve hiciv de içerirler:  

Bir turist,

-Temel Bey, Rize limanına nereden ineceğiz?

-Penum Temel oldigumi nereden pildinuz?

-Tahmin, canım.

-O zaman, iskeleyi de tahmin et  pakayum.” (“Tahmin”, BOT, 9).

18. Tenasüp ve tezat da dile bağlı bir özellik olarak karşımıza çıkar. (“İshal”, BOT, 8).

19. İlgi çekicidir. ATV kanalının 2.5.2001 Pazartesi günü 17.30’daki haber­leri arasında müjde sayılabilecek bir örnek vardı: Biri İsveçli, diğeri Koreli iki kız, “Temel” fıkralarından etkilenerek Trabzon’a gelmişler ve Karadeniz horonlarını öğrenmişlerdir. Bütün figürleri tam bir uyumla oynamakta, biraz zor da olsa Türkçe konuşmaktadırlar.

Sonuç olarak; Karadeniz fıkraları dili, kompozisyonu, kurgusu ve edebi ifa­deleriyle tartışmasız birer edebi tür ve şekil örneğidir. Her yönüyle Karadeniz insanını tam olarak yansıtır. Karadeniz fıkralarının, yabancı uyarlamalarla kirle­tilmek istendiğine dikkat çekilmesi,10 kültürel ve akademik çevrelere de önemli görevler düştüğünü göstermektedir. İki kitapla sınırlı olan bu örnekleme genel­leştirildiği zaman, bu özellikler elbette çoğalacaktır.

 



3      Şükrü Elçin, a.g.e., s.624.

4      İlhan Durusoy vd, a.y.

5      Hikmet Aksoy, “Karadeniz İnsanı ve Fıkraları”, Temelli Fıkralar (Haz. Komisyon), Trabzon Valiliği, 1997, s.11,  (Bundan sonra TF şeklinde kısaltılacaktır.)

6      TF, 5.

7      Şükrü Elçin, “Şaşirtmacasidur da”, a.g.e., s.640, “Kılavuz”, BOT, 54.

8      Hikmet Aksoy, a.g.y., s.11.

9      Şükrü Elçin, a.g.e., s.624.

10    Hikmet Aksoy, a.g.y., s.6.

 
< Önceki   Sonraki >
Copyright © 2010 Trabzon Türk Ocağı Resmi Sayfası.  Tasarım: ifteri.com . Our site is valid CSS Our site is valid XHTML 1.0 Transitional