| Trabzon Resimleri |
| Şehitlikte Tören |
| Eski Trabzon Resimleri |
| Karabağ |
Tarih-Dil - Edebiyat Sempozyumu Dil Kİtabı
Trabzon Ağzında Eski Türkçe Leksik Unsurlar | Trabzon Ağzında Eski Türkçe Leksik Unsurlar |
|
|
|
| Yazar Ali AKAR* | |
| Wednesday, 30 January 2008 | |
|
Trabzon’un Türkçe İle İlişkisinin Tarihi Arka Planı
Trabzon bölge ağzındaki Eski Türkçe leksik unsurları incelemeye geçmeden önce, bölgenin, Türkçe ile ve dolayısıyla Türklerle ilk tanışmasına kısaca temas etmek yerinde olacaktır. Karadeniz kıyı bölgesinde ve Kafkasların güneyinde Türklerin ilk görülmesi, İskitlere kadar dayanmaktadır.[1] Yine, Hunların 395’ten sonra Karadeniz çevresinde uzun yıllar hakimiyet tesis ettikleri, bölgeyi gerek ekonomik, gerekse siyasal bakımlardan tam olarak “abluka” altında tuttuklarını çok iyi biliyoruz.[2] Fakat, bu dönemlerle ilgili dil malzemesi –şimdilik- yok denecek kadar az ve mukayeseli bir araştırmaya imkan tanımayacak olduğundan söz konusu dönemleri, değerlendirme dışında tutmak zorundayız.[3] Karadeniz bölgesine Selçuklular döneminde yapılan ilk Türk akını, 1048’de Tuğrul Bey’in kardeşi İbrahim Yinal’ın Aras ve Fırat çevresini kuşatarak Trabzon çevresine kadar yaklaştığı seferdir.[4] [1] Zeki Velidi Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş, İst. 1981, (3. baskı) s.34 [2] Denis Sinor, Erken İç Asya Tarihi “Hun Dönemi”, İst. 2000, s.251, v.d. [3] Ahmet Caferoğlu, Türk Dili Tarihi, İstanbul 1968., C.I, s.66, v.d. [4] Claude Chan, Osmanlılardan Önce Anadolu’da Türkler, (Çev. Yıldız Moran) İstanbul 1994, s.88 1071 Malazgirt zaferinden sonra Anadolu’nun bütün bölgelerinde, Trabzon dolaylarında hatta Ege’de Milet’te Türkmen grupları bulunmaktaydı.[1] Bu zaferden sonra kurulan Saltuklular, Mengücekler ve Danişmendliler Beylikleri Trabzon ve çevresini Türkmenlerle kuşatmışlardır. Danişmendli komutanlarından Emir Yakup ve İsa Böri komutasındaki kuvvetler Çoruh havzasını takip ederek bütün Doğu Karadeniz sahillerini, dolayısıyla Trabzon’u da ele geçirmişlerdir. Bizans tarihçisi Anna Komnena’nın verdiği bu bilgi konusunda Bizans İmparatorluğu Tarihi yazarı Fallmerayar, bu akınlar sonucu Trabzon etrafındaki toprakların Türklerin eline geçtiğini belirtmektedir.[2] Trabzon çevresini ele geçiren bu Türkmenlerden, Trabzon’u 1075’te bölgeye gönderilen Theodore Gavras kurtarır.[3] Gavras, Selçuklular arasındaki iç çekişmelerini fırsat bilerek 1091’de Bayburt’u Türklerin elinden alır. Şehir, 1098’de yeniden Danişmendli komutanı Gümüştekin tarafından ele geçirilir.[4] Türkler tarafından öldürülen Gavras, aziz (matyr) ilan edilmiş ve adına bir manastır bırakılmıştır. Daha sonra başa geçen Costantin Gavras (1119-1140)la Mengücekli emiri İsa Bey arasında ittifaklar söz konusu olmuştur.[5] 1214’te Sinop’u alan İzzettin Keykavus, Aleksius Komnenos’u esir eder. Daha sonra fidye ile serbest bırakılan A. Komnenos Selçuklu vasalı olarak Trabzon tahtına oturur.[6] Bu yıllarda Trabzon Anadolu ile Kıpçak ülkeleri arasında bir ticaret merkezi durumundaydı. Karadeniz’in kuzeyinden tüccarlar gidip gelmekteydi. 1228’de Trabzon Melik Gıyaseddin Keyhüsrev ve atabegi Er-Tokuş tarafından denizden ve karadan kuşatılır. Fakat başarı sağlanamaz, melik bu savaşta esir edilir. Alaaddin Keykubad döneminde Trabzon-Selçuklu ilişkileri devam etmiştir. Trabzon imparatoru bu dönemde gerektiği zaman Selçuklu ordusuna asker vermek mecburiyetindeydi.[7] Moğol istilası döneminde Trabzon imparatorları Selçuklularla ve Moğollarla iyi geçinmişler ve Trabzon’u istila edilmekten kurtarmışlardır. Bu yıllarda Trabzon imparatorları askeri kuvvetlerini komşu Kafkasya prensliklerinden temin ediyorlardı. Bunların başında Kuman Türkleri gelmekteydi. Türkler, Komnenos-lar devrinde Trabzon imparatorluğunda paralı asker olarak bulunmuşlardır.[8] Moğol istilasından sonra Anadolu’ya iyice yerleşen gazi-derviş Türkler bütün Anadolu’ya fetih ruhuyla akınlar yapmaya başlamışlar ve Hazar ötesinden gelen göçlerle nüfus bakımından da birkaç misli artmışlardı. Nitekim Sinop çevresinde yaşayan Çepniler, 1277’de şehri kuşatan Trabzon Rum imparatorunu mağlup edecek kadar nüfus ve nüfuza sahiptiler. Bu tarihten sonra Trabzon, batıdan da sahil şeridi boyunca uzanan bölgeden gelecek olan Çepnilerle kuşatılacaktır. 1301 yılında Trabzon kralı Aleksius II, Ordu ve Giresun’u fetheden Çepnilerle mücadeleye girişir. Yine 1313’te Çepni lideri Bayram Bey’in bir Pazar yerini bastığını, 1332’de Hamsiköy yakınlarına kadar gelen Bayram Bey’in kuvvetlerinin bozguna uğratıldığını Trabzon saray tarihçisi Panaretos anlatmaktadır.[9] 1336’da Timurtaş’ın oğlu Şeyh Hasan-ı Küçük Trabzon’a saldırır, yağmurdan dolayı şehri düşüremez. Aynı yıllarda Çapanlı Türkmenleri Trabzon dağlarına yerleşirler. Bu grubun bir kısmı Sivas ve Yozgat’a bir kısmı da Trabzon’a yerleşmiş olmalıdır.[10] Akkoyunlular 1340-1343 yılları arasında Trabzon’a dört defa saldırmışlar, fakat şehri ele geçirememişlerdir.[11] Mihael (1344-1349) zamanında Trabzon üzerine Duharlı Türkmenleri tarafından kuvvetli taarruzları oldu.[12] Trabzon imparatorları Türkmen saldırılarının önüne geçebilmek için siyasi akrabalık ilişkisi kurma yoluna gittiler. İmparator Aleksios III (1349-1390) kız kardeşi Despina Maria’yı Akkoyunlu Tur Ali Bey’in oğlu Kutlu Bey’le, diğer kız kardeşi Theodora’yı Ordu Bey’i Hacı Emir ve kızı Evdokia’yı da Kelkit bölgesi beyi Emir Taceddin’le evlendirmek suretiyle çevredeki tehlikelerden imparatorluğu korumaya çalıştı.[13] 1398’de Samsun’u fethederek bütün Orta Karadeniz’i ele geçiren Yıldırım Bayezıt, imparator Manuel’den kendisini ‘metbu’ tanıyıp haraç vermesini istemiştir. Osmanlı tehdidine karşı imparator, Timur’la işbirliği yapmış ve Ankara Savaşı’na bir birlik göndermiştir.[14] Daha sonra, Akkoyunlu-Trabzon mücadelesi fethe kadar devam eder. Bu arada Trabzon, güneyden ve batıdan Türk iskanı ile iyice Türkleşmeye başlar. Öyle ki savaşlar artık Maçka’da vuku bulmaya başlamıştır. Bu ilişkiler gösteriyor ki Trabzon Rum imparatorluğu, çevredeki Türkmen grupları tarafından etraflıca kuşatılmış ve bu siyasi ve kültürel kuşatma, 1461’e kadar sürmüştür. Bu sırada çeşitli savaşların dışında çeşitli sosyal ve ekonomik ilişkiler de geliştirilmiştir. Böylece, yavaş yavaş Türkler lehine değişen sosyal ilişkiler, dilin yerleşmesi için uygun bir zemin hazırlamış olmalıdır.[15] Zaten, İstanbul’dan çok uzakta, etrafı çok çeşitli unsurlarla çevrili bir devletin bu kadar uzun yaşabilmesi de ancak çevre ile çeşitli ilişkilerle mümkün olabilirdi. Yukarıda özetlemeye çalıştığımız ilişkiler içinde Türkçenin bu coğrafyaya yerleşme tarihinin, bölgenin resmi fetih tarihinden çok daha öne çekilebileceğini incelediğimiz leksik unsurlarla göstermeye çalıştık. * * *
Çalışmamız, Trabzon bölge ağızlarında Eski Türkçe unsurları tespit etmeye yöneliktir. “Eski Türkçe” tabirinden kastımız, Türkolojideki anlamıyla, VII-XIII yüzyıllardır. Bugün Anadolu ağızlarında ve yazı dilinde yaşayan birçok kelime, ses ve yapı özelliğiyle XIII. yüzyıl öncesindeki dil birikimiyle paralellik kurma imkanı verebilmektedir. Köktürk, Uygur ve Karahanlı dönemi eserlerinde görülen Oğuzca özellikler ve bunların Türkiye Türkçesindeki ve Anadolu ağızlarındaki kalıntıları üzerine çeşitli çalışmalar yapılmıştır.[16] Trabzon bölge ağzındaki Eski Türkçe unsurları tespit ederken ele aldığımız temel kaynak Derleme Sözlüğü (DS) olmuştur. Bu sözlük dışında da muhakkak çok değerli dil malzemesi vardır. Fakat, çalışma alanımızı sınırlamak amacıyla bu sözlükteki verileri değerlendirmekle yetindik.[17] DS’deki Trabzon ve yöresinden derlenen sözler, XIII. yüzyıl öncesi dil malzemesini içeren metin, gramer ve sözlüklerle karşılaştırılmıştır. Uygur dönemiyle ilgili A. Caferoğlu’nun Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü (EUTS), önemli Uygurca metinlerden Maytrısimit (Maytr) ve Prens Papamkara ve Kalyanamkara (KP) hikayesi karşılaştırma için başvurulan başlıca kaynaklar olmuştur. Karahanlı çağındaki Türk dilinin en önemli eserlerinden olan Divanü Lügati’t-Türk (DLT) ve Kutadgu Bilig (KB) çalışmamızda bu dönemi temsil etmektedir. S.G. Clauson’un XIII. Yüzyıl öncesi eserlerindeki dil malzemesine dayanan önemli etimolojik sözlüğü An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish (EPDT) ve Eski Türkçe dönemini ele alan önemli sözlüklerden biri olan Drevnetyurkskiy Slovar (DTSl) başvurulan diğer iki temel kaynak olmuştur. G. Doerfer’in Farsçadaki Türkçe ve Moğolca unsurları değerlendirdiği Türkische und mongolische Elemente im Neupersischen (TMEN) adlı önemli eserine de yeri geldikçe müracaat edilmiştir. Yine Hasan Eren hocamızın yeni çıkmış olan Türk Dilinin Etimolojik Sözlüğü (TDES), kelimelerin Eski Türkçeyle ve diğer çağdaş Türk lehçeleriyle ilgisini kurmakta esas alınmıştır. Bunların yanında, XIII. yüzyıl sonrasında yazılmış olmasına rağmen Eski Türkçe unsurları ihtiva eden bazı eserlerle (Mukaddimetü’l-Edeb,(ME) İbni Mühenna Lügati.(Müh.)) de karşılaştırma yapılmıştır.
1. aba aba "abla, büyük kız kardeş" (Kalafka, Trabzon, DS C. I, s.2) DLT I/86 aba "ana"; KT D/I-13 eçüm apam "ata, ecdat"; EUTS 18 apa "abla, büyük kız kardeş"; EDPT 5aba:/apa:/ebe:/epe:; TMEN 412 apa "eltere Person"; YTS 1 aba "anne; nine, anneanne"
2. abıca abıca "abla, büyük kız kardeş" (Denizli, Beşikdüzü, DS C. I, s.2) Talat Tekin, amca kelimesinin <apa eçesi tamlamasından meydana geldiğini göstermiştir.[18] Trabzon ağzındaki bu kelime için de apa eçesi yapısını düşünmek mümkündür. Hem, eçe bir kadın unvanı olduğundan dolayı, bu yapının Trabzon ağzında Eski Türkçedeki şekliyle saklandığını aynı zamanda semantik yapı da teyit etmektedir. YTS 1 abıca "amca"
3. abramak abramak[19] "becermek, hakkından gelmek; korumak; idare etmek; yetmek" (Trabzon, DS C. I, s.28) EUTS 1 abmak "fışkırarak çıkmak, akmak, fışlamak"; EDPT 14 apra; DTSl 47 apra- "vetşati, portitsiya"; TDES 1 abramak "başarmak" <Moğ. abura- "retten, helfen, beschützen"; TMES 28 [20] "yetişmek, büyümek"; YTS 17 avrılmak [abrılmak] "bir şeyin üzerine kapanır gibi eğilmek"
4. açan açan (I) "ne zaman ki, -diği vakit" (Trabzon, DS C. I, s.57) Bütün Eski Türkçe metinlerde görülen bu edat (ET kaçan) Trabzon ağzında h (<k) düşmesiyle yaşamaktadır. Maytr. 11/11 kaçan "ne zaman, vakta ki"; DLT I/352 kaçan "ne vakit, vakta ki, ne zaman"; KP 76 kaçan "ne zaman"; EUTS 160 kaçan "ne vakit, ne zaman, vakta ki"; EDPT 592 kaçan "when?, when, whenever"; DTSl 400qaçan "kogda?"; YTS 121 kaçan [haçan] "ne zaman, ne zaman ki, her ne zaman, vaktaki, nasıl, ne suretle"
5. ag- ağmak "yükselmek" (Trabzon, DS C. I, s.103) BK D/37 ag- "yükselmek, çıkmak"; EUTS 7 agmak "yükselmek, ağmak, kalkmak, yukarıya çıkmak"; DLT I/173 agmak "yükselmek"; EDPT 77 a:g- "to rise; to climp"; DTSl 16 ag- "podnimatisiya, voshoditi" ; YTS 4 agmak [1] "çıkmak, yükselmek", [2] "aşağı inmek, ağır gelip aşağı meyletmek"
6. aga/aka aga "ağabey, büyük erkek kardeş" (Kalafka, Sürmene, DS C. I, s.274); aka "ağabey, büyük kardeş" (Kisarna, Mağura, Maçka, DS C. I, s.135) EUTS 6 aga "ağabey, büyük kardeş"; DTSl 48 aqa "starşiy brat"; TMEN 22 aka agabey "elterer Bruder" *tü <mo.; YTS 2 aga "ağabey, büyük oğul, büyük erkek kardeş; baba, ata; efendi, büyük, amir"
7. agı ağulamak "zehirlemek" (Anaraş, Sürmene, DS C. I, s.114); ağulanmak "zehirlenmek" (Trabzon, DS C. I, s.114); ağu otu "baldıran" (Trabzon, DS C. I, s.115) EUTS 8 agu "ağı, zehir"; DLT I/89 agu "ağı, zehir"; EDPT 78 ağu: "poison"; DTSl 24 agu "yad, otrava"
8. ağnamak [I] ağnamak "hayvanlar yatıp toprakta yuvarlanmak" (Denizli, Beşikdüzü; Küçükhol, Of, DS C. I, s.106); [II] ağnanmak "hayvanlar yatıp toprakta yuvarlanmak" (Maçka, DS C. I, s.106); [III] añamak "hayvanlar yatıp toprakta yuvarlanmak" (Anaraş, Sürmene, DS C. I, s.106) EUTS 7 agnamak/agınamak "arkası üstü yere sürtünmek, debelenmek, kıvranmak"; DLT I/289 "(Hayvanlar) yerde yatıp debelenmek; kekemeleşmek, dili tutulmak"; YTS 4 "yatıp yuvarlanmak, debelenmek"; KP 58 balıqça agnayu "balık gibi debelenerek"; EDPT 87 agna:-; DTSl 22 agna-; ME 85/4 agna- "debelenmek"
9. ağuz ağuz "yeni doğan hayvanların ilk günlerinde sağılan yapışkan süt, ağız" (Denizli, Beşikdüzü; Anaraş Sürmene; Maçka, DS C. I, s.115) DLT I/55 aguz "ağız, memeli hayvanların doğurduğu zaman verdiği ilk süt"; EDPT 98 ağuj/ağuz; TMEN 501 aguz "die Kolostralmilch"; Çuv. ara; Yak. uohax; YTS 5 aguz "doğuran hayvanın ilk sütü"
10. al al "hile" (Trabzon, DS C. I, s.166) EUTS 11 al "hile, aldatma"; DLT I/63 al "hile, al"; DTSl 32 aal "ulovka, hitrosti"; EDPT 121 al "front, facing, prior position"; TMEN 516 al "List"; KP 75/1 al çewiş "hile, dolap"; DTSl 32 âl "ulovka, hitrosti"; YTS 6 al "hile, düzen"
11. alan alan/alañ "açıklık, düzlük yer" (Hacavera, Maçka, DS C. I, s.194) DLT I/136 alang "alan, düz ve açık yer"; DTSl 33 alañ "ploskiy, rovniy"; YTS 7 alan "açık, düz yer, meydan"
12. angıt [I] angot "ahmak, akılsız, dangalak" (Maçka, DS C. I, s.262); [II] angat "ahmak, akılsız, dangalak" (Maçka, DS C. I, s.262) DLT I/93 angıt "ördeğe benzer kızıl renkli bir kuş"; TMEN 563 añıt "Ein Wasservögel"; YTS 10 añıt [ankıt, ankut] "bir çeşit su kuşu"
12. apartmak apartmak [I] çalmak, aşırmak, alıp kaçmak, habersiz götürmek, gizlice almak." (Mağura, Maçka; Denizli, Beşikdüzü, DS C. I, s.284), [II] "alıp götürmek" (Küçükhol, Of, DS C. I, s.284) DLT I/206 abıtmak "gizlemek, saklamak, örtülmek"; EDPT 7 abı:- “but with the same meaning"; YTS 11 aparmak "götürmek, alıp götürmek"
13. argaç argaç "dokumalarda çözgü üzerine enliliğine atılan ip" (Trabzon, DS C. I, s.309) DLT I/61 arış arkag "dokumanın yanlamasına atılan ipleri"; Trkm. argaç; Kaz. arkau; Tuv. argı- "dokumak" TDES 16; TMEN 457 argag "beim Weben"; YTS 11 argaç [arkaç] "dokumacılıkta bezin enine atılan iplik, atkı"
14. bad bad "tarla, bahçe kenarlarına konulan ağaç, dikenli çalı, tel ya da tahtadan yapılan çit, çevirge" (Vakfıkebir, DS C. II, s.458) Eski Türkçeden beri bilinen ba- "bağlamak" fiiline, fiilden isim yapma eki -d[21] getirilmek suretiyle oluşturulmuş eski bir kelimedir. EUTS 32 bamak "bağlamak"; KP 80/1-2 ba- "bağlamak"; TDES 32
15. balkan balkan "pis suların biriktiği yer" (Denizli, Beşikdüzü, DS C. II, s.507) DLT I/248 balık[22] "çamur" Hasan Eren'e göre[23] balkan (<balık+an) kelimesi başlangıçta "bataklık" anlamına geliyordu. Daha sonra bu kelime "ormanlık, ağaçlık, sazlık yer" anlamlarında ağızlarda da kullanılır olmuştur. Hatta, şehir anlamındaki balık kelimesinin de aynı kelimeye bağlanması mantık dışı görünmüyor.
16. barça barça "büyük, asık" (Hacevera, Maçka, DS C. II, s.527) ETY I/178 barça "bütün, hep"; Alt. Gr. 327 barça, parça "alle, völlig, ganz"; DLT I/210 barça "bütün, hep"; TMEN 683 barça "alle"; EDPT 356 barça: "all"; DTSl 83 barça "vesi, vse"
17.basık basık "fevkalade, pek iyi" (Trabzon, DS C. II, s.539) EUTS 34 basa basa "dumadan, bir taviye, kesilmeden"; DLT I/434 basmak "üzerine çökmek, yıkmak" Kelime, bas- "üzerine çökmek" fiilinden +k ile isim yapılmış, daha sonra da "iyice, tamamıyla bastırılmış" anlamıyla zarflaşmış olmalıdır. Uygurcadaki basa (<bas-'tan -a ile zarf-fiil yapılmış) şekli de zaten fiilin anlam itibarıyla zarf yapılmaya uygunluğunu göstermektedir. Ayrıca, aynı fiil kökünden yapılan basa (<bas-a) "-den sonra, sonra; ileride" çekim edatının Uygur, Karahanlı ve Çağatay sahasında kullanıldığını biliyoruz.[24]
18. başmak başmak "ayakkabı" (Trabzon, DS C. II, s.564) DLT I/378 başmak, "ayakkabı"; EDPT 382 başmak "shoe, slipper" <*baş-; DTSl 88 başmak "başmak, tuflya"; TMEN 744 başmak "Schuh"; TDES 43 başmak/paşmak "ayakkabı"; YTS 28 başmak [paşmak] "ayakkabı"
19. bātır bātır "yiğit, kahraman, cesur" (Adacık, Vakfıkebir, DS C. II, s.571) ETY III/104 batur "batır, kahraman"; Alt. Gr. 326 bagatur "Held, kahraman şahıs ismi"; TMEN 817 bagatur "Held" mo<tü; DTSl 89 batur "geroy, bogatır"; YTS 28 batır "yiğit, kahraman, cesur"
20. baturmak baturmak "saklamak; kaybetmek" (Anaraş, Sürmene, DS C. II, s.573) Maytr. 70/61 yaşuru baturu ogurladımız "çektik ve gizleyip çaldık"; Alt. Gr. 327 batur- "verbergen, verheimlichen"; DLT II/73 baturmak "saklamak"; EDPT 308 batur- "to cause to sink"; DTSl 89 batur- "topiti, okunati"
21. bogırdak boğırdak "çocuğun düşmemesi için beşiğe veya salıncağa bağlanan enli kuşak" (Denizli, Beşikdüzü, DS C. II, s.479) DLT I/502 bagırdak "kadın göğüslüğü"; EDPT 319 bagırdak "a woman's bodice" <bagır+dak; DTSl 78 bagırdaq[25] "korotkaya censkaya kofgoçka s korotkimi rukavami"; YTS 22 bagırdak "beşik bağı"
22. bulak bulak "çeşme" (Trabzon, DS C. II, s.785) EUTS 52 bulak "kaynak, pınar, çeşme, kanal"; TMEN 809 bulag "Quelle" mo<tü; EDPT 336 bulak "a spring (of water); KB 6626 aka tınmaz artar bulaklar ara; YTS 39 bulak "kaynak, pınar, çeşme"
23. bur bur[26] "taşlık, işlenmemiş, sert toprak, ekilmemiş tarla" (Maçka, DS C. II, s.737) TMEN 785 boro "grau" mo<tü; Çuv. pur, pura "tebeşir"; TDES 57 <Moğ. boro "boz, kır"; YTS 37 bor [por] [I]"sürülmemiş, otsuz, sert toprak", [II] "boz, boz renk"
24. çal çal "ala renk" (Hacavera, Maçka/ DS C. III, s.1047) DLT III/156 çal "alaca, kır"; KB 1098 kara kuzgun erdim kugu erdi çal "kuzgun gibi kara idim, kuğu gibi beyaz yaptı"; EPDT 417 ça:l "of a mixed black and white colour"; TMEN 1049 çal "grau", mo<tü; DTSl 137 çal "serovato-belıy"
25. çalınmak çalınmak "inme inmek" (Trabzon, DS C. III, s.1055) DLT II/150 çalınmak "arıklanmak, zayıflamak"; EDPT 421 çalın- <çal-; YTS 50 çalınmak [II] "yaralanmak"
26. çap- çapmak "koşmak, ivmek" (Trabzon, DS C. III, s.1077) DLT II/3 çapmak[27] "yüzmek"; KB 73 kayusı çapar kayusı kör gayu suv içer "Bak, kimisi yüzer, kimisi su içer"; EPDT 394 çap-; DTSl 139 çap III "plıti"; YTS 51 çapmak [2] "koşmak, hızlı hareket etmek"
27. çaput çaput "eski bez parçası" (Hacavera, Maçka, DS C. III, s.1076) DLT I/451 çapgut "eski bez parçası"; EDPT 396 çapgut[28] "rag, patch" <çap-; YTS 50 çapıt "paçavra, çaput"
28. çaşıt 1) çaşıt "casus" (Trabzon, DS C.III, s.1085); 2) çaşıtlamak "casusluk yapmak" (Maçka, DS C. III, s.1086) EUTS 60 çaşıt "iftira, leke"; EDPT 431 çaşut "spy", <çaşur- <*çaş-; YTS 51 çaşut [çaşıt] "casus"
29. çıt çıt "başörtüsü" (Trabzon, DS 1191) Clauson, kelimenin İran dillerinden Sansgritçeye oradan da Türkçeye geçmiş bir ödünçleme olduğunu ileri sürmüştür. (EDPT 402) DLT III/120 çit "üzeri alacalı Çin ipeklisi"; EDPT 402 çi:t "flowered silk' and the like" <Sans. çitra; YTS 57 çit [-bezi] "bir çeşit yerli kumaş, yazma yemeni, basma" 57
30. çin çin "öz, katıksız" (Trabzon, DS C. III, s.1225) Alt. Gr. 335 çın "wahr, aufrichtig" <Çin. chen; EUTS 62 çıng[29] "doğru, gerçek, tam, kesin olarak"; DLT I/86 çın "doğru, gerçek, sahih"; DLT III 357 çing "iyice, büsbütün"; EDPT 424 çı:n "true, genuine; truth"; TMEN 190 çiñ "fest", mo<? tü., <? çin.; YTS 56 çin [çın] "gerçek, doğru, halis"
31. çomak comak "fasülye tanelerini toplamak için kullanılan ucu topuzlu değnek" (Kapıköy, Maçka, DS C. III, s.996) EUTS 65 çomak "çomak, asa"; DLT I/381 çomak, "asa, çomak"; EPDT 422 çomak "a cudgel"; DTSl 153 çomaq I "palka, posoh, cezl"; TMEN 1120 çomak "Keule"; YTS 58 çomak "ucu topuzlu sopa, gürz"
32. çöpür 1) çöpür "yünün kirli ve çöplü yerleri" (Maçka, DS C. III, s.1290); 2) çöpür "keçi kılı" (Vakfıkebir, DS C. III, s.1291) H. Eren, kelimenin, çöp+ür şeklinde olduğunu bildirmektedir.[30] DLT I/363 çübür[31] "keçi kılı"; EPDT 398 çöpür "goat's hair"; DTSl 157 çübür "şersti, pokrovniy volos"; YTS 59 çöpür "keçi kılı"; TDES 100 çöpür "keçi kılı"
33. dağar dağar "dağarcık" (Trabzon/ DS C. IV, s.1322) En geç 11. yüzyılda İran dillerinden Türkçe ve Moğolcaya geçen bu kelime (tağar/dağar <Fars. tegâr) Trabzon ağzında da yaşamaktadır. DLT I/17-244 tagar "çuval, dağarcık, içerisine buğday ve başka şeyler konan nesne, harar"; KB 6571 tagar "çul"; TMEN 905 tagar "Sack, Gefess", mo, tü.<iran; DTSl 526 tagar "şerok, torba"; YTS 200 tagar [dagar] [<Far. tegâr] "kap, çanak, küp, çömlek"
34. dalda dalda "Yağmur, güneş ve rüzgarın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge." (Anaraş, Sürmene; Hacevera, Maçka, DS C. IV, s.1597)[32] Türkçeye Moğolcadan geçen bu kelime, tarihi metinlerden Çağataycada görülmektedir. Türkçe ile Moğolca ses denkliklerinde kelime, Türkçedeki "yaş-" fiiline tekabül etmektedir.[33] YTS 73 dulda [dalda] "saye, himaye" 73
35. dilmaç dilmaç "çevirmen" (Of, DS C. IV, s.1497) Trabzon ağzında saklanmış bulunan bu kelimeye Orta Türkçe kaynaklardan itibaren rastlanmaktadır. Kelime, Balkan ve bazı Avrupa dillerine de (Almanca gibi) geçmiştir. KB 162 ukuşka biligke bu tılmaçı til; EPDT 500 tılmaç (d-) "interpreter"; Müh.155 tilmaç "tercüman"; ME 227-6 tilmeç "tercüman"; DTSl 566 tilmaçi "perevodçik"; TMEN 1010 tılmaçı "Dolmetscher"; TDES 113 dilmaç "tercüman, çevirici"; YTS 68 dilmaç [I] [dilmeç] "tercüman"
36. dölek dölek [II] “uslu, terbiyeli, ağırbaşlı" (Trabzon, DS C. IV, s.1577) DLT I/387 "dölek, gönlü sakin kişi"; ME 146-4 töleklik "ağırbaşlılık"; Müh. 146 tülek "sükun, barışıklık"; TMEN 981 tölek "Bezahlung"; EPDT 498 tölek (d-) "tranquil, sadate, quiet"; DTSl 579 tölek "bezdeyatelınıy, spokoynıy"; YTS 72 dölek [tölek] "sabit, kararlı, kalıcı; güvenilir, dürüst, sükun ve güven içinde, temkinli..."
37. dulunmak dulunmak "ay ve güneş batmak" (Trabzon, DS C. IV, s.1599) EUTS 252 tulmak "kapamak"; DLT II/27 tunmak "kapanmak, tıkanmak; bulutlanmak"; EDPT 514 ton- "to be closed, fastened"; YTS 212 tulunmak [dulunmak] [I] "kaybolmak, görünmez olmak", [II] "batmak, gurup etmek"
38. dura dura "kapı üzerindeki örtme" (Trabzon, DS C. IV, s.1604) DLT II/356 tura "kalkan, siper; düşmandan gizlenmek için kullanılan şey"; KB 256 tura "kalkan", kara baylıkın kıldı özke tura; EDPT 531 tura "something to shelter behind"
39. düş düş [II] "öğle vakti" (Trabzon, DS C. IV, s.1638) DLT III/266 tüş "eğlek, durak, yolculukta dinlenilecek yer ve konulacak zaman"; ME 171-6 tüş "öğle (vakti)" tüş issiginde yöri-; EDPT 559 tüş (3) "a halt on a journey"; YTS 215 tüş[34] [I] "aynı derecede, denk, eş, akran"
40. ırganmak yer ırganmak "toprak kaymak" (Maçka, DS C. VII, s.4251) DLT I/254 ırganmak "sallanmak, ırgalanmak"; EDPT 217 ırgan- "to shake, sway, rock"; ME 144-4 ırgan- "kımılda(n)mak"; YTS 110 ırgalanmak[35] "sallanmak, kımıldanmak, salınmak"
41. karvuş karvuş[36] "ilenç, beddua" (Galyan, Maçka, DS C. VIII, s.2660) Eski Türkçeden beri dilimizde görülen ve Anadolu ağızlarında da yer yer rastlanan bu kelime, Trabzon ağzında g>v değişmesi şeklinde yaşamaya devam etmektedir. DLT I/274 kargış "lanet, beddua, ilenme"; EDPT 654 kargış "a curse" <karga-; Müh. 126 karkış et- "kargamak, ilenç etmek"; YTS 128 karış "beddua, ilenç, lanet"
42. kaşanmak kaşanmak "at, eşek işemek" (Trabzon, DS C. VIII, s.2678) DLT II/155 kaşanmak "(hayvan, at) işemek"; EUTS 170 kaşanmak "işemek"; EPDT 673 kaşan- <*kaşa:- "to urinate"; DTSl 431 kaşan- "moçitisya"; YTS 129 kaşanmak "(büyükbaş hayvanlar) işemek"
43. kertik gertik "boğum" (Trabzon, DS C. VI, s.2006) DLT I/478 kertik/kertük "ağaçta açılan kertik"
44. koş koçavuç "iki avuç dolusu" (Trabzon, DS C. VIII, s.2933) Eski Türkçede "çift, çifte" anlamına gelen bu kelime Trabzon ağzında ş>ç değişimiyle bir birleşik kelime oluşturmuştur.[37] EUTS 182 koş "çift"; DLT I/359 koş "çift, çifte, herhangi bir şeyin çifti, eşi"; EPDT 670 ko:ş "a pair; one of a pair". Doerfer, Moğ. kos'un Türkçe bir alıntı olduğunu ileri sürmüştür. TMEN 1361 kos "Paar, doppelt", mo<tü; koş "doppelt", TMEN 1567 koşa "Paar"; DTSl 460 qoş "para"; YTS 145 koşa "çift, eş, ikiz"
45. kopturmak kopturmak "kalkmak, ayrılmak, çıkmak, gitmek" (Trabzon, DS C. VIII, s.2921); kopa kopa "koşa koşa" (Trabzon, DS C. VIII, s.2920) EUTS 182 kopmak "kalkmak"; Maytr. 5/30 antran kopup tengri burhan "ordan da kalkıp tengri burhanın"; DLT II/72 kopurmak "yerinden kaldırmak, kurcalamak"; ME 134/3 kop- "kalkmak, yükselmek"; YTS 144 kopmak "ayağa kalkmak; meydana çıkmak, zuhur etmek"
46. kulik kulik[38] [III]"boynuzlu olması gerektiği halde boynuzsuz ya da kısa ve kırık boynuzlu olan hayvan" (Trabzon/ DS C. VIII, s.2954) Maytr. 49/8[39] kölüklerin "at arabalarından"; DLT I/392 kölük "yük yükletilen herhangi bir hayvan"; ME 39/2 kölük "binek hayvanı"; YTS 96 gölük "eşek, beygir gibi yük hayvanı"
47. sak sak (I) "uyanık, tetikte" (Of, DS C. X, s.3516) EUTS 194 sak "özenli, dikkatli, itinalı"; DLT I/333 sak[40] "işte uyanık ve zeyrek olan"; YTS 177 sak "uyanık, çabuk duyan, tetikte, ihtiyatlı, müteyakkız; rahat, sağlam, emin"
48. sığın sığın "bir çeşit geyik, karaca" (Dağ köyleri, Maçka, DS C. X, s.3603) EUTS 193 sagır "sürgün avında hayvanların biriktikleri yer"; Maytr. 78/40 sıgun başlıg "geyik başlı"; DLT I/409 sıgun "yaban sığırı, dağ keçisi tekesi"; YTS 185 sıgın "yabani geyik ve sığır"
49. sibek sibek "küçük çocukların yataklarını kirletmemeleri için beşiğe takılarak sidiği oturağa götüren tahta boru, kamış" (Trabzon, DS C. X, s.3629) DLT I/389 sibek "çocuğun işemesi için beşiğe konan kamış"
50. suğrak suğrak "içki bardağı, kadeh" (Trabzon, DS C. X, s.3689) DLT I/100 sagrak "sürahi, kase, kap"; ME 24-7 sagrak "bardak, kadeh"; YTS 177 sagrak "kadeh, bardak, sürahi, maşrapa, tas"
51. ten ten (I) "nem" (Trabzon, DS C. X, s.3876) DLT I/528 teng "göl, bataklık"
52. ugru uğrulayıcı "hırsız, yolkesen" (Trabzon, DS C. XI, s.4027) EUTS 139 ogrı "hırsız, haydut"; Maytr. 70/61 yaşuru baturu ogurladımız "çektik ve gizliyip çaldık"; DLT I/126, 224 ogrı "hırsız; hırsızlık"; ME 183-3 ogrılık "hırsızlık"; YTS 217 ugrı [ugru] "hırsız"
53. us usu gitmek "başı dönmek" (Maçka, DS C. XI, s.4044) DLT I/36 us "hayır ve şerri ayırt ediş"; ME 220 us "akıl" I-2; us "akıl, fikir"
54. üsrük üsrük "esrik, sarhoş" (Trabzon, DS C. XI, s.4074) DLT I/105, 194 esrük "sarhoş"; ME 49-6 esrüklik "sarhoşluk"; YTS 86 esrük "sarhoş; deli, meczup" 55. ütülemek (<ütmek) ütülemek "koyun, tavuk vb. hayvanların kıllarını, tüylerini yakmak" (Trabzon/ DS C. XI, s.4079) DLT I/171 ütmek "(kıl) yakmak, ütmek"; YTS 225 ütmek [II-2] "kıllarını yakmak için alevden geçirmek"
56. yağır yağır "yük ve binek hayvanlarının sırtında, eğer ve semerin açtığı yara" (Maçka, DS C. XI, s.4119) DLT I/58 yag(ı)r "at, katır ve eşek gibi hayvanların sırtında semer, eğer ve yük vurmasından meydana gelen yara"; YTS 230 yagır "hayvanların sırtında çıkan yara; sırtı yaralı hayvan"
57. yaşmah yaşmah "başla birlikte yüzü, ağzı kapatan örtü" (Trabzon, DS C. XI, s.4197) EUTS 230 yaşmak "sürünerek gizlenmek, sinmek, saklanmak"; DLT I/425 yaşmak "gizlemek, saklamak"; Bu kelime Eski Anadolu Türkçesi döneminde henüz kalıplaşıp günümüzdeki "örtü" anlamını almamıştır: YTS 238 yaşmak "örtmek, kapamak, gizlemek"
58. yelmek yelmek "bir işin, bir şeyin, birinin peşinde koşmak, koşturmak" (Vakfıkebir, DS C. XI, s.4238) DLT III/64 yelmek "koşmak"; YTS 246 yilmek "koşmak, acele yürümek; esmek"
59. yığ yığ "iğ" (Maçka, Vakfıkebir, DS C. XI, s.4261) DLT I/48 yig "iğ"; YTS 245 yiğ [II] "iğ"
60. yordam yordam "oranlama, ölçme" (Trabzon/ DS C. XI, s.4296) EUTS 302 yorçı "kılavuz, rehber, yol gösterici"; DLT III/30 yorçı "usta, kılavuz"
Bibliyografya Ve Kısaltmalar
Alt. Gr.: A. von Gabain, Eski Türkçenin Grameri, (Çev. Mehmet Akalın), Ank. 1988. EUTS: Ahmet Caferoğlu, Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü, İst. 1968. --------------------, Kuzeydoğu İllerimiz Ağızlarından Toplamalar (Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Yöresi Ağızları) Ank. 1994 (2. Baskı). DS: Derleme Sözlüğü, I-XII, TDK, Ank. 1963-1982. DLT: Divanü Lügati't-Türk Dizini "Endeks", Ank. 1943 (2. bas. 1985) (Haz.: Besim Atalay). TMEN: Gerhard Doerfer, Türkische und mongolische Elemente im Neupersischen, I-IV, Wiesbaden 1963. TDES: Hasan Eren, Türk Dilinin Etiomolojik Sözlüğü, Ank. 1999. ETY: Hüseyin Namık Orkun, Eski Türk Yazıtları, I-IV, Ank, 1987. Müh.: İbni-Mühenna Lugati, (Haz. Aptullah Battal), Ank. 1988. TMES: Kudret Emiroğlu, Trabzon-Maçka Etimoloji Sözlüğü, Ankara 1989. KB: Kutadgu Bilig I, Metin, Reşid Rahmeti Arat, Ankara 1979. Kutadgu Bilig III,İndeks, Reşid Rahmeti Arat (Hazırlayanlar: Kemal Eraslan, Osman F. Sertkaya, Nuri Yüce) İst. 1979. ME: Mukaddimetü'l-Edeb, Hvarizm Türkçesi ile Tercümeli Şuşter Nüshası, Nuri Yüce, Ank. 1988. EDPT: Sir Gerard Clauson, An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish, Oxford 1972. Talat Tekin, "Amca" ve "teyze" kelimeleri hakkında, TDAY 1960, s.283-294 Türkçe Sözlük I-II, TDK, Ank. 1988. Maytr.: Uygurca Metinler -II- Maytrısimit, (Haz. Şinasi Tekin), Erzurum, 1976. DTSl: V. M. Nadelyaev, D.M. Nasilov, E.R. Tenişev, A. M. Şçerbak, Drevnetyurkskiy Slovar, Leningrad 1969. YTS: Yeni Tarama Sözlüğü (Düzenleyen: Cem Dilçin) Ank. 1983.
[1] A.g.e., s.83 [2] Mehmet Bilgin, “Tarihte Karadeniz ve Sürmene”, Sürmene, Sürmene 1990, s.93 [3] Mehmet Bilgin, a.g.e, s.94; Ayrıca, Yeşilırmak ve Aşağı Kelkit havzasının Türklerce fethini anlatan ve Danişmendname’nin bir nüshası olan, üzerinde doktora çalışması yaptığımız Mirkatü’l-cihâd’da, Gavras’tan bahsedilmekte ve Trabzon hükümdarı olduğu belirtilmektedir. Ali Akar, Mirkatü’l-cihâd, (Metin-Dil Özellikleri-Dizin) İst. 1997 (Basılmamış doktora tezi), s.233a/21, 233b/14. [4] Osman Turan, Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi, İst. 1973, s.40. [5] Osman Turan, a.g.e. s.41. [6] Mehmet Bilgin, a.g.e. s.99. [7] Rasonyi, Tarihte Türklük, s.Ank. 1988 (2.baskı) 194. [8] Mehmet Bilgin, 1515-1516 tarihli Tapu Tahrir Defteri 52’de Sürmene nahiyesine ait kayıtlarda 36 Hrıstıyan hanenin Kuman veyahut Kumanid olarak kaydedildiğini belirtiyor. a.g.e., 103. [9] M. Bilgin, a.g.e., s.105 [10] M. Bilgin, a.g.e., s.106 [11] Bu olay, Dede Korkut Hikayelerinde, Kan Turalı Hikayesi’nde de anlatılmaktadır. Dede Korkut Kitabı I Giriş-Metin-Faksmile, Muharrem Ergin, Ank. 1989, s.184 v.d. [12] M. Tayyip Gökbilgin, “Trabzon” İA C. 12-I-, s.459 [13] A.g.m., s.459 [14] A.g.m., s 460 [15] Maçka’nın Vazelon Manastırında bulunan kilise kayıtlarında Türkçe isimlere rastlanmaktadır. Bu isimler, Trabzon Rum imparatorluğunda oturan ve resmi olarak Rum İmparatorluğu vatandaşı olan esnaf Türklere aittir. Hatta, bugünkü Meydan’ın adının o dönemde ‘maitanin’ <meydan <Far. meydan olarak geçmesi, Trabzon’da bir Türk pazar kolononisinin olduğunu göstermektedir. Rustam Shukurov, (Çev. Kemal & |