| Trabzon Resimleri |
| Şehitlikte Tören |
| Eski Trabzon Resimleri |
| Karabağ |
Tarih-Dil - Edebiyat Sempozyumu Dil Kİtabı
Divan Şiirinin İletişimde Yüklendiği Görev Açısından Hamamizâde İhsan'ın Tarih Manzumeleri | Divan Şiirinin İletişimde Yüklendiği Görev Açısından Hamamizâde İhsan'ın Tarih Manzumeleri |
|
|
|
| Yazar Metin AKKUŞ | |
| Wednesday, 30 January 2008 | |
|
Boğaziçi ve Fatih köprülerinin hangi tarihte yapıldığını hatırlamıyorsak nereden öğreniriz? Bilgisayar ortamı başta olmak üzere, radyo, televizyon, süreli yayınlar, günlük gazeteler ve kütüphaneler gibi çağdaş insanın hizmetine sunulmuş olan iletişim araçlarının arşiv malzemeleri bu sorumuzu bütün ayrıntılarıyla cevaplandırabilecek donanım ve bilgiye sahiptir. Çağdaş teknolojinin sunduğu iletişim imkanlarıyla yaşamın kolaylıklarından yararlanan insan tarih içinde yaşananlardan çoğu zaman habersizdir. Aynı şeylere ihtiyaç duyan insanın geçmişte bu ihtiyaçlarını ne ile karşıladığına dair bir bilgiye sahip miyiz? Bundan yüz yıl önce dünyanın bir ucunda olup bitenlerden nasıl haberdar olunabilirdi? Dünya tarihine damgasını vurmuş milletler ve medeniyetler iletişim ve ulaşım ihtiyaçlarını ne ile ve nasıl karşıladılar? Dünya hakimi olmuş bir devlet ve medeniyet sahibi bir millet olarak bizi önceki yüzyıllarda temsil eden atalarımız farklı kıtlarda akınlarda iken olup bitenlerden nasıl haberdar olurlardı? Benzeri bir çok soruyla zihinler zorlanabilir. Benzeri soruların cevabı bir bilim dalının alanını ifade ediyor: Tarih, bizi geçmişte olup bitenlerden haberdar eder. Ancak tarih, olayları donmuş bir bilgi halinde bize sunar. Osmanlı yaşamından bir kesit olmak üzere meşhur bir yangın veya bir deprem, bir tarihçinin kayıtlarında yer almış olabilir. Ancak dönemin imkanlarıyla bir olayın bütün canlılığı ile sunulma alanı edebiyattır. Tarih biliminin kütüphane, arşiv ve kitap kayıtlarıyla tespit ettiği olayların ayrıntılarını ve toplum hayatındaki yerini dönemin edebî metinlerinden şair/yazarın bakış açısı ve yorumuyla öğreniriz. Öyleyse edebiyat o dönemde radyo, televizyon, gazete ve dergilerin haber/magazin görevini yüklenmiştir. Edebiyatın üç cephesinden biri tebliğimize seçtiğimiz konu başlığımızı ilgilendiriyor. Edebî metinler öncelikle estetik bir endişeyi dile getirmeyi hedeflemiş olmakla birer sanat faaliyetidirler. Ancak edebiyat, bu aslî özelliğini bilim ve iletişim alanlarında yüklendiği farklı görevlerle de zenginleştirir. Edebiyatın bir bilim olup olmadığına dair kanaatler çok zamandır çeşitli şekillerde dillendirilmektedir. Ancak bir iletişim aracı olarak edebî metinlerin yüklendikleri görev, çoğu zaman dikkatlerden kaçmaktadır. Sorgulama alanını biraz daha daraltarak yüzyıllar boyu oluşmuş bir edebiyat çevresi olan Osmanlı edebiyatının tarihî olayları bütün canlılığıyla nasıl yansıttığı, sorusu üzerinde yoğunlaştıralım. Osmanlı edebiyatı örneklerinde tarihî olaylar hangi ölçüde yer alabilmiştir? Osmanlı edebiyatı doğu estetiği olarak adlandırabileceğimiz bir anlayışın ürünüdür. Bu estetik anlayış içinde ifadesini bulmuş uygulamalardan biri olan ebced hesabı ile tarih düşürme sanatı doğu estetik anlayışının edebiyat alanındaki estetiğini ifade eden belagatin sanatsal uygulamaları arasında yer alır. Konunun ilgileri tarafından çok iyi bilindiği gibi, tarih düşürme tavrında eserin edebî değerinin yanı sıra, metinlerin de birer tarihî belge özelliğini kazanmaları söz konusudur. Konu ile ilgili bir eserin önsözünde: ...bu türe ait örneklere hemen her şairin divanında az veya çok rastlamamız ve o dönemde şairliğin gereklerinden biri sayılan bu sanatın edebî değerinden ayrı olarak tarihçilerin sık sık başvurdukları belgelerden biri olması...(Karabey, 1983) şeklindeki açıklama bu vurguyu yapmaktadır. Diğer doğu toplumları gibi Osmanlı toplumu da tarih düşürme sanatını toplumsal olayların bütün canlılığıyla yansıtılmasında bir iletişim aracı olarak kullanmıştır. Resmî ve özel tarihlerin ve tarihçilerin donuk bir bilgi olarak kaydettikleri olaylar ve bu olayların rakamsal tespitleri edebî metinler aracılığıyla oluşturulmuştur. Edebî metinlerin şair veya yazarı aynı zamanda resmî veya özel bir mesleğin de icracısıdır. Bir asker şair veya yönetimde görev almış bir yazar, çevresinde olup bitenler konusundaki dikkatlerini edebî metinlerde tespit ederek tarihin derinliklerinden günümüze bir haber ulaştırabilecek güç ve yeteneğe de sahiptir. Bir kısmı kütüphane raflarında ilgililerin dikkatlerine sunulmayı bekleyen konuyla ilgili eserlerin sahifeleri arasında yüzlerce tarih kaydı tespit edilmiştir. Osmanlı şair ve yazarları en basit günlük olaylardan başlayarak dünya tarihine damgasını vurmuş bir çok tarihî olaya ışık tutabilecek olayı eserlerinin satırları arasına yerleştirmeyi başarmışlardır. Edebî metinlerimizdeki tarihî kayıtları kitabelerdeki tarihler, bilmece şeklindeki tarihler, ve manzumelerdeki tarihlerde buluruz. Osmanlı edebiyatının daha çok bir şiir edebiyatı olduğunu dikkate alırsak bu kayıtların da daha çok şiir kayıtları olacaklarını yalnızca hatırlatmakla yetinelim. Konuyla ilgili eserlerin bütün ayrıntılarıyla kaydettikleri bilgileri bir süzgeçten geçirdiğimizde klâsik Osmanlı edebiyatı metinlerinde kaydedilmiş (tarih düşürülmüş) tarihî olayları şu ana başlıklar altında toplayabiliriz : Şahıslarla İlgili Tarihler: doğum ve ölüm; ölümün idam, intihar (bir mühtedî tabib), şehadet, cinayet/katl (Lazkî Han’ın katledilmesi) şekilleri, değişik yaşlardaki ölümler ve özellikle çocukluk ve gençlik çağlarındaki ölümlerin tespiti. Tutuklanma, esaret, sürgün; diş çıkarma, sünnet, sakal bırakma, evlilik vb. insan hayatındaki önemli olaylar. Edebî Eserlerle İlgili Tarihler: başlama, bitirme, sunma vb., Devlet ve Yönetimle İlgili Tarihler: kuruluş (Osmanlı devleti), yıkılış ; savaş (fetih : Rodos, İstanbul, Bağdat, Kamaniçe, Mısır vd.), yenilgi (Uzun Hasan’ın Fatih tarafından mağlup edilmesi, Rusların yenilmesi), barış (antlaşma : Nemçe ile barış, Şah Tahmasb ile barış) ; isyanlar (Adana’da Karakaçan adlı korsanın isyanı sonucu öldürülmesi); devlet adamlarının iktidara geçiş ve ayrılışları (cülûs); kamu görevlilerinin atama/ayrılmaları (sadaret, müderrislik, şeyhülislamlık, defterdarlık, kazaskerlik, reislik ve kaptan-ı deryalık, kadılık vd), terfi, maaş bağlama vs. Mimarî Yapılar, Endüstriel Faaliyetlerle İlgili Tarihler: Yapım, onarım; başlama ve bitiş tarihleri (köşk, cami, çeşme, han, hamam, kışla, köprü, ev, medrese, tekke, sebil, havuz, hastahane vd). Sultaniye Kalesi’nin kulesine saat konulması; tersanelerimizde yapılan gemi veya kalyonların denize indirilmesi. Tabiat Olayları İle İlgili Tarihler: Tabiî afetler (şiddetli kış, İstanbul boğazı ve Haliç’in donması, Şam’ın depremde yıkılması, İstanbul yangınları), baharın gelmesi vd. Dinî ve Sosyal faaliyetler İle İlgili Tarihler : Dinî kutlamalar (bayramlar, mirac, mevlid, gibi kandiller, hac), Kur’an hatmi, cemaatlerin kutlamalaları (tevhid cemiyetleri vd.), ziyafetler; yeni yıl kutlamaları (III. Ahmed, III. Selim); ziyaretler (Abdülmecit’in Özbek Tekkesi ziyareti); Hırka-i şerîfe yer yapılması. Sportif Faaliyetler İle İlgili Tarihler : Okçuluk ve silah atışı yarışmaları; devlet adamların ilk kez tüfekle atışları ve başarıları. Halk Yaşamı/ Sağlığı İle İlgili Tarihler : Sultanın hastalık sonrası iyileşmesi, veba salgınının sona ermesi; fesin kaldırılması, içki yasağı. Ebced Hesabı ile tarih düşürme konusuyla ilgili akademik çalışmalardan olan üniversitemizdeki bir çalışmanın (Karabey, 1983,) sahifeler dolusu tarih kayıtlarını (Tarihler Dizini, s.437-454) tarayarak yaptığımız bu yeni düzenlemede dikkat çeken iki tarih kaydıyla bu bahisle ilgili dikkatlerimi tamamlamak istiyorum. Birinci örneği bölgeyle ilgili olması açısından veriyorum; 1281/1864 tarihiyle dönemin Trabzon valisi Muhlis Paşa’nın kızının doğumuna bir tarih düşürülmüştür. Geleneğin çağdaş uygulamalarından birine örnek olması için de, Mustafa Kemal’in 1927 tarihinde Ankara’ya gelişinin şiirde tarih düşürme üslûbuyla tespit edildiğini belirtmekle yetinelim. Bu örnekte klâsik edebiyatın uygulamalarından olmakla birlikte tarih düşürme faaliyetinin Türk edebiyatında harf inkılabından sonra da devam ettiğini görüyoruz. Konuyla ilgili bir araştırma çalışması yapan İsmail Yakıt, eserinin bir bölümünü bu türde yazılmış örneklerin değerlendirilmesine ayırmıştır (Yakıt, 1992, s.266-280). Kaynaklarda tespit edilmiş olan tarih düşürme örneklerinden anlaşıldığına göre, edebiyatımızda en çok tarih düşürme örneği vermiş şair Sürûrî’dir (?-1814). Tarih düşürmüş şairlerin dökümünün yapıldığı kayıtlarda açıkça görüldüğü şekliyle (Karabey, Tarih Yazan Şairler Dizini, s. 455-461), Kadı Darir, Alî, Fuzulî, Nefî, Şeyhülislam Yahya, Nabî, Şeyh Galib ve Nedim gibi bir çok meşhur divan şairi tarafından örnekleri verilmiş olsa da türe asıl iltifat edenler ikinci dereceden şairlerdir. Türün muamma, lûgaz gibi bir sanat oyunu oluşu, edebî sanat oyunlarını bir üstünlük olarak görmeyen usta şairlerin bu türe az iltifat etmiş olmalarını gerektirmiş olmalıdır. Konumuzla ilgili örnek vermiş şairlerden biri olması hasebiyle konu başlığımızda yer almış olan Hamamîzade Mehmed İhsan (Trabzon, 5 Şubat 1885-İstanbul, 11 Mayıs 1948) divan edebiyatı geleneği çerçevesinde şiir yazmış Trabzonlu şairlerdendir. Hamamîzade Trabzon İdadisi’ni bitirmiş (1920), Trabzonda Türkçe ve tarih öğretmenliği yapmıştır. Şair, 1928’de İstanbul’a yerleşmiş ve burada ölmüştür (Necatigil, 1991, s.152). Hamamîzade, rindane şiiri, Nedimâne neşesi, nükteleri ve gazelleriyle, divanı eski harflerle basılmış (Divan-ı İhsan, 1928) bilinen son kişi olma payesine de sahiptir. Hamamîzade İhsan, hayatını kültür, edebiyat ve eğitime adamış oldukça verimli bir şahsiyettir. Eserleri, ...dil, şiir ve edebiyat (15), tarih (13), folklor (10), edebiyat tarihi (6), ticaret (5), seyahat, mizah ve çeşitli makale (3) ana başlıkları altında toplanabilir. En tanınmış eseri, Hamsiname (1928) olmakla birlikte ...dil, tarih, edebiyat, bibliyografya, monografi ve folklora dair on üçü basılmış, otuzu bastırılmamış kırk üç eseri vardır ( İsen vd., s.14) Tamamlanmamış eserleriyle bu sayı elli yediyi bulmaktadır. Konu başlığımızda yer alan tarih manzumelerinin yer aldığı Divan’ında naat (6), kaside (1), muhammes (2), tahmis (11), tesdis (1), şarkı (11), gazel (145), kıta (51), rübaî (29), mizahî manzume (5), başlıklı manzume (5), tarih (1) destan (1), mizah konulu Şadiname manzumeleri bulunmaktadır (a.g.e., s.17). Hamamîzade’in basılmamış eserleri arasında Divan-ı Nedim ve Divan-ı İhsan’dan Seçmeler (C. Revnakoğlu ile) ve Divan-ı İhsan’ın Nesre Çevrilmesi adlı eserler de bulunmaktadır. (a.g.e., s.16). Tarih manzumelerinin iletişim açısından çözümlenmeleri o eseri oluşturan yazar/şairin içinde bulunduğu sosyal çevreye ve yaşadığı bölgenin tarihine ışık tutabilecek özelliktedir. Hamamîzade İhsan, Divan’ındaki tarih manzumeleriyle tarih düşürme geleneğine uygun örnekler vermiş, bölgesinin olaylarını şiirleriyle tespit etmiştir. İhsan Divan’ında tarih düşürme yoluyla oluşturulmuş manzumeler Târîhî Kıt’alar başlığıyla verilmiştir. Toplam 8 manzumeden biri rübaî, altısı tek bentten oluşan kıta ve biri de kıta-i kebire nazım şekilleriyle yazılmıştır. Tarihlerin çoğunda tarih çeşidi olarak cevherin tarih (târih-i mücevher) (A. Cevdet Paşa, 2000, s.151) yalnız noktalı harfleri hesap edilen tarih ) (A. Cevdet Paşa, 1987) kullanılmış olup şair bizzat cevherîn/güher...ifadeleriyle bunu kaydetmiştir. Hamamîzade’nin kıtalarındaki tarihlerin ana başlıkları ve konuyla ilgili ayrıntıları da şu şekilde tespit edebiliriz :
Yapım Faaliyeti İçin Tarih : 1. Kıta, bir rıhtımın yapımı için düşürülmüş 1318/1900 tarihini veren manzumedir. Şahsiyetler İçin Tarih : 6 kıta ile beş ayrı kişinin ölümüne tarih düşürülmüştür. 2. Kıta Nadide Hanım kaydıyla bir kız evlat (duhter-i sîmin-beden) veya kız evlat seviyesinde biri için yazılmıştır (1318/1900). 3. kıta Hafız Zühdî adına yazılmıştır. Hafız Mehmed Zühdî (Trabzon 1854—Vakfıkebir 1914) bölgede yetişmiş yazar ve şairlerdendir. Şiirlerinde Hafız mahlasını ve yazılarında Beyanî takma adını kullanmıştır. Askerî Rüştiye ve İdadi’de öğretmenlik yapmış, Trabzon gazetesi ve vilayet maatbaası müdürlüğünde bulunmuştur. Noterlik ve mahkeme azalığı yapmış Halvetî meşreb şahsiyetlerdendir. Gülmece, dinî eserler, şiir ve mahlaslara dair eserleri vardır. Mahallî gazetelerde şiir ve makaleleri yayınlanmıştır. Zühdî Efendi, İstanbul’a gitmek için bindiği vapur Vakfıkebir açıklarında batınca ailesiyle birlikte boğulmuştur. (TDEA, C.4, 15-16). Şairin manzumesindeki boğularak (garîkan) ifadesi ve denizle ilgili ad ve çağrışımlar bu olayı belgelemektedir (1332/1913). 4. Kıta, Cevâhir âh gitti düştü hâke Cevâhir Efendi bölgede (Of) müftülük yapmış alim şahsiyetlerden biridir. Çok açık olmamakla birlikte, tarih mısraında bu kişiye gönderme yapılmış olabilir. 5. ve 6. Kıta, Şadînin ölümüne düşürülmüş tarih manzumeleridir (1341/1922). Şair Yaşar Şadî, Hatırat-ı Meşahir adlı mecmua ile adından söz ettiren şahsiyetlerdendir. Hamamîzade’nin yakın dostlarından olup şair, Şadî, Fuad ve Nihad adlarını birbirinden ayrılmaz üçlü olarak kıtasında anmış, bu üçlüden biri olan Şadi’nin ölümüne tarih düşürmüştür. Hamamîzade’nin kitap halinde basılmamış eserleri arasında Şair Yaşar Şadî adlı bir eseri de bulunmaktadır (İsen, 1989, s.15-16). 7. Kıta Cudî’nin ölümüne dairdir. Cudî İbrahim Efendi (Trabzon 1863/64-1926) din alimi ve şairdir. Trabzon, İskender Paşa Medresesi müderrislerinden Yomralı Hacı Mehmed efendinin oğludur. Trabzon gazetesi başyazarlarından olup, I. Dünya Savaşı sonrasında Ankara Sultanîsi’nde Arapça ve Ulum-ı diniye dersleri okutmuştur. Trabzon’a dönüşünde müftülük yapmıştır. Cudî Efendi’nin, din, tarih, dil alanında yazılmış eserleri vardır (TDEA, Cûdî İbrahim Efendi mad., C.2, s.86). Trabzon Muhafaza-i Hukuku Milliye Cemiyeti’nin (12 Şubat 1919) yönetim kurulu üyeleri arasında onun da adı geçer.
Edebî Eser Baskısı İçin Tarih : Hamamîzade’nin kıtaları arasında numaralandırılmamış bir kıta-i kebire manzume başlığıyla kaydedilmiş olup 15 beyitten ibarettir. Şairin yakın dostu Halil Nihad’ın bir yayın faaliyetine tarih düşürülmüştür. Halil Nihad Boztepe (Trabzon-1882-Ankara 1949), mizah ve yergi şairidir. Trabzon Askerî Rüştiye ve İdadî’sinde okudu. Gümüşhane (1927-1931) ve Trabzon (1931-1946) milletvekilliği yaptı. Aruz ve hece ile yazılmış mizah şiirleriyle tanındı. Ünlü divan şairlerine nazire olarak kaleme alınmış ve devrinin meşhurlarını, o günlerin toplumsal olaylarını ince yergilerle iğneleyen şiirlerini Sihâm-ı İlham (İlham Okları, 1921/23), Ayine-i Devran (Devran Aynası, 1924), Mahitap (Ayışığı, 1924), Ağaç Kasidesi (1947) (Behcet Necatigil, 1991,s. 78) başlıklı eserlerinde toplamıştır.
Hamamîzade;
Bâğbân-ı himmet olmuş hemdemin şâir Nihâd Nev-zemîn-i şi’re tarh etmiş semâvî gülsitân
Bastırıp dîvânı ehl-i zevki tehyîc eylemiş Âşıkân-ı devre açmış yani genc-i şâyegân ................ Mey çıkar İhsân için sâkî bu târîh üstüne Çıktı dîvân-ı Nedîm etsin güzeller hırz-ı cân (1341/1922) beyitleriyle yakın dostu Halil Nihad Boztepe’nin kendi el yazısıyla istinsah edip (Ankara, Millî Ktp., A. 3220) sonra da 27 nüshayla karşılaştırarak yayınladığı (Nedim Divanı, 1997, s.xxxıv-xxxv) Nedim Divanı’nın 1922 tarihli baskısına gönderme yapmaktadır. 1908’den sonra yergi üslubu, meşhur şairlerin tanınmış gazel ve kasidelerine yazılan nazirelerle, dönemin kişilikleri ve politik uygulamaları hedef alınmıştır. Eserler adlarıyla da klâsik edebiyatı ve eserlerini temsil ederler. Eserlerinin muhtevasından da anlaşılabileceği gibi Halil Nihad da bu şairlerdendir. Hamamîzade İhsan ile Halil Nihad’ın yakın dostlukları, aynı tavrı sergilemelerine neden olmuştur. Hamamîzade’nin Divan’ında bizzat tarihlerini verdiği kıtalarından başka dönemin tarihi olaylarını konu edinen eserleri de yer almaktadır. Divan’da Hadisevî Kıtalar başlıklı 9 kıta Meşrutiyetin ilanından sonra şeklinde, araştırmacının dipnotuyla kaydedilmiştir (İsen, 1989, s.248-250). Kıtalar vatanperverlik, hamiyyet, hürriyet, esaret, siyaset, meşrutiyet gibi dönemine tanıklık eden terimlerle ifade edilmiş manzumelerdir. Manzumelerin arasında 31 Mart (1325/1907) Vakası ve dönemin matbaalarının yağmalanması olaylarına telmihte bulunan kıtalar da vardır. Hamamîzade Divanı’nda yukarıda özelliklerini sıraladığımız manzumelerin dışında ayrı bir bölümde kıta-i kebire nazım şekliyle yazılmış tarih örnekleri de vardır. Ancak bunlar Mizahî Manzumeler ana başlığı altında kaydedilmiş metinlerdir. Söz konusu metinlerin konumuzla ilgili özelliklerini de kısaca hatırlatmakla yetinelim: Bir Kıtâ-i Tarihiyye başlıklı 13 beyitlik kıta-i kebîre şair Yaşar Şadî’nin alaya alındığı mizahî bir manzume olup 1341/1922 tarih kaydını taşır . Aynı bölümde, Bir Târih-i Veladet başlıkla 18 beyitlik manzume 1346/1927 tarihini düşürmüştür. Bu manzume Muhammed Ali adı verilen bir çocuğun doğumuna düşürülmüş bir tarihtir. Tarih düşürme uygulamasının son örneği, hece vezniyle 41 dörtlükten oluşmuş manzumedir. Mizah üslubuyla anlatılan olayın tarihi lafzen 1340/1921 tarihini vermektedir. Şair, yazar ve eğitimci Hamamîzade’nin değişik vesilelerle bazı şahsiyetlerin ölümüne tarih düşürmesi gibi, kendinin ölümü de tarih düşürme üslubuyla Rusuhî Baykara ve Lebib’in tarihleriyle edebî kayıtlar arasına girmiştir. Hayatı ve eserleri ilgili bibliyografya kayıtlarımız arasında yer alan eserde kayıtlı (İsen, a.g.e., s.5) bu metinlerden Rusuhî’nin tarih manzumesini aktarmakla yetiniyorum :
Ehl-i dildi zarîf şâirdi Vasfa sığmaz kemâli İhsân’ın Dehre insan gelir gider ammâ Bir Hamâmîsi gelmez ihvânın
Nâgehânî göçünce dünyâdan Câm-ı aşkı kırıldı devrânın Geldi dört rind söyledi târîh Nüktesi gitti bezm-i rindânın (1367/1948) Şairin faaliyetlerine katıldığı cemiyetler arasında Trabzon Türk Ocağı Heyet-i İdare Azalığı (5 Aralık 1927), Trabzon Türk Ocağı Hars Heyeti Azalığı (5 Aralık 1927) ve Trabzon Türk Ocağı Reisliği (1927) (İsen, 1989, s.5) kayıtlarıyla Trabzon Türk Ocağı’nın bulunması da, şairin aynı cemiyet tarafından düzenlenen bir sempozyumda anılmasını anlamlı kılmaktadır. Hamamîzade’nin özellikle Trabzon ve çevresine dair eserleri onun başlı başına bir konu olarak anılması ve anlatılmasını gerektirir. Aynı şekilde onun eserlerinin yayınlanması yoluyla bir kitaplık oluşturulabilmesi söz konusudur. Bu görevi bölgenin sorumlu şahıs ve kurumlarına hatırlatarak yörenin bu nüktedan kişiliğini saygı ve rahmetle anıyorum. Metinler
(İsen, Mustafa vd., 1989, Târîhî Kıt’alar, s.251-254) 1 fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün
Hızr-ı ferruh-pey gelip erbâb-ı azm ü himmetin Rehber-i te’yîd olur a’mâl-i hayr-efzâsına Bâ-i bismillâh alıp yazdım güher târîhini Bed’ olundu rıhtımın ber- vefk-ı bâl imlâsına (1318/1900) 2 fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün Bâğ-ı cennetten sürûşân çıksın istikbâl için Yumdu dünyâdan gözün bir duhter-i sîmîn-beden Ayn-ı âlem ağlamaktan çıktı târîh oldu bu Gözlesin gözler nihân Nâdîde Hanım dîdeden (1318/1900) 3 fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün Şîr-i ârifdi Hâfız Zühdî-i deryâ-dil âh Etti deryâ-yı felâkette garîkan irtihâl Cevherîn târîhdir İhsân bu mısrâ fevtinin Zühdî Efendi’ye cây oldu yem-i gufrân bu sâl (1332/1913) 4 mefâilün mefâilün faûlün
O dürr-i şehvâr-ı ismet ersin Aman ey zü’l-atâ dîdâr-ı pâke Budur târîh-i cevher-dârı İhsân Cevâhir âh gitti düştü hâki (1333/1914) 5 fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün
Pür-fazîlet pür-vefâ bir şâir-i hassâs iken âh Azm-i firdevs etti Şâdî kaldı yâd-ı ihtirâmı Çıktı bir âvâz-ı mâtemden güher târîhim İhsân Gitti hayfâ kalbden Şâdî Yaşar dillerde nâmı (1341/1922) 6 Rübaî Vezni
Şâdî ve Fu’âd hem Nihâd olmuş idik Mânend-i dü-beyt bir safâhânede zayf Bir mısraımız düştü bugün âh İhsân Nâşâd kodu gitti bizi Şâdî hayf (1341/1922) 7 feilâtün feilâtün fa’lün
Dest-i bîâd-ı zamân fevtiyle Açtı bir safha-i hûnîn ü siyâh Çıktı bir cevher târîh İhsân Gitti Cûdî gibi fâzıl eyvâh (1344/1925) MANZUME [Kıta-i Kebire] fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün Bir seher bîdâr olup ettim temâşâ-yı bahâr Nâzenînân-ı Stanbul seyre çıkmış nâgehân Goncalar ekşâde-leb sular akarlar âheste-rev Nağmeler tutmakta bülbüller gazelhân mutribân Elde zâhir câm-ı sahbâ dîde mahmûr-ı safâ Sâkiyân-ı bezm-i sevdâ cümle dâmen dermiyân Aşka düşmüş meh-likâlar devr edip pervâne-vâr Bezm-i Sa’dâbâd’a vermişler Çerâğân’dan nişân Neş’eden meyden terennümden safâdan muttasıl İşve vü nâz ü edâ vü şîve olmuş yek-zebân Başlamış tanzîre erkânın rubâiyyâtımın Çêar erkânın Sıtanbul’dan çıkıp çâr ebruvân Âşık-ı dîdâra hâlen bûseler vermektedir Nâz-perver bî-vefâ fettân iken her dil-sitân İhtiyârım gitti elden mest-i şevk olmaz mıyım Misl-i cân döndükçe etrâfımda şûhân el-amân Câna yettim ben hem aldım her birinden bûseler Nakd-i cân olsun reh-i cânânda nakd-i râyegân Böyle zevk-â-zevk bir âyîn için bâ’is nedir Söyleyin lûtfen dedim ey turfa-gûyân-ı zamân Aytdılar : Bilmez misiz ey şâ’ir-i mu’ciz-edâ Çıktı dîvân-ı Nedîm-âsâ mutarrâ armağan Bâğbân-ı himmet olmuş hemdemin şâ’ir Nihâd Nev-zemîn-i şi’re tarh etmiş semâvî gülsitân Bastırıp dîvânı ehl-i zevki tehyîc eylemiş Âşıkân-ı devre açmış yani genc-i şâyegân Söylenir dâim bu himmet üzre tâ dîvân-ı haşr Şâd olur cennetde hem rûh-ı Nedîm-i nektedân Mey çıkar İhsân için sâkî bu târîh üstüne Çıktı dîvân-ı Nedîm etsin güzeller hırz-ı cân (1341/1922) Kaynakça: Ahmed Cevdet Paşa, Belagat-ı Osmaniye (Haz. Karabey, Turgut-Atalay, Mehmet), Akçağ, Ankara 2000, 215 s. Ahmed Cevdet Paşa, Belâgat-ı Osmaniye. Mimar Sinan Yayınları, İstanbul 1987,San’at-ı Tarîhe Dairdir, s. 182-201. Divan-ı İhsan, İstanbul 1928, 112+1 s. Hamamîzade İhsan, Hamsiname, İstanbul 1928, 150+8 s. Hamamîzade İhsan, Laf Olsun Diye, İstanbul 1949, 159s. İsen, Mustafa-Canım Rıdvan, Hamamîzade İhsan Hayatı Eserleri ve Divanı. Kültür Bakanlığı Yayını, Ankara 1989, 365 s. Karabey, Turgut, Türk Edebiyatında Tarih Düşürme, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Erzurum 1983. Necatigil, Behçet, Edebiyatımızda İsimler sözlüğü. 14. bsk. Varlık, İstanbul 1991, 384 s. Nedim Divanı (Haz. Halil Nihad). İstanbul 1338-1340. Nedim Divanı (Haz. Muhsin Macit). Ankara 1997. Trabzon Meşhurları Bibliyografyası, Ankara 1970. Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, Dergah Yayınları (TDEA)., (İstanbul 1977-1998). Unat, Faik Reşat, Hicrî Tarihleri Miladî Tarihe Çevirme Kılavuzu. 5. bsk. TTK, Ankara 1984, 175 s. Yakıt, İsmail , Ebced Hesabı ve Tarih Düşürme. Ötüken, İstanbul 1992. |
|
| Son Güncelleme ( Thursday, 07 February 2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|