Trabzon Türk Ocağı Resmi Sayfası ...... .................. Trabzon Türk Ocağı Resmi Sayfası

Increase font size  Decrease font size  Default font size  Skip to content
Trabzon Türk Ocağı İnternet Sayfasına Hoş Geldiniz
Anasayfa
Trabzon'da Gadim Türk Tayfa Adlarından Alınmış Yer Adları PDF Yazdır E-posta
Yazar Galibe GÜLTEKİN   
Wednesday, 30 January 2008

Türk tarihinin en eski katmanlarından haber veren kaynaklardan birisi de toponimlerdir. Araştırmalar göstermektedir ki, Türkiye topraklarındaki eski yer, yurt adlarının pek çoğu Roma ve Bizans dönemlerinden bir hayli öncesine, milâttan önceki bin yıllarda şekillenmiş olan Türk menşeli toponimler sırasına dahildirler. Bu toponimler sırasında etnotoponimlerin rolü daha büyüktür. Bir çok tarihi kaynaklar, eski kitabeler coğrafyaşunasların, seyyahların seyahatnameleri, eski devir toponimlerinin öğrenilmesi için çok büyük bir öneme sahiptir. Bu kaynaklarda kayıt edilen toponimlerin bir kısmı Türk halklarının etnografyasında iştirak etmiş, sonradan kaynayıp, karışarak tarih sahnesinden çıkmış olan tayfaların ve onlara mensup halkların adını yansıtırlarsa da, onların değerleri bu halkların dilinde olan söz ve terimlerden meydana gelmiştir. Değişik pek çok gelişme aşamaları göstererek ciddi anlamda değişikliğe uğramış bu tür toponimlerin kaynağını kesinleştirip açıklamak biraz zor olsa da onların çoğunu tarihi mukayeseli metot ile araştırmaya yönelterek tarihi gerçekleri ortaya çıkarmak mümkündür. Bu bakımdan Trabzon ve çevresindeki eski etnosların adını yansıtan Divarnos, Çamıkebir, Mağara, Maglavita, Kemerkaya, Karluk şumeriya (Karlık), Komara, Dirvana, Samaruksa, İskivroz, Oğuz, Kazançılar, Argaliya, Uğurlu, Çapanlı, Turanlı Muguzi, Sakarsu, Koroz, Horoz, Magura, Dirgona, Komarita, İstavri, Üstürkiya (İsturkiya), Uspurlu, B. Gorgor, Çakırlı, Toroslu, Ağrıt, Türkmen pazarı, Türkmen yaylaları... vs. toponimlerin kaynağının araştırılması göstermektedir ki, Trabzon tarih boyunca Türklerin Roma ve Greklerden daha önce sahip oldukları yerlerden birisidir. Son zamanların araştırmalarından anlaşılmaktadır ki, tarihte büyük rol oynayarak, kendi izlerini toponimlerde koruyup sıradan çıkmış etnoslardan birisi de Türk halklarının etnik yapısında aktif rol oynamış milâttan önceki yıllara ait bir çok kaynaklarda adı değişik fonetik şekillerde kayıt edilen Tavır tayfalarıdır.

Araştırmalara göre, eski tarihi devirlerden değişik şekillerde değişilerek günümüze kadar Trabzon adı ile anılmaya başlanan topraklar bir çok tarihi olayların merkezi konumunda olmuş, bu bölgenin ilk sakinleri Turani ırka mensup Türk tayfaları Tavırlar’ın adından oluşturulmuştur.

Trabzon’dan başka bu şehrin kaza ve nahiyelerinde kayıt edilmiş olan Divarnos, Dirvana, İstavri, İstera, Kayaiçi toponimlerinin eski adı Toroslunun eski Türk tayfaları Tavırların adıyla bağlı olduğunu, aynı kökten meydana geldiğini toponomik araştırmalar da onaylamaktadır. Y.B. Yusufov ve S.K. Kerimov, Tavırların Türk tayfalarından olduklarını, Hazarların Keber (Kebir) Karaçor kollları ile birlikte Tevriz adlı önemli bir kolu da olmuş ve bu etnosun adıyla ilgili olarak tarihi toponimler Tebriz, Tavriş (Tebriz adlı kaza ve çay adı batı Sibirya’da vardır) meydana gelmiştir.[1]

İran tarihçisi M. Hasanhan’ın araştırmalarında Tavır etnosunun adı Tapur şeklinde ifade edilerek şöyle denilmektedir: “Mazandaran (Hazar) denizi etrafında İran arazisinde dört tayfa Mard (Maz), Tapur, Cil (Kil), Kudisiler yaşıyorlardı.” M. Hasanhan’a göre bu tayfa Fars kökenli değil, Turan menşeli, Türk kökenli omuştur. A. Fazili, M. Hasanhan’ın Turancılık fikrine karşı çıkmış olsa da Turancılığın Türkçülük anlamında kullanıldığını itiraf etmek mecburiyetinde kalmıştır.[2] V.V. Bardolt da İran ile komşu olan Turanın Tur sözünden meydana geldiğini, Türkistan yani Türklerin ülkesi olduğunu kayıt eder.[3] N. Velihanlı’ya göre Hazar denizinin güneyinde yerleşen bu vilâyet (Mazandaran) Arap kaynaklarında Teberistan şeklinde kayıt edilir.[4] İbn Hordatbeh’in “Yollar ve Memleketler Hakkında” adlı kitabında da tebriz sözü taberistan gibi ifade edilir. V.V. Bardolt’un belirttiğine göre Arap kaynaklarında Teberistan şeklinde yazılmış olan bu ad aslında Tapuristan olmalıdır. Bu şekilde VIII. asırda akçelerde yer almakta idi. Fakat Araplar bu sözü IX ve X. asırlarda Teberistan şeklinde telâfuz edip, onun etnografik kaynağını bilmeyerek diyalektik “Tabar“ yani dağ sözünden alır. Ve burasını dağlı ülke adlandırırlar. V.İ. Savina şöyle yazmaktadır: “Strabon Hazar denizinin güneyinde İran arazisinde (Güney Azerbaycan’da) Tapur adlı bir etnosun yaşadığını belirterek Mazandaran adlanan bu yerin Strabon’dan bir hayli önce burada yerleşmiş olan Tapurların adı ile ilgili olup, İslâmdan önce Tapuristan, İslâmdan sonra ise Teberistan olarak adlandırılmıştır. Görünüyor ki, Arapların Azerbaycan’a gelişleri bir çok coğrafi adlarla birlikte bu toponimlerin değiştirilmesine neden olmuştur. V.İ. Savina’ya göre şu anda bu arazideki Teberiyan, Teberik, Çeşme Teberi, Teber (Horasan’da), Teberek, Tepurek, Teber, Teberek (Huzistan’da) toponimleri de Tapurların adından medana gelmiştir.[5]

Eski Türk kaynaklarından belli olmaktadır ki, Tabur (Tavır) tayfaları Hazar deniziyle birlikte Karadeniz sahillerinde de yaşamışlardır. Bunu bu arazide olan aynı adlı tayfanın adından meydana gelmiş, değişik fonetik varyantlarda olan Trabzon Kuzeydoğu Anadolu bölgesinde Taşçı toponominin en eski adı Tahpur, Araklı’nın Dağbaşı nahiyesinde Kayaiçi toponiminin ilk adı Toroslu, İstavri, Tirebolu, Dirvana, Davarlı, Terver; Of ilçesinde Darılı, Dirgona; Çorum ilinde Devrez çayı, Devrez ovası toponimleri de tasdik etmişdir. Bazı kaynaklarda Tavırların adı Tibar, Tibaren gibi kayıt edilmiş olup, bu Trabzon toponominin de bu tayfanın adından meydana gelmiş olduğunu göstermektedir. Muzaffer Lermioğlu’nun “Akçaabat Tarihi” adlı eserinde II. Beyazıt zamanında bastırılmış olan bir akçede Trabzon adının Trebzun olarak geçtiği belirtilmektedir. Lermioğlu aynı zamanda Trabzon’u kuranların Turanlılar olduğunu ve onların Kafkasya’nın güney batısındaki eski Golohide de oturan Plasgerler olduğunu göstermektedir.

M. Lermioğlu’nun araştırmalarında bir örneğe dikkat etmek gerekir ki, Diyarbakır’lı Sait paşa “Miratü’l İbâr“ adlı eserinde Ezmine-i Kadimede Tibar, Şahip, Müznik denilen kavimler ile şenlenmiş Trabzon ve Amis şehirlerine VIII. asırlarda da Grekler göç etmişlerdir.” Bu ifade oldukça önemlidir. Kaynaklardan belli olmaktadır ki; Grek ve Miletler bu araziye sonradan gelmişler ve yerli halk üzerinde etkili olmuşlar ve Pontus krallığını tesis ederek hakimiyeti ele geçirmişlerdir.[6]

Kaynaklar Pontus’un kuruluşundan önce Tiberlerin bu arazilerde yaşadıklarını göstermektedir. Trabzon ve çevresinde yaşamış olan Tibar, Tibaren adındaki Tur Türk sözü Turanlılar ile ilgili olup, onların şehre ad vermiş olduklarını tasdik eder. Tavırların İran tayfalarından olduğunu kayıt eden A. Memmedov, İran halklarının etnik yapısında önemli rol oynamış bu etnosun onların dilinde çok miktarda leksik ve gramatik elementler ile birlikte medeniyet ve antropologiya-sında da çok büyük izler bırakmıştır. Kimmer (Camer) tayfalarını Tavırların ataları kabul eden A. Memedov yazmaktadır ki: “Hunlar Kırım’a 2. göçlerinde kendileriyle birlikte buraya değişik etnik gruplar getirmişlerdir. Onların devamı olan Kimmer, Tavır, İskitler ve başka etnoslar buranın yerli sakinleri olmuşlardır. Bu tayfalar arasındaki etnik birleşmeler (Akrabalık ilişkileri) sonucunda tarihçilik ilminde Tavroskifı, Skifotavri terimleri oluşmuştur.”

A. Memedov, ayrıca M.Ö. VIII. asrın ortalarında Kimmerler’in bir kısmı İskitler tarafından Kırım’ın dağlık bölgelerine, Karadeniz sahillerine sıkıştırılarak orada tavır adı ile yaşamaya devam ettikleri ve onların adıyla ilgili Kırım’ın dağlık ve Karadenizin sahil boyu kısımlarında eski coğrafi adlar Tavrika, Tavriya, Tavrida etnotoponimlerinin meydana geldiğini belirtir.[7] Çağdaş devirde bu arazide Tavırların sığınak ve yaşayış yeleri halen sağlam bir şekilde durmaktadır. Arkeoloji araştırmalarında dik koyulmuş taşlarda halka şeklinde çit duvarlar, ambar, depo Tavırlar’a ait serdabe (İçerisine ölüye ait eşyaların konulduğu mezar) mezar, türbe, anıt mezar, taş yeşikler bulunmuştur. Bazı kaynaklarda Kırım yarımadasının Tavrida adlandığı kayıt edilmektedir.

Tarihi kaynaklar üzerine yürütülen toponomik araştırmalar göstermektedir ki, Tavır (Tapur, Tibar) etnosunun adıyla meydana gelmiş coğrafi adları, yalnız Hazar ve Karadeniz arazilerinde değil, yayılıp yerleşdiği diğer bölgelerde de geniş işlenme alanına sahip olup, tarihte büyük bir yer tutmuşlardır.

Yine tarihi araştırmalardan anlaşıldığına göre günümüzde Güney Azerbaycan’ın doğu bölgesinin başkenti Tebriz adı antik kaynaklarda ilkönce Tavr şeklinde kayıt edilir. II. Sargon’un (M.Ö. 722-705) kitabesinde Tavr ve Taramakis şehirlerinin gelişerek Tebriz şehrine çevrildiği kayıt edilmektedir. Fransız seyyahı Jack Şarden’in ve İran tarihçisi Ahmed Kesveri’nin vermiş oldukları bilgilerden anlaşıldığına göre Tavr tayfaları hele M. Ö. değişik bölgelere dağılarak buralara kendi adlarını vermişlerdir. Tavr, Tibar etnosunun adını yansıtan çok sayıdaki toponimlerin değişik bölgelerde mevcut olması gerçeği (Anadolu’da Toros; Türkmenistan’da Tüver, Tüverkır; Rusya’da Tver; Kuzey Azerbaycan’da Toradağ, Töretepe, Tovradağ, Tavrdağ, Davardağ, Davarlı, Tavardağ; Güney Azerbaycan’da Tavr, Tebriz, Teristan, Touristan, Terazolc, Tarun; İran’da Teber, Teberek, Tepurek, Tafreş; Kırım’da Tavrika, Tavriya, Tavrida; Türkiye’de Divarnos, Tahpur, Dirvana, İstavri, Toroslu, İstera, Devriz; Ermenistan’da Dövreharaba, Tavrardağ, Taparlı, Taratun, Taraşköy, Taranlu, Taranvuş, Tarnavar, Tavar) bu fikri tasdik ederek bir çok tarihi problemlerin halledilmesinde rol oynayabilir.

Tavr etnosunun adını yansıtan Tauris dağ adını Herodot’un tarihinde görmekteyiz. Ahmet Kaviyanpur, “Tarihi Urmiye“ adlı eserinde Nuh Peygamber’in oğlu Yasef’in oğullarından (Cumer, Şumer, Macuc, Maday, Yavan, Tubal, Maşik) bahsederek onlardan birisinin de adının Tiras olduğunu yazarak dünya milletlerinin onlardan ayrıldığını belirtmektedir.[8]

A. Memedov’un araştırmalarından anlaşıldığına göre hele M.Ö. Güney Azerbaycan arazisindeki Türk dilli Tavrların Kırım’a güçlü akını sonradan onların daha geniş arazilere yayılmasına neden olmuştur.

Azerbaycan ve bütün Türk dünyasında kendi izlerini koruyup saklayan Tavr tayfalarının son kalıntıları Daurlar şu anda Çin Halk Cumhuriyeti’nin İç Moğolistan Özerk Cumhuriyeti’nin doğusunda Heylun - Tszyan eyaletinde ve Sinsizyan Uygur Özerk Cumhuriyeti’nde yaşamaktadırlar. Altay dil ailesi Mongol gurubuna mensup Dahur dilinde konuşan bu halkın dini dünya görüşünde şamanizm esas yeri tutmaktadır.[9]

Akdeniz bölgesini İç Anadolu bölgesinden ayıran sıradağlardan bir kısmı Toros dağları olarak adlanır.

Trabzon’da kaydedilmiş kaynağı merak uyandıran eski Pulathane coğrafi adı M.Ö. bu arazide yaşamış Puladi tayfasının adını yansıtmaktadır. Puluadi eski dağlı tayfalarından birisinin adı olup, esasen dağlık bölgelerde yerleşmişlerdir. Prof. Seyyare Mollazade’nin araştırmalarından belli olmaktadır ki, hele de M. Ö. 2700 yılında Güney Azerbaycan’da Urmiye etrafında yaşayan halkların dilinde Puluadi sözü kullanılmıştır.[10] Ancak maalesef yazar, Puluadi sözünün eski devirlerde tayfa adından değil, sosyal yaşantıda kullanılan çelik gibi coğrafi ada dönüştürüldüğünü kaydetmektedir. Fakat araştırmalardan anlaşılıyor ki, Puluadi etnosları hele eski devirlerden Urmiye Gölü ve Karadeniz etrafında yaşayan ilk yerli tayfalardan olmuştur.

Sumbatzade, ve Melikişvili’nin araştırmalarında ise Puluadi tayfasının milâttan önceki çağlarda mevcut olduğu konusunda geniş bir şekilde bilgi verilmektedir.[11] Türk halklarının yaşamış oldukları arazilerde bu tayfanın adını yansıtan coğrafi adların mevcut olması fikrimizi tasdik etmektedir. Öyle ki: Kuzey Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinin Ağdam kazasında Poladlı; Özbekistan’da Kaşkaderya bölgesinde Poladi tarihen Azerbaycan Türk arazileri olmuş, şimdiki Ermenistan’da Polad, Poladçık, Poladlı şu anda Trabzon’un merkez köylerinden Pelitli, Akçaabat ilçesinde pazarçık toponominin eski adı Polita, Şalpazarı kazasında Pelidçik; Ankara ile Kırıkkale şehirleri arasında Poladlı kazası coğrafi adlarının varlığı, eski Puluadi tayfasının adını yansıttığını göstermektedir.

Trabzon etrafında görülen etnotoponimlerden birisi de Gümüşhane ve Trabzon arasında bulunan Kırıklı coğrafi adıdır. R. Eyvazova’nın araştırmalarında Orta Asya’da, Karakalpaklarda bu tayfanın adının Kırık, Kırk şeklinde kullanıldığını; Afganistan’da bu tayfanın adından meydana gelmiş Kırıh, Kırh, Kırık, Kırıktay, Kırıkçe toponimlerinin meydana geldiğini göstermiştir.[12]

Bazı kaynaklarda Kınk tayfasının Afşarların bir kolu olduğu kayıt edilir. V. F. Aliyev, XIX. asırda kayıt edilmiş doksan iki Özbek tayfasından birisinin Kırık olarak adlandığını yazar ve adının Oğuz neslinden olan Kırık tayfasıyla ilgili gösterir. Antalya’nın Fethiye kazasıyla sınırtaş olan Kınık adlı bir kazası vardır. Şimdiki Ermenistan tarafından işgal edilmiş Sisian kazasındaki Kırhlar dağ adının bu etnosun adıyla bağlı olduğunu kayıt eder. Gıyaseddin Geybullayev ve B. Budagov ise Kırık tayfasının Kızılbaşlların ustacallı tayfasının bir kolu olduğunu kayıt ederler. Toponomik araştırmalardan belli olmaktadır ki, Gırıglı (Kırıklı) etnotoponiminin işlenme alanı çok geniştir. Öyle ki, Trabzon yakınlarında kayıt edilmiş Kırıklı toponominin değişik fonetik varyantlarına ve paralellerine hem Trabzon arazisinde hem de eskiden Azerbaycan Türk toprakları olmuş şimdiki Ermenistan arazisinde XIX. asra kadar Gırıgeli adlı onlarca toponim kayıta alınmıştır. Ankara şehri ile sınırtaş olan Kırıkkale şehri, Anadolu’nun Trakya yaka- sında Kırklareli şehirleri vardır. Bunlardan başka Gürcistan’ın Orçalı (Marneuli) köylerinden birisi de Kırıklı adlanır. Bundan başka Azerbaycan’ın Göranboy ve Hanlar kazalarında da Kırıklı adlı köyler kayıt edilmiş durumdadır. Yürütülen toponomik tahliller göstermektedir ki, ayrı ayrı bölgelerde olsa da bu toponimlerin tümü eski Türk kökenli Kırıklar’ın adıyla ilgilidir.

Türk dilli halkların etnogenezinde önemli rol oynamış, kendi izlerini toponomiyada koruyup saklayan eski tayfalardan birisi de eski tarihe sahip olan Kimmer / Kemirli’lerdir. Türk soylu halkların toponomiyasında daha çok rast gelinen Kimmerler hakkında kaynaklarda yeterince bilgi vardır. Bazı Rusça kaynaklarda Kimmerleri İran dilli, yani Fars menşeli olması fikri ileri sürülürse de bu tamamıyle yanlıştır. Bu yanlış fikirle M.İ. Artomov’un ve V.İ. gibi Abaev’in araştırmalarında rastlaşırız. M.İ. Artomov’un eski Türk tayfaları Skif ve Sarmatlar Kimmerlerin de gayri Türk menşeli, yani İran dilli olduğunu belirterek şöyle yazmaktadır: “ Tarihte belli olan Küçük Asya’da yaşamış olan Kimmerlerin üç büyük lideri Teuşpa, Diktamis (Dukdamme), Sandakşatru da Skif ve Sarmatlar gibi İran dilli halklardandır.[13] Fakat tarihi deliller ve kaynaklarda Kimmerlerin bütünüyle İran dilli olmasının tamamıyle yanlış bir düşünce olduğunu göstermektedir.[14] Bu bakımdan Herodot’un tarihi toponimlerin meydana gelmesinde faal olarak iştirak eden bu eski tayfaların rolü hakkında değerli bilgiler ilk kaynak gibi çok değerlidir. Eserde Karadeniz sahillerinde Kimmer tayfalarının adı ile ilgili olarak meydana gelmiş olan Kimmer kaleleri, Kimmer Boğazı, Kimmer Bosporu, Kimmer bölgesi toponimleri hakkında bilgi vardır.[15] G. Geybullayev’in araştırmalarında Kimmerlerin İran dilli olarak kabul edilmelerinin yanlış olduğu belirtilerek onların M.Ö. VIII. asırda Güney Kafkasya’da ve Güney Azerbaycan’da yaşadıkları ve Türk menşeli oldukları esaslı bir şekilde tarihi belgeler ile onaylanarak hele X. asırda Güney Kafkasya’da Kemer etnonimi ile bağlı on yaşayış alanının olduğunu göstermektedir.[16] F.A. Celilov, bu tayfaların M.Ö. bin yıllarında Kırım, Zakafkazya ve Küçük Asya’da yerleştiğini kayıt ederek tarihi kaynaklarda onların Yunan kaynaklarında Kimmer, Asur kaynaklarında Gimirri, Bibliya’da Gomer, Ermeni kaynaklarında Gamir şekillerinde kullanıldığını göstermiştir. Gamerlerin Skifler ile (Sarmatlar ile) akrabalığı konusunda bilgi veren yazar bu etnosun yiğit, bahadır anlamında bir çok halkların dilinde korunup saklandığını kayıt ediyor. Örneğin: Eski Rus dilinde Koymir (Sonralar Kumir), Osetin dilinde Gaemri // Gumeri, Gürcü dilinde Gmri [17] gamer etnonominin İran’da, Küçük Asya’da Türk dilli Kaşgayların terkibinde şimdi de yaşamakta olduğunu kayıt eden yazar, tarihen işgal edilmiş Azerbaycan’da şimdiki Erivan Hanlığı’nda Gemerli, Ermeni’ce Gamarlu gibi seslenme oykonimlerinin söz konusu tayfanın adını yansıttığını gösterir. A. Memmedov, “Kırım Tatarlarının menşei ve dili hakkında” adlı makalesinde Kimmerlerin M.Ö. Kırım arazisinde yaşamış olduklarını kaydeder. Muasır devirde Kırım arazisinde mevcut olan Bospor Kimmerski, Kimmer geçidi, Kimmer kaleleri, Kimmerik etnotoponimlerinin adına eski ve orta asır kaynaklarında, öylece de Kimmerlerin M.Ö. Aras Çayı’nın güneyinde ve Karadeniz sahilinde yaşadıklarını kayıt eden yazar Herodot’un tarihinde de rastlıyoruz. Tarihte büyük rol oynamış Kimmerlerin adı ile ilgili olarak meydana gelmiş olan coğrafi adların alanı oldukça geniştir. Bu etnotoponimler yalnız Kırım’da değil, Azerbaycan’da, özellikle Güney Azerbaycan bölgesinde (Gemeri çayı, Kemer, Kuhkemer, Kemerderg, Kemer, Sefidkemer, Siyahkemer) kayıt edilmiştir. Trabzon’un Kemerkaya mahallesi, Yomra kazası olan Komara coğrafi adı da Gemer // Kimmer etnonimlerinden türemiştir. M. Mehmet Bilgin’in araştırmalarında M.Ö. XII-XIII. asırlarda Karadeniz’in kuzeyinde hakim bir konuma sahip olan Kimmerlerin kafkasya’ya doğru ilerliyerek önce Azerbaycan’a (M.Ö. 714), sonra ise Urartu Devleti’ne güçlü darbe vurarak oradan Doğu Anadolu’ya girdikleri belirtilir. R. Ayvazova’nın da araştırmalarında bu etnos ile ilgili Afganistan’da bir çok obyektin (Gerkemer, Garagemer )in bulunduğu kayıt edilir. Bununla birlikte yazar Herat’ta Gemer adlı toponim (Dağ adı) hakkında bilgi verir. Gagauz Özerk Cumhuriyeti’nde de Kamer, Komur; Türkiye’nin Antalya Şehri’nde bu etnosun adını yansıtan Kemer köyü vardır.

       Trabzon toponomiyasında adına rastgeldiğimiz Türk halklarının tarihinde ve etnogenezinde önemli rol oynamış tayfalardan birisi de Maglardır. Avrupalı araştırmacıların Magların Türk dilli olduğu hususunda ifadeleri varsa da üzüntüyle kayıt etmek gerekir ki, tarihciler bu delili inkâr ederek bu etnosu Fars dilli saymışlardır. Araştırmalar ise Maglar’ın Türk dilli olduklarını ve M. Ö. Azerbaycan’da hatta Derbend’de yaşadıklarını göstermektedir. Mağ // Mag // Muğ etnonimi ile bağlı olarak bu arazide yaşamış toponimler düşüncelerimizi doğrulamaktadır. Trabzon’da Mag // Muğ tayfalarının adı ile ilgili oluşmuş Maçka’da Makroni, Kalkanlı, Magoura- Mauza, Mağara, Maglavita, Marna, Magula toponimleri de Magların Türk dilli olduğu fikrini güçlendirmektedir. A. Rahimoğlu şöyle demektedir: “ Eski yazılı kaynaklarda Midiyalılar anlamında esasen Mata // Mada ve Mar sözleri kullanılmıştır. Araştırmacıların düşüncelerine göre Mata // Mada adı hem etnonim, hem de toponimdir. N. J. Marr, İ. Aliyev, E. Demircizade ispat etmişlerdir ki, antik yazarların “ Midiya “ şeklinde sakladıkları toponimin orjinali olan Mada // Madape adlı daha eski Maktape // Magdaj adından türetilmiştir. Ve anlamı da “ Mag yerleri “, “ Mag ülkesi “ demektir. Adeten Mugan adını Muğ // Mük ve “ – an “ parçalarına ayırırlar. Fakat İranlıların gelişinden çok öncelere ait Makan // Magan // Mugan // Muğan toponimlerinde İran menşeli ek olamaz. Ona göre de bu aynı menşeli adlar Mag etnoniminin Maka // Muga şekline Ellâm- Kassid- Lulubey toponomiyası için karakteristik “ – i “ topoformantı artırmakla meydana getirilmiştir.

       A. Fazili İran tarihçilerinin eserlerine esaslanarak eski Maglar hakkında şöyle demektedir: Parfiya devrinde gösterilmekte olan rütbelerden başka aşağıda adları kayıt edilmiş olan Sipehbod, Erkbod, Me’bedane Me’bed ve hibordane hirbodlar da olmuştur. Me’bedleri her zaman Midiya’nın Mağ tayfasından secerdiler. Grubun da adı bu tayfanın adı ile ilgili olarak meydana getirilmiştir. Öyle ki, Me’bed aslında Meğbed olup, Mekubet sözünden meydana gelmiştir. Anlamı ise Mağların başkanı demektir.[18]

Şunu da kayıt etmeliyiz ki, toponimlerin yapısındaki bod // bad // bed // bet // pat sözleri yer, mekân anlamında kullanılır (ör: Arbat, Arbad, Ordubad, Akçaabat...vs.) A. Fazili’nin araştırmalarındaki Me’bed, Mobed, Mekupet sözleri aynı zamanda magların yerleşmiş oldukları yer, mekan demektir. Bu tarihi, ilmi deliller göstermektedir ki, ister kuzey ve güney Azerbaycan’da, isterse de Türklerin yaşamakta olduğu diğer bölgelerde (Muğançık Mehrip, Muğançık Müslüm, Muğanlı, Mahta; Nahçivanda Mığırlı, Muğanlı,; Gürcistan’da Mıgtalu, Mogol, Mugul, Moğan, Moğlu; Güney Azerbaycan’da Mehri, Mığrı; Ermenistan’da Mağosa ; Kuzey Kıbrıs’ta Magosa, Muğkale; Semerkand’da Mağara; Trabzon’da Maglavita, Mağula, Marna) olan Mag // Mah // Mağ // Muğ terkibli toponimler magların adını yansıtarak bu etnosun adı ile bağlı olarak tarihin izlerini yaşatmaktadır.

 Bununla birlikte Trabzon’un toponomiyasında eski Türk tayfalarından Argu, Şumer // Sumer, Çakırlı, Skif, Sak Sul // Cul, Uz, Kebir, Karluk tayfalarının adı ile ilgili olarak meydana gelmiş coğrafi adlar geniş bir şekilde yayılmıştır.

Merkez köylerinden Argaliya, Ağrıt toponimleri eski Argu tayfalarının adından meydana gelmiştir. Mahmud Kaşgarlı’nın “ Divan - u Lügat’it Türk “ adlı eserinde eski tarihe sahip Argu etnosunun dili ve gramatik kuruluşu ile ilgili geniş bilgi mevcuttur. Türk menşeli Col // Cul sözünün Çuvaş dilinde taş, kaya, dere anlamlarında kullanıldığını belirten R. Ayvazova Afganistan arazisindeki Col, Cor, Sul, Sur coğrafi adları ve “ Sal “ , “ Sar “ terkipli toponimleri aynı semantik anlamlı, değişik fonetik varyantlı Türk menşeli adlardan saymıştır.

G. Geybullayev’in kayıtlarına göre bu toponimin doğru şekli “ Col “ dur. Cor ve Sur ise onun fonetik varyantlarıdır. Arapça forması “ Sul “ dur. el- Kufi, as-Cul el-bab yöresinde bir geçit olduğunu kayıt etmektedir. Alban tarihcisi Musa Kalan- katlı ise eski Ermeni dilinde IX-X. asırlara kadar “ l “ harfi olmadığından “ Col “,  “ Cog “ şekillerinde kullanılmıştır. M. Vakvart bu toponomi İran menşeli saymaktadır. İ.G. Aliyev şöyle demektedir: Col adına Strabon’un kayıt ettiği gibi “ Gel “ etnonimi izlenmiştir. Sul o zaman Kafkaz Albanyasının dahilindeydi. K.V. Trever, S.T. Yeremyan’a dayalanarak Maskutlar’ın Hazar denizi’nin kuzey batı sahilin-  de, Samurun kaynağından güneye V. asırda Cor, Cul denilen arazide yerleştiklerini belirtir. Et-teberi “Azerbaycan’ın komşuluğunda halkı Sul adlı Hazar ülkesi yerleşir” der. G. Geybullayev şöyle demektedir: “Bu Sul // Cul şüphe yok ki, Alban Col’una aittir. Alban Col, Car, Sul adı Hazar’ın doğu sahilinde yayılmış, Cor, Col, Sul etnonimlerinin menşei ile aynıdır.”[19] Albanya’da yaşayan Türk icma Col tayfasının adını yansıtır. İfade edilenlerden Türkiye’nin Trabzon ve Akçaabat’ta Chola (Çiçekli), Çolye (Çal) Uzungöl’de Chor, Coros (Taşkıran), Maçka’da Çal olan Ukşul, Arşula, Şur coğrafi adları bu eski Türk tayfasının adından türetildiği anlaşılmaktadır. Bu gün Güney Azerbaycan’da Kürd diline uygunlaştırılmış Sulik toponomi de aynı adlı tayfanın adını yansıtmaktadır.

M.Ö. yaşamış eski tarihe sahip tayfalardan birisi de Uz tayfalarıdır. Bu tayfanın adı Vakfıkebir Kazası’nda Usburlu; Akçaabat Kazası’nda Ustürkiya toponimlerinde yansımasını bulmuştur.

Trabzon toponomiyasında izlerini koruyup saklayan eski etnoslardan birisi de Kas // Gaz // Kaş olmuştur. Kas etnonimi ile bağlı Trabzon toponomiyasında bir çok coğrafi ad kayıt edilmiştir. B. Budagov’un araştırmalarında Kaspi, Kazak, Kazbek, Kapkaz toponimlerini Kaz // Kas // Kaş etnonimlerinden meydana geldiği gösterilir.[20] Kassiler (Akadçada Kaşşi) M.Ö. I. bin yıllarında İran’ın batısında Zagroş dağlarında yerleşmiş eski tayfalardandır. M.Ö. 1741 yılında ilk defa Babilistan’a sokulan Kassiler XVI. asırda ülkeyi tamamıyle işgal etmişlerdir.

Araştırmalardan anlaşıldığına göre eski Türk tayfalarından birisi de Gazan // Kazan olmuştur. Trabzon’un Yomra Kazası’nda kayıt edilmiş olan Kazançılar toponimi onların bu arazilerde meskunlaşmış olduğundan haber verir. R. Ayvazova, Mireli Seyidov’a esaslanarak Gazan // Kazan sözünün izahını şöyle verir: “ Gazan adında “Gaz “yüce, yüksek, ulu, “ – an “ ise sıfat fiil ekidir. Her iki kısmın birleştirilmesinden oluşturulmuş Gazan - Yücelen, yükselen anlamındadır.

Kaynaklara göre Türk halklarının soy kökünde büyük rol oynamış Gam // Sam // Şam (şaman) etnosunun tarihi kökleri daha eski çağlara gelip çıkar. G. Geybullayev M. Ö. Albanya’da İşmak // Şamak tayfasının yaşamış olduğunu belirterek bir çok kaynaklarda onların değişik fonetik varyantlarda toponimlerde yansımış olduğu konusunda bilgi verir. Örneğin: II. asırda Albanya’da Kamehiya, adlı bir yerin olduğunu, V. asır Ermeni tarihçilerinin kaynaklarında Alban etnosu İjmahın // Şamakın adının dile getirildiğini yazar. Pliniy’in ifadelerinde Kamak tayfasının Kafkaz’da ve Orta Asya’da mevcut olduğunu kayıt eder. Yazar Orta Asya yazarları (Şamak, Şamakey, Şamake gibi adlandırılmış Türk tayfaları) esasında belirtir ki, İjmahlar (Şamaklar) M.Ö. Albaniya’da yerleşmişlerdir.[21] R. Ayvazova ise Semengan toponimini parçalara ayırarak (Sem-en-gan) Semen sözünü Şaman sözü ile bağlıyor. F. Çelilov’un araştırmalarında ise “ Şaman “ sözünün Tunguz / Mançur dillerinde kalmış Sama // Saman, Dagur dilindeki Ham (Kutsal) varyantları K // S dialekt farkını yansıtan “ Kahin “ anlamı Kam // Sam // Şam sözünü ortaya çıkarır ve bu sözün M. Kaşgarlı’da Gam şeklinde kullanıldığını kayıt eder. Dede Korkut boylarında Bayundur Han “ Kam “ neslindendir. Yani ulu şaman Kamhan’ın (Gamgan’ın) oğludur.

V.A. Nikanov Samgir // Şamgır tayfalarının yayılma alanı hakkında bilgiler vererek onların esasen Doğu Sibiryada, Uzak Şark’ta XVII-XVIII. asırlarda Zabaykaliyad, Burey ve Mur çaylarının sahilinde XIX. asırda Ankara ve Lena çayları havzalarında yerleştiklerini kayıt ediyor. S - Ş fonetik seslenmelerini Türk dilleri için karakteristik bir durum kabul eden yazar bu sözün sam // şam ekinin şaman sözünden, -gir kısmı ise Tunguz dillerinde soy kavramı bildiren morfomden (eklerden) ibaret olduğunu gösterir.[22]

İleri sürülmüş bazı faraziyelere göre G. M. Vasilev, Samgir // Şamgir sözleri ile birlikte, Samay, Samgit...vs. bu tür sözlerin de aynı kökten olduğunu esaslandırarak belirtir ki, bu tayfanın eski tarihi Mongol Türk, muasır Amerika Hindularının, aynı zamanda da eski Ural-Altay medeniyetinin derin tarihi kökleriyle umumilik teşkil eder.[23]

M. Memmedaliyev Sam tayfaları hakkında bilgi vererek şöyle der: “ M.Ö. III. asrın ortalarında Şumerler (Sümerler) Mezopotamya’ya gelmişler, III. asrın ortalarında Mezopotamya’nın güneyine sıkıştırılmışlar. Sam tayfaları Şumerleri mağlup ederek kendi hakimiyetlerini kurduktan sonra iktisadi ve medeni bakımdan gelişme göstermiş Şumerlerin Soğuk etkisine maruz kaldılar“.[24]

 Tarihi belgeler bu eski Türk etnoslarının (Şaman ve Şumerler) coğrafi adlarda da büyük izler koyduğunu göstermektedir. Türk halklarının yaşadıkları diğer bölgelerde olduğu gibi Türkiye’nin Trabzon Vilâyeti’nde de kayıt edilmiş olan Vakfıkebir Kazası’nda Kamuha, Kamha; Of Kazası’nda Samri; Merkez köylerden Sumeriya, Samaruksa kebir; Yomra Kazası’nda Samaruksa sagir toponimleri de aynı adlı tayfanın adıyla ilgilidir.            

Araştırmalardan anlaşıldığına göre Trabzon arazisindeki toponimlerin tarihi çok eski çağlara gitmektedir. Bu toponimlerin araştırılması Türk dilinin tarihi durumunu ortaya çıkarmakla beraber, aynı zamanda Türk halkının etnogenezi, mifik inanışı, içtimai-felsefi görüşlerinin aydınlatılması için de büyük imkanlar oluşturur. Trabzon’da kayıt edilmiş bu toponimlerin tasnifi, ilmi tahlili, leksik-gramatik hususiyetlerinin araştırılması bir çok meselelerin halledilmesinde önemli rol oynar.

 



[1]      Y.B. Yusufov- S.K. Kerimov, Toponomiyanın Esasları, Bakü 1987, s.60.

[2]      A.İ. Fazili, Azerbaycanın Gadim Tarihi Muasır İran Tarihşunaslığında, Bakü 1970, s.109.

[3]      V.V. Bardold, İran İstoriceskiy Vopros, Taşkent 1926, s.6.

[4]      W.M. Velihanlı, IX-XII  Asır  Arap  Coğrafyaşunas  Seyyahları  Azerbaycan  Hakkında, Bakü 1974, s.162.

[5]      V. İ. Savina, Etnonomi v Toponimii İrana “Onomostika Vostoka”, Moskova 1980, s.141.

[6]      M. Lermioğlu, Akçaabat Tarihi, İstanbul. 1941, s.8.

[7]      A. Memedov, O proishojdenii Kumskih Tatar i İh Yazıka, Kırım 1994, s.53.

[8]      Ahmet Kaviyanpur, Tarihi Urmiye, Urmiye 1375, 41.

[9]      Y. Mahmudlu  C. N. Cong  N. Muharemli  K. Memmedli, Altay Halkları, Bakü 1996, s.64.

[10]     S. Mollazade, Azerbaycan Toponimleri, Bakü 1985, s.22.

[11]     A.S. Sumbatzade, Azerbaydjançı-Etnogenez i Formirovanie Narado, Bakü 1990, s.46.

[12]     R.İ. Ayvazova, Afganistan’da Türk Menşeli Toponimler, Bakü 1995, s.159.

[13]     N.İ. Artamanov, Kimmeriyci İ  Skifi, Leningrad. 1974, s.126.

[14]     G. Geybullayev, Gadim Türkler ve Ermenistan, Bakü 1992, s.77.

[15]     Herodot Tarihi, İstanbul 1991, s.196.

[16]     F. Çelilov, Gadim Türk Etnonimleri, AOP, Bakü 1986, s.85.

[17]     A.K. Rahimoğlu, Azerbaycan Toponomiyasında Mag Etnonomi, AOP, Bakü 1986, s.85.

[18]     A. Fazili, a.g.e., s.77.

[19]     R. İ. Ayvazova, Afganistan’da Türk Menşeli Toponimler, Bakü 1995, s.77

[20]     V. Budagov, Türk Uluslarının Yer Yaddaşı, Bakü 1994, s.98.

[21]     G. Geybullayev, Osrednevokovım Etniceskom Sostare Albanii, Arana, AOP, Bakü 1986, s.138.

[22]     V. A. Nikanov, Etnonimi Dalnevo Vostajka SSSR Etimeeskaya Onomastika, Moskova. 1965, s.58-59

[23]     G. M. Vasiliyev, Etnonim Saman-Samıy  u  Naradov  Sibirii, “Sovyetskaya Etnografiya.“ 1965, s.34 

[24]     M. V. Memedaliyev,  Kuranda Umum Türk Menşeli Sözler , AFM,  Bakü 1983, s.91

Son Güncelleme ( Sunday, 10 February 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
Copyright © 2010 Trabzon Türk Ocağı Resmi Sayfası.  Tasarım: ifteri.com . Our site is valid CSS Our site is valid XHTML 1.0 Transitional