| Trabzon Resimleri |
| Şehitlikte Tören |
| Eski Trabzon Resimleri |
| Karabağ |
Tarih-Dil - Edebiyat Sempozyumu Dil Kİtabı
Karadeniz Bölgesi'nde Peçenek ve Kıpçaklar | Karadeniz Bölgesi'nde Peçenek ve Kıpçaklar |
|
|
|
| Yazar Necati DEMİR | |
| Sunday, 10 February 2008 | |
|
Karadeniz Bölgesi konusundaki çalışmalarıma 1992 yılında başlamıştım. Üç yıl boyunca bölge hakkında elde edebildiğim kaynakları okudum ve hazırlıklar yaptım. 1995 yılında bölgede saha araştırmasına başladım. Bir yandan Artvin'in doğu sınırından Bolu'nun batı sınırına kadar çok geniş bir bölgede saha araştır¬ması yaparken bir yandan da kaynak araştırmasına devam ettim. Çalışmalarım devam etmektedir. Bildirimin ko-nusu olan Peçenek ve Kıpçak Türklerinin Kara¬deniz Bölgesindeki izleri veya durumu, henüz bitmeyen ve yıllarca sürecek gibi görünen çalışmanın yalnızca bir bölümüdür. Karadeniz Bölgesi, tarih içerisinde pek çok Türk boyu için ya yerleşim yeri ya da geçiş coğrafyası olmuştur. Bu bölgeye Oğuzlardan önce veya Oğuzların bulunduğu dönemlerde, başta Peçenekler ve Kıpçaklar olmak üzere, pek çok Türk boyu gelmiş ve yer yer yerleşmiştir. Karadeniz Bölgesi'nde hâlâ izleri olan bu boylar hakkında yeterli araştırma yapılmamıştır. Bölgenin tarihi hakkında çalışma yapan araştırmacıların bazıla-rı çoğunlukla Türklerden önceki milletlere yer vermişlerdir. Bir kısmı da bölgedeki Türk varlığını Oğuzlardan başlatmışlar¬dır. Karadeniz Bölgesi kültürü hakkında çalışma yapan özellikle yabancı araş¬tırmacılar, bu bölgenin bazı kültür özelliklerini ve bazı yer adlarının kaynağını başka milletlerin kültürlerinde aramaktadırlar. Bu, ya tarihi bilmemek veya ger¬çekleri görmez-likten gelmekten kaynaklanmaktadır. Karadeniz Bölgesinde Peçenek ve Kıpçakların bulunduğuna dair pek çok de¬lil bu-lunmaktadır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz: 1. Tarihi Kaynaklar Aslında Oğuzlar Anadolu'nun kapılarına dayanmadan, Peçenek ve Kıpçaklar çeşitli yollardan çeşitli sebeplerle gelip buraya yerleş¬mişti. Malazgirt Savaşı'nda karşı karşıya gelen Türkler, bunun için bir örnektir. Diğer dikkati çeken bir durum da Bizans İmpara-torlu¬ğunu 1057-1059 ve 1081-1085 yılları arasında yöneten Komnenos Hanedanı konu-sudur. Trabzon Rum Devletini de kuran bu haneda¬nın tarihteki yeri ve ismi, Türkçe ve Türk tarihi açısından dikkat çekicidir. Bu hanedanın Kuman Türklerinden olduğu konu-sunda önemli deliller vardır. Buraya gelip bir devlet oluşturmak için ken¬dine kolay zemin bulması, büyük ihtimalle, buradaki Türklere da¬yanmaktadır. Bu hanedanın tarihi, Türklük bilimi araştırmacıları tarafından ciddî bir biçimde incelenmelidir. Komnenos Hanedanı, Trabzon Rum Devletini kurmadan önce bu bölgede ağırlıklı olarak Peçenek ve Kıpçaklar oturmaktaydı. Karadeniz Bölgesi'nde Peçeneklerin bulunduğu tarihî belgelerde sabittir. Dânişmendliler, Karadeniz sahillerine inme mücadeleleri verdiği sırada burada iki Pe-çenek ordusuyla karşılaşırlar. Bunlardan ilki Tatis/Tzatis ve onun yönettiği Peçenek ordusu, diğeri ise Tokat'ta karşılaştıkları komutan Tadık'tır. 1100 yılında Fransız, Alman ve Lombardlardan oluşan Haçlı ordusu Kudüs'e git-mek üzere İzmit'te toplanır. Fransız ve Almanlar, en kolay yolun Anadolu'nun güneyi olduğu fikrindedirler. Lombardlar ise bir yıl önce esir alınıp Niksar zin¬danlarında bulu-nan Bohemond'u kurtarmak için kuzeyden gidilmesi gerektiği görüşündedirler. Fransız ve Almanlar, Anadolu içlerine girildiğinde Türkler tara¬fından perişan edileceklerini tahmin etmektedirler. Bunun üzerine Bizans İmpa¬ratoru Canik'te bulunan Peçenek Ko-mutan Tatis/Tzatis'i haçlı ordusuna kılavuz¬luk yapması için İzmit'e davet eder. Tatis/Tzatis beş yüz Peçenek askeriyle İz¬mit'e gelir ve Haçlılara rehberlik eder. Tatis/Tzatis ve askerlerinin Peçenek ol¬duğu ilim alemince kabul edilmiş bir gerçektir. Bu, 1100 yılında Canik civarında en az on bin Peçenek nüfusunun bulunduğu anlamına gelmektedir. Tokat, Selçuklular tarafından alındıktan sonra Karadeniz tarafından gelen bir Rum ordusu tarafından kuşatılır. Rum ordusu, Dânişmend Gâzi komutasın¬daki Türk ordusu tarafından yenilir ve pek çoğu kılıçtan geçirilir. Sekiz bini de esir alınır. Esir alınan Rum ordusu komutanlarından birinin ismi Tadık'tır. Tadık Türkçe bir isim olup Orhun Abideleri'nde de geçmektedir. Bu tarihlerde Canik ve çevresinde Peçenekler yaşadığına göre, adı geçen komutanın Peçenek Türkü olma ihtimali çok yüksekir. Bununla birlikte Rum ordusunda kaç Türk askerinin bulunduğu bilinememektedir. Karadeniz Bölgesi'ne Kıpçakların geldiğine dair güçlü deliller vardır. Özel¬likle Artvin'in doğu kısmında kalan bölgede Oğuzlardan önce Kıpçakların yaşa¬dığı bilinmek-tedir. Selçuklular Karadeniz'e indikten sonra Kıpçaklarla hem deniz hem kara yo¬luyla ti-cari bağlantılar kurmuşlardır. Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubâd'ın em¬riyle Hüsameddin Çoban, Suğdak'a sefer düzenler. Sefer sırasında ele geçirilen tutsaklar Sinop ve Kastamonu'ya gönderilir. Bu bölgede bulunan eski tarihli yazılı kaynaklarda Rum isimlerine göre yüksek oranlarda Türkçe şahıs ismine rastlanmaktadır. Bu durumun ciddi ma¬nada ele alınması gerektiğini bildiğimizden konu hakkındaki çalışmalarımız de¬vam etmektedir. Moğolların önünden kaçan Kıpçaklar, Anadolu'nun çeşitli yerlerine gelip yerleşir. Bütün bunların dışında bölgeye muhtelif zamanlarda muhtelif sebepler¬den dolayı Kıp-çaklar gelip yerleşmiş olabilir. Fakat tarihî belgelerin son derece yetersiz olması daha fazla bilgi vermemizi şimdilik engellemektedir. 2. Yer İsimleri Türkiye'nin pek çok yerinde Peçenek ve Kıpçaklarla ilgili yer ve aşiret isim¬leri bu-lunmaktadır. Bu isimlerin yoğunlaştığı bölgelerden biri de Karedeniz Bölgesi'dir. Ordu'ya bağlı Ulubey ilçesinin Kumanlar Köyü'nde bir mevkiinin ismi Peçeneklü'dür. Fatsa'nın bir köyünün ismi ise Bacanak'tır. Sivas iline bağlı Suşehri ilçesinde Peçene isimli köy bulunmaktadır. Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı bir köyün adı da Pa-çan’dır. Suşehri'nin Sarıyar Yaylası'nda bir taş üzerinde Runik yani Köktürk alfabesiyle yazılmış birkaç kelime bulunmaktadır. Bütün bunların yanı sıra "Canik Dağları" ismi-nin kaynağı da büyük ihtimalle Peçenekler'dir. Karadeniz Bölgesi'nde Kıpçaklarla ilgili de pek çok yer ismi bulunmaktadır. 1976'da Trabzon vilayetine bağlı Sürmene'de Kumanet, Of'ta Kumandere, Vakfı¬kebir'de Kumandere ve Kunanak karyeleri; 1947'de Of ilçesine bağı Komanet ve Komarita, Yomra ilçesine bağlı Komore, Giresun'un Alucra ilçesine bağlı Kuman, Ordu'nun Ulubey ilçesine bağlı Kumanlar, Sinop'un Komarı ve Kuman köyleri bulunmaktadır. Bölgenin hemen güneyinde, Sivas'ın Hafik ilçesine bağlı Kıpçak isimli bir köy vardır. Büyük bir ihtimalle bu yerleşim birimlerinin ismi çesitli sepeplerle böl-geye yerleşen Kıpçakların mirasıdır. 3. Ağız Özellikleri: Ordu İli ve Yöresi Ağızları 'nı hazırlamak üzere saha araştırmaları yaparken, Oğuz Türkçesi dahilinde çözemediğim pek çok ağız özellikleri ile karşılaşmıştım. Oğuz Türk-çesi özellikleri içerisinde yer almayan ağız özelliklerine, Karadeniz Bölgesi'nin diğer yörelerinde de rastladım. Konuyu mercek altına alıp incelemek durumu böylece kendi-liğinden ortaya çıktı. Karadeniz Bölgesi'nde Kıpçak Türkçesinin özelliklerini belirleyebilmek için bizzat yaptığımız saha araştırmalarında derlediğim yaklaşık 80 civarında ses kaseti kullanıl-mıştır. Daha önce ağız araştırmaları yapıldığı için derleme yapma gereği görmediğimiz veya fırsatı bulamadığımız yörelerin durumunu belirlemede hazırlanmış çalışmalardan yararlanılmıştır. Kendi derlediğimiz ve yapılmış çalışmalardan elde ettiğimiz bilgilere göre Karade-niz Bölgesi ağızlarında tespit edebildiğimiz Kıpçak Türkçesi özelliklerini şöyle sırala-yabiliriz: 3.a. Son seste yuvarlaklaşma: Kıpçak Türkçesinde, son seste veya kelime sonunda iki ünlü arasında bulunan g/ġ ünsüzü, kendisinden önce ve sonra gelen ünlü ile birlikte çok çeşitli değişikliklere uğ-ramaktadır. Bunların başında yuvar¬laklaşma gelmektedir. Kelime sonunda meydana gelen bu ses olayına özellikle Codex Comanicus'ta rastlanmaktadır. buzov (CC) (<DLT buzaġu) "buzağı", kırov (CC) (<DLT ¨kıraġu) "kırağı", köyöv (CC) "güveğü", yamov (CC) (<DLT yamaġ) "yama", ... Son seste yuvarlaklaşma, Kıpçak Türkçesinin günümüz lehçelerinde de gö¬rülmektedir. Kırgız Türkçesinde -aġu/-egü, -gu/-gü ekleri, -oo/-öö'ye değişmek¬tedir: bülöö "bileği taşı", kösöö "köseği, ocak değneği", ... Şalpazarı, Giresun, Ordu, Samsun, Sinop'un bazı yöreleri ve Kastamonu ağızla-rında bu yuvarlaklaşmanın bir benzeri yürürlüktedir. -aġı/-eği (<-aġu/-egü) ile biten kelimelerde kurallı olarak yuvarlaklaşma görülmektedir: bilō (NDA) (<DLT bilegi) "bileme taşı", buzō (NDA) (<DLT buzaġı), ġaşō (NDA) (<kaşağı), gelō (NDA) (<DLT kelegü) "tarla faresi, büyük fare", gerō (gereği) "meyve toplarken ulaşılamayan dalları yaklaştırmak için kullanılan ucu eğri değ¬nek", ġırō (NDA) (<DLT kıraġu), ġıyō (NDA) (<ETT güyegü)"güvey, damat", namazlō (NDA) (<ETT namazlaġu) "üzerinde namaz kılınan seccade", oklō (NDA) (<ETT o¨laġu) "oklava", yalō (NDA) (DS yalagu) "alev", ¨sō (NDA) (öğseği) "ucu yanmış odun parçası", yapō (NDA) (<yapağı), "ilk baharda kırkı¬lan koyun tüyü"... 3.b. g/ġ/ğ>v Değişmesi: Kıpçak Türkçesinin en önemli özelliklerinden biri, -g-/-ġ->-v-, -g/-ġ>-v değişme-sidir. Kıpçak Türkçesiyle yazılışı eserlerin tama¬mında bu açık bir şekilde görülmekte-dir. Durum böyle olunca, Türk lehçe ve şivelerinin tasnifini dil özelliklerine dayandı-rarak yapan araştırmacıların hemen hepsi, Kıpçak Türkçesi özelliklerinin en önemlile-rinden biri olarak g>v değişme¬sini saymışlardır. Bu değişme geniş boyutlu bir ses özelliğidir. Kıpçak Türkçesinin bir tesiri olarak Türkiye Türkçesi yazı dilinde döv-, ov-, öv-, söv-, ... gibi az sayıdaki keli¬mede de karşı-laşılmaktadır. Ancak Karadeniz Bölgesi ağızlarındaki durum biraz daha farklıdır. Böl-genin bazı yörelerinde kelime ortası ve sonunda görülmekte olup pek çok örneği bu-lunmaktadır. Son seste -g/-g>-v değişmesi, Ordu'ya bağlı Perşembe ilçesinden başlaya¬rak Ter-me'nin içlerine kadar çoğunlukla kalın ünlüye sahip kelimelerde hemen hemen tek ör-neklik arz edecek şekildedir. Diğer taraftan Bartın ve Zonguldak yöresi ağızlarında da görülmektedir. dav (NDA) (<dağ), bav (NDA) (<bağ) "ip, sicim", bov- (NDA) (<boğ-), dov- (NDA) (<doğ-), sav (NDA) (sağ) "solun karşıtı", yav (NDA) (yağ), yav- (NDA) (yağ-), ... İç seste -g-/-g->-v- değişmesi, Karadeniz Bölgesi ağızlarında yer yer karşıla¬şılan ve dikkat çeken bir dil özelliğidir. Bu ses değişmesi özellikle Perşembe, Fatsa, Ünye'nin tamamı Terme'nin doğu kısmında kalan köylerinde hemen hemen tek örneklik arz edecek şekilde karşımıza çıkmaktadır: Aynı özellik, Sinop'un Türkeli ve Erfelek ilçeleri ile Bartın ve Zonguldak yö-releri ağızlarında da yoğun bir şekilde görülmektedir. Tespit edilen kelimeler¬den bazıla-rı şunlardır: avurtu (NDA) (<ağart›) "süt, yoğurt, peynir gibi yiyecek ve içecekler", avır/avur (NDA) (<ağır), avız (NDA) (<ağız), avla- (NDA) (<ağlamak), avrı (NDA) (<ağrı), avu (NDA) (<ağu), avula- (NDA) (<ağulamak) "zehirlemek", bavır- (NDA) (<bağır-), bavla- (NDA) (<bağla-), buva (NDA) (<boğa), buvaz (NDA) (<boğaz), çavur- (NDA) (<çağır-), çuval- (NDA) (<çoğal-), devül (NDA) (<değil), duvan (NDA) (<doğan), düvün (NDA) (<düğün), sövüt (NDA) (<söğüt), yaviz (NDA) (<yağız), yuvur- (NDA) (<yo¬ğur-), ... -g-/-ġ->-v- değişmesi, birkaç ekte de tespit edilmiştir: -cAğIz/-cIğAz: kedicüvez (NDA) (<kedicağız), kızcuvaz (NDA) (<kızca¬ğız); anacuvazım (NDA) (<anacağızım), bobacuvazım (NDA) (<babacağızım), bacıcuvazım (NDA) (<bacıcağızım), ... -agı/-eği; -gu/-gü eki ile biten baz› kelimelerde Samsun, Artvin, Giresun ve Bolu'-da -ġ|ğ->-v- değişikliği görülmektedir: bilevü (TS) (<bileği), ġaşavu (TS), (kaşağı), ġıravu (TS) (kırağı), oklavu (TS) (<oklava), ... Şalpazarı, Giresun, Ordu ve Sinop yöresi ağızlarında ® sesinden bölünme¬siyle or-taya çıkan -g/ğ- sesinde de -ġ/ğ->-v- değişmesi görülmektedir. İlgi çekici bir değişmeler zinciridir. Kelimelerin ilk aşamasının doğuz, geğşek, puğar, uğar- (KDA) olduğu daha önce yapılan dil araştırmalarında tespit edilmiştir. İkinci aşaması ise ġ/ğ>v değişmesi-dir. Bu değişmelerle ilgili olarak tespit ettiğimiz örnekler şunlardır: buval- (NDA, fiA) (<buġal- <buñal-), dovuz (NDA) (<doġuz <doñuz), gevşek (NDA) (<geğşek <geñşek), puvar (NDA) (<puġar <pıñar), uvar- (NDA) (<uğar- <oñar-). Bununla birlikte Terme'den Vakfıkebir'e kadar uzanan sahil kesiminde, Canik Dağ-ları'nın eteklerinde kalan çok geniş bir coğrafyada az sayıda kelime bu değişiklikle tespit edilmiştir: avuz (NDA) (<ağız, "yeni doğmuş memelilerin ilk sütü", bovazı/buvazı (NDA) (<boğazı), sovan/suvan (NDA) (<soğan), ... 3.c. y->c- Değişmesi: Kıpçak Türkçesinde düzenli ses olaylarından biri de kelime başındaki y->c- deği-şikliğidir . Eski Türkçede y- ile başlayan pek çok kelime Kıpçak Türkçesinde c- ile başlamaktadır: cemiş (CC) (<DLT yemiş), cıy- (CC) "yığma", toplamak", cıgıl-/cıhıl-/cıkıl- (CC) (<DLT yıkıl-), cıl (CC), (<DLT yıl),cılan (CC) (<DLT yılan), cırt- (CC) (<DLT yırt-), coġda (ML) (<DLT yoġdu) "deve yünü"... y->-c- Değişmesi, Kıpçak Türkçesinin lehçelerinden olan Kırgız Türkçesinde yay-gın bir durumdadır: caş<yaş, cer<yer, cıl<yıl, cürök<yürek, cut-<yut-, col<yol, cönöl-<yönel-, ... kelimeleri bunlardan bazılarıdır . Oğuz Türkçesinin önemli özelliklerinden biri, kelime başında c- sesinin bu¬lunmamasıdır. Karadeniz Bölgesi ağızlarından derlediğim çok sayıda kelime c- sesi ile başlamaktadır. cemek (NDA) (<yemek) "bir çeşit orak sapı", cemek/cimek <yemek "tarlalarda biten, yaprakları buğday yaprağına benzeyen ot", cır- (NDA) (<DLT yırt-) "yırtmak, tırnaklamak" coruk (NDA) (<DLT yoruk) "huy, gidiş, zayıf", cuul (NDA) (<DLT yıgıl-/yuwul-) "mısır öbeğı", cer (NDA) (<yer) (Gr. Keşap: gul hakkını yiyenin ahirette ceri yok (NDA), cırık (TS) (<yır¬tık) (Artvin), cılga (NDA) (<yılga) "çay yatağı, suyu az dere, oyuk, çukur"... 3.d. ç>ş Değişmesi: Kıpçak Türkçesi ile yazılmış olan Et-Tuhfetü'z-Zekiyye Fi'l-Lugati't-Türkiyye ve El-Kavânînü'l-Külliyye Li-Zabti'l-Lügati't-Türkiyye adlı eserlerde ç (c) seslerinin ş (j) ile karşılanması, büyük bir ihtimalle -ç->-ş- değiş¬mesini ya da var olan gerçeğin bir tereddütünü işaret etmektedir: El-Kavânînü'l-Külliyye Li-Zabti'l-Lügati't-Türkiyye'de geçen şu kelimelerin yazılışı ş (j) iledir: bişti <biçti, keşti< geçti, köşti <köçtü "göçtü", aştı "açtı "acıktı", işti <içti, uştı <uçtı "uçtu", sıştı <sıçtı, kaştı <kaçtı. Aynı eserlerde ç sesininin (j) ile yazıl¬ması bu konuda bir kararsızlığı da işaret ediyor olabilir. -ç->-ş- değişmesi günü¬müzde Kıpçak Türkçesinin kolu olan Kazak Türkçesinde de yürürlükte-dir. Karadeniz Bölgesi ağızlarının en fazla dikkat çeken özelliklerinden biri de ç>ş de-ğişmesidir. Şalpazarı, Giresun ve Ordu yöresi ağızlarında bu değişiklik çok yaygın bir şekilde yaşamaktadır. Kelime başındaki değişikliğin örneği azdır: şünküt (NDA) (<F. çünki). Kelime ortasında sık karşılaşılan değişikliklerdendir: geşlikde (NDA) (<gençlikte), geşmiş (NDA) (<geçmiş), öşmediler (NDA) (<ölçmediler), uşun (NDA) (<için), ... -ç>-ş değişmesi, kelime sonunda da yaygındır: āş (NDA) (<ağaç), aş- (NDA) (<aç-), ġaş- (NDA) (<kaç-), geş- (ŞA) (<geç-), geş (NDA) (<genç), uş- (ŞA) (<uç-), üş (NDA) (<üç), ... -ç->-ş- değişmesi, Rize , Kastamonu , Zonguldak, Bartın ve Karabük illeri ağızlarında da yürürlüktedir. 3.e. -ñ->-y- Değişmesi: Kıpçak Türkçesi özelliklerinden sayılan bu değişme , ñ> ġ/ğ > y değişmesi aşa-masından sonra ortaya çıkmıştır. ng sesi, zaman içerisinde ikiye bölüp n ve g/ğ sesleriy-le temsil edilmiştir. Kurallı olarak iç seste ñ bulunduran ve ince sıradan ünlülere sahip kelimelerde karşımıza çıkmaktadır. g ünsüzü ilk aşamada iki ünlü arasında ğ, daha sonra da y ünsüzüne değişmek¬tedir. -ġ/ğ->-y- değişmesi, Karadeniz Bölgesi ağızlarında çok sık karşılaşılan bir dil ö-zelliğidir. deyil (NDA) (<değil), deyirmen (NDA) (<değirmen), düyün (NDA) (<düğun), ... gibi pek çok kelimede tespit edilmiştir. Bu değişikliklerle ilgili bölgemiz ağızlarından tespit ettiğimiz örnekler şunlardır: beyiz (NDA) (<beğiz <beñiz), deyiz (NDA) (<değiz <deñiz), diyel- (NDA) (<diğel- <diñel-), geyiş (NDA) (<geğiş <geñiş), göynek (NDA) (<göğnek <göñlek), siyek (NDA) (<siğek <siñek), siyir (NDA) (<siğir <siñir). 3.f. f>p Değişmesi: Kıpçak Türkçesi özelliklerinden biri de f>p değişmesi¬dir. Codex Cumanicus'ta ge-çen pil (CC) <fil, pıroze (CC, GT)<firuze kelimele¬rinde bu değişiklik açık bir şekilde görülmektedir: f>p değişikliği bugünkü Kıp¬çak Türkçesi lehçelerinden Kazak ve Kırgız Türkçesinin düzenli ses olaylarından¬dır. Tespit edebildiğimiz kadarıyla Karadeniz Ağızlarında bu değişikliğe yaygın biçim-de Artvin'in doğu kısmında rastlanmaktadır: seper<sefer, pu≈ara<fakara, palan<falan, musapir<misafir, terep<taraf, herip<herif. Karadeniz Bölgesi ağızlarında görülen Kıpçak Türkçesi özellikleri elbette saydıkla-rımızdan ibaret değildir. Ayrıca bu aşamada hangi yörelerde hangi özel¬liklerin bulundu-ğu da tam olarak tespit edilememiştir. Bu konuda kesin bilgiler ancak bölgede bulunan bütün illerin ağızları, akademik çalışmalarla ortaya ko¬yulduktan sonra verilebilecektir. Bununla birlikte elde edilen bilgilerden hareketle Karadeniz Bölgesi'ne çe¬şitli za-manlarda Peçenek ve Kıpçakların yerleştiği rahatlıkla söylenebilir. Buraya yerleşen Kıpçaklar, bazı dil özelliklerini yüzyıllar boyunca muhafaza et-mişlerdir. Bazı ağız özelliklerinin bugünkü Kıpçak Türkçesi lehçeleriyle para¬lellik gös-termesi bunun bir delilidir. Bölgede tespit edilen ağız özelliklerinin çoğunun kaynağı Codex Cumanicus'a uzanmaktadır. Bu, bölgede bulunan Kıp¬çakların Codex Cumanicus'un yazıldığı coğrafyadan geldiğinin bir işareti sayıla¬bilir. Bütün bunların yanı sıra bölge insanının tipi ve karakteri, temel gıda mad¬desi ola-rak darıyı/mısırı kullanmaları bakımından da Karadeniz Bölgesi ve Kıp¬çaklar arasında bağlantı kurulmaktadır. Bölgede bulunan Peçenek ve Kıpçaklarla ilgili özellikler konusunda çalış¬malarımız çok yönlü olarak devam etmektedir. şu anda masallar, efsaneler, tarım aletleri, dokuma-lar, mimari konusunda çalışmalar yapmaktayız. Bu çalışmaların sonuçlarına göre konu-lar daha da genişletilecektir. Taranan Kaynaklar ve Kısaltmalar BYA : Zeynep Korkmaz, Bartın ve Yöresi Ağızları, TDK yay., Ankara 1994. DLT : Besim Atalay, Dîvânü Lügati't-Türk, TDK yay., Ankara 1986. DS : Derleme Sözlüğü, TDK yay., C.I-XII. GT : Ali Fehmi Karamanlıoğlu, Seyf-i Sarâyî-Gülistan Tercümesi, MEB yay., İstanbul 1978. KA : Yalçın Kara, Keşap/Giresun Ağzı, (Yayımlanmamış lisans tezi), Erzurum 1972. KDA : Ahmet Caferoğlu, Kuzeydoğu İllerimizden Toplamalar, TDK yay., Ankara 1994. ML : Abdullah Battal, İbni-Mühennâ Lûgati, TDK yay., Ankara 1988. NDA : Necati Demir arşivi (Ağız araştırmaları kayıt kasetleri). OA : Necati Demir, Ordu İli ve Yöresi Ağızları, Türk Dil Kurumu yay., (Bas¬kıda). RA : Turgut Günay, Rize İli Ağızları, Kültür Bakanlığı yay., Ankara 1978. ŞA : Mehmet Zeytin, Şalpazarı Ağzı, (Yayımlanmamış lisans tezi), Erzurum 1974. TS : Tarama Sözlüğü, TDK yay., C.I-VII. ZKB : M. Emin Eren, Zonguldak-Bartın-Karabük İlleri Ağızları, |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|