Trabzon Türk Ocağı Resmi Sayfası ...... .................. Trabzon Türk Ocağı Resmi Sayfası

Increase font size  Decrease font size  Default font size  Skip to content
Trabzon Türk Ocağı İnternet Sayfasına Hoş Geldiniz
Anasayfa arrow Tarih-Dil - Edebiyat Sempozyumu Dil Kİtabı arrow Karadeniz Fıkraları'nda Karadenizli Ve Özellikleri
Karadeniz Fıkraları'nda Karadenizli Ve Özellikleri PDF Yazdır E-posta
Yazar Ahmet ÇOBAN   
Wednesday, 30 January 2008

Başka konuları da işlemekle birlikte, “fıkralarda asli unsuru insan teşkil eder.” 1 Bunlar içinde Karadeniz fıkralarının ayrı bir yeri ve önemi vardır. Kara­deniz fıkralarının asıl tipi de “Karadenizli”, daha özel temsilcileri ise Temel, Fa­dime ve Dursun’dur.  Zaman zaman  İdris de karşımıza çıkmaktadır. Fakat asıl önemli olan, bunların şahsında temsil edilen bütün “Karadenizli”dir. Çünkü, Edebiyat teorilerinin temel konularından biri, yazar-eser ilişkisidir. Buna göre, yazarla eseri arasında koparılamaz bağlar vardır. Bu bağlar sayesinde birinden diğerine geçmek, biriyle öbürünü tanımak ve açıklamak mümkündür. Karadeniz fıkralarıyla Karadenizli arasında da aynı gerçekler söz konusudur.



*      Yard. Doç. Dr., Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ordu Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

1      Şükrü Elçin, Halk Edebiyatına Giriş, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1981, s.624.

Bu fıkraların birinci özelliği, san’atçısını yani Karadenizli’yi; onun kimlik ve kişiliğini anlatması, yansıtmasıdır. Sayın Doç. Dr. Cengiz Güleç, Karadenizli’nin dokuz özelliğini tespit eder. Bunlar; 1. Onuruna düşkünlük, 2. Sabır sebat (İnat­çılık), 3. Girişkenlik, 4. Temizlik, 5. Geleneğe bağlı, saygılı, koruyucu, namus düşkünü, 6. Mizahiden çok ciddi oluş, 7. Gözünü budaktan esirgememek, 8. Çalışkanlık, 9. Dışa dönük olup iç alemini ihmal etme.” 2

Diğer yazılardan bunlara üç madde daha eklenebilir: “Geleceğe dönük” oluş, “kara ve denizden en verimli şekilde yararlanma”; 3 zeki, şakacı, mizahperver, saf görünüşlü ve alaycı fakat insani oluş. (Karayolcu”, BOT, 40; “Kalay”, BOT, 29). 4

Son madde benim tespitimdir; örnekleri de oldukça çoktur. Bunlar en çok “tecahül-i arifane” denilen san’atla ifade edilir. Türkçe olarak “bilmezlenme” terimiyle karşıladığımız bu san’atla Karadenizli, meseleyi anlamazdan gelerek karşısındakini yoklamak ister. (“Kim vurdu, ne bileyim”, TF, 93; “Hani reçeten”, TF, 68)

 

 

Fıkralarda, bu maddeleri destekleyen kanıtlar da bulunmaktadır.

A- Rekabet hissi (“Kahramanlık”, BOT, 61.);

B- Kimliğine sahip oluş ve millilik (“Mahcubiyet”, BOT, 101; “Kilo”, BOT, 59; “İstiklal”, BOT, 12);

C- Kıskançlık (“Kokteyl”, BOT, 63);

Ç- Öfkelilik (“Kaynana”, BOT, 59; “Çürük kafa”, TF, 76; “Sığırlardan da be­cit misin?”, TF, 75; “Hau levhayı oraya koyani...”, TF, 100).

Hakim, Temel’e sormuş:

-Hanımının kafasına neden sandalyeyle vurdun?

Temel cevap vermiş:

-Ne yapayım hakim bey, masa çok ağır idi.

D- İhtiyatlılık (“Japonca”, BOT, 21);

E- Kalenderlik: Kayserili,

-Durum ciddi ama ümitsiz değil, dermiş.

Temel ise,

-Turum ümitsiz ama ciddi teğul” (“Kayserili”, BOT, 28)

F- Pratiklik ve sağlamcılık (“Kabul”, BOT, 23; “İşret” BOT, 17; “Kahveci”, BOT, 28; “İstanbullu”, BOT, 10; “İstisna”, BOT, 13; “Kaktüs”, BOT, 28)

G- Malumat ve maharet sahibi oluş (“Kıymet”, BOT, 58; “Kiralama”, BOT, 61; “İstimna”, BOT, 13; “Kafiye”, BOT, 26-27; “İtalyan”, BOT, 18; “Kursiyer”, BOT, 83)

H- Ticaret ve ince hesap merakı (“İzin”, BOT, 20; “Kaçış”, BOT, 24; “Kasket”, BOT, 45; “Kayıp”, BOT, 47; “Kraliçe”, BOT, 77; “Kıtlık”, BOT, 56)

I- Merhamet ve iyilik (“Çakallar mi yesun oni?”, TF, 58)

İ- Çağa ayak uydurma (“Kerrat”, BOT, 52)  

J- Yükselme hırsı aşağı kalmama duygusu (“İrtifa”, BOT, 8; “İskele”, BOT, 9; “Kaleci”, BOT, 47)

Bir turist,

-Temel Bey, Rize limanına nereden ineceğiz?

-Penum Temel oldigumi nereden pildinuz?

-Tahmin, canım.

-O zaman, iskeleyi de tahmin et pakayum.” (“Tahmin”, BOT, 9)

 

Fıkralardan benim tesbit ettiğim başka özellikler de şöyle sıralanabilir: 

 

1. Üstünlük duygusu ve kendine güven vardır.  (“Katkı”, BOT, 46-47;

“Konferans”, BOT, 69)

2. İnsanları idare etme sanatına sahiptir. (“Ne deyi, bak bakalım”, TF, 20; “Başıma dert olursun”, TF, 63)

3. Açıksözlü ve merttir. (“Kaput”, BOT, 36; “Kaynana”, BOT, 48)

4. Fazla duyarlı ve zaman zaman da alıngandır. (“Kırışıklık”, BOT, 54-55; “Maymun”, BOT, 112; “İstanbul’da”, BOT, 10.

“Kütüphane müdürü, memur Temel’e,

-Sandalyeye çıktığın zaman ayağının altına gazete koy, demiş.

Temel cevap vermiş:

-Penum boyum her yere yetişmeye uyguntur.” (BOT, 8)

5. Kavrayış yeteneği ve zekası üstündür. (“İstifa”, BOT, 12; “Kara”, BOT, 36; “İş”, BOT, 14; “Kanaatkarlık”, BOT, 33; “İşlem”, BOT, 16, “Karşılaştırma”, BOT, 43; “Kalfa”, BOT, 31)

“Temel’e sormuşlar:

-İshalin sebebi nedir?

-Hemen cevap vermiş:

-Kabız.” (“İshal”, BOT, 8)

Bu örnek sanki bir zeka bulmacası gibidir.

6. Zevkine fazlaca düşkündür. (“Kaçamak”, BOT, 24, “Kanatlı”, BOT, 34; “İş­tah”, BOT, 17)

7. Hızlı ve hıza meraklıdır.

Ege’de bir düğüne giden Karadenizliye sormuşlar:

-Oyunlarımızı nasıl buldun?

-O kadar düşündükten sonra onu nenem de oynar, demiş.

8. Hazırcevaptır. (“Korkusuzluk”, BOT, 73; “İtiraz”, BOT, 19; “İşçi”, BOT, 16; “Kaşıntı”, BOT, 45; “Kalça”, BOT, 29.

9. Dil kullanımında ustadır. (“Kaçıncı”, BOT, 24; “İsteksizlik”, BOT, 11; “Kaza”, BOT, 49; “Ara, ara ama...”, TF, 30)

10. Dikkatlidir:

Temel, yurt dışından Dursun’u arar. Fakat telefonda ses çok bozuktur. Söy­leyeceğini kodlamak zorunda kalır:

-Ankara’nın a’sı.

Dursun hemen sorar:

-Ula hangi a’sı?

Bu fıkra, büyük ve küçük harflerin öğretimine başlanırken çok işe yaramaz mı?

11. Tartışmacıdır. Bunu yansıtan fıkralarda, karşısındakinin sözünü çelme, yönlendirme, şartlara göre konuşma, savunma yeteneğini kullanma, şaşırtma özellikleri dikkati çeker.

Komutan, Temel’e sorar:

-Temel, karşıdan bir düşman geliyor. Ne yaparsın?

-Vururum komutanım.

-Bir tane de sağdan geliyor!

-Onu da vururum komutanım.

-Bir tane de soldan!

-Komutanım, devletin tek askeri ben miyim?     

(“Kutup”, BOT, 87, “Karadenizli”, BOT, 37, “Ha bu yaştan sonra mi?”, TF, 26, “Anana Veririm”, TF, 23, “Vururim oni”, TF, 40, “Vermedunuz ki isteysunuz”, TF, 60; “İstikamet”, BOT, 12, “Aman yazma”, TF, 90)

12. Her zaman esprilidir. Karadeniz’in sert ve soğuk iklim şartlarına, Kara­denizlinin titiz mizacına rağmen ve Karadenizlinin hayatından kaynaklanan fık­-
ralarda “espri” eksik olmaz.5 (“Kahve”, BOT, 28)

13. Eğitime açıktır.6 Hangi çağında olursa olsun, öğrenmekten geri kalmaz.

İdama mahkum olan Temel’e son arzusunu sormuşlar:

-Ha bu baa ders olsun, demiş.

14. Öğretmek ve ders vermekten de hoşlanır. “Kuşku yok ki, hangi fıkra olursa olsun, gülme olgusu yanında düşünme payı da olmalı. Böyle olmazsa fıkranın amacı olan ‘ders alma’ gibi bir sonucu kaldırıp atmış oluruz ki, o zaman anlatılan sadece bir “laf ebeliği”nden öteye gitmez.” 7 Karadeniz fıkralarında bunun da örnekleri çoktur.

15. Parada tutumlu olduğu kadar, başka şeylerde de tutumludur. (“Şanssızluk”, TF, 25) Fıkraların kısa ve özlü oluşları da buna bağlıdır.

16. İnsanlara yaklaşmasını ve onları konuşturmasını iyi bilir. (“Desene oca­ğım söndü!”)

17. Karakterlidir.

Temel’e piyangodan para çıkar. Eve kapanır, üç ay görünmez. Alacaklılar kapıya gelir:

-Niye borcunu ödemiyorsun?

-Zengin oldu da değişti demesinler diye, cevabını verir.

Sonuç olarak; Karadeniz fıkraları, her yönüyle Karadeniz insanını tam ola­rak yansıtır. Bu fıkraların asıl tipleri olan Temel, Dursun, Fadime vb.leri birer sembolik anıttır. Bunların yerine “Nataşa” gibi ilgisiz ve olumsuz örnekler asla konulmamalıdır. Son zamanlarda, bu asıl tipler adına uydurulan seviyesiz fıkra­lar, “Temel’in civciv ekmesi” gibi sulu örnekler asıl tiplerimizin manevi kişiliğini zedelemiştir. “Temel. Fadime fıkralarda kaldı” başlıklı üç cümlelik bir haberde, 2000 yılında doğan hiçbir bebeğe “Temel” ve “Fadime” adının konulmadığı; nedeninin de fıkralar olduğu yazılmaktadır.8 Bu haberden dokuz gün sonra, bü­yük gazetelerin birinde abartılı bir karikatür ve yanında karikatürize bir başlık: “Temel kendini  mahrem yerlerinden vuruyor.” 9 Bu gibi yayınlara karşı önlemler alınmalıdır. Böyle yakıştırmalar ve yabancı uyarlamalarla kirletilmek istendiğine dikkat çekilmesi10, kültürel ve akademik çevrelere de önemli görevler düştüğünü göstermektedir.



2      Doç. Dr. Cengiz Güleç, “Karadeniz Kültürü ve Kişiliği Üzerine Bazı Düşünceler”, Eğitim Fakültesi Dergisi, Tarih Boyunca Karadeniz Kongresi Bildirileri Özel Sayısı, Samsun 1998, s.200-201.

3      Hikmet Aksoy, “Karadeniz İnsanı ve Fıkraları”, Temelli Fıkralar, (Haz. Komisyon), Trabzon Valiliği Yayını, 1997, s.10. (Bundan sonra bu kitap TF,  şeklinde kısaltılacaktır.)

4      BOT kısaltması, şu kaynağın kısaltmasıdır: İlhan Durusoy - Ahmet Turan Altıner, A’dan Z’ye En İyi Temel Fıkraları, Best Of Temel III (İ-M), Boyut Yayıncılık, İstanbul.

5      TF, 5.

6      Şükrü Elçin, “Şaşirtmacasidur da”, a.g.e., s.640, “Kılavuz”, BOT, 54.

7      Hikmet Aksoy, a.g.y., s.11.

8      Milliyet, 4.1.2001, s.1.

9      Hürriyet, 13.2.2001.

[1]0    A.g.e., s.6.

Son Güncelleme ( Sunday, 10 February 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
Copyright © 2010 Trabzon Türk Ocağı Resmi Sayfası.  Tasarım: ifteri.com . Our site is valid CSS Our site is valid XHTML 1.0 Transitional